Yük Olan Mı Yük Alan Mı?

14 Mayıs 2023 tarihinde yapılması kesinleşen seçimler öncesi siyasi partilerin kurumsal çalışmaları yanında aday adaylarının ferdi çalışmaları da devam ediyor.

Yük Olan Mı Yük Alan Mı?

Aday adayları, görünür olma ve şehrin dinamikleriyle temas kurma adına ziyaretler yapıyor ve bunu sosyal medya hesaplarından paylaşıyorlar.

Seçim takvimi açıklanmadığı için bu süreçte yapılacak en iyi çalışma da bu olsa gerek.

2023 seçimlerine özel bir anlam veren Ak Parti, mevcut oyunu daha da artıracak adaylarla seçimlere gitmeyi düşünüyor.

Ak Parti, aday belirlerken, “Bize bu dönemde yük olan değil, yük alan aday lazım” ilkesiyle hareket ediyor ve titiz çalışıyor.

Parti’nin aklıselim düşünen seçimin önemi yanında kritik olduğunu da gören ve şu an karar verme makamında bulunan yetkililerin zihninde bu formata uygun birkaç isim var.

Hatta yakın çevresine; “Gerekirse bizler çekilelim ve bu isimleri listeye koyarak iyi bir sonuç alalım ve Cumhurbaşkanlığı hem de milletvekili seçimlerinden parti olarak yüz akıyla çıkalım” diye vicdani düşünen ve fedakârlığa hazır olan siyasetçilerimiz de var.

Ancak bu duyarlı, samimi ve iyi sonuç alma adına kendinde fedakârlık yapmaya hazır isimlerin en büyük korku ve endişesi, bu isimlerin genel merkeze nasıl kabul ettirecekleri.

Böylesine ilkesel ve vefalı düşünen siyasilerimizin, seçimlerde iyi bir oy getirecek güçlü bir liste oluşturulması yönündeki düşüncelerinin hayata geçmesi için Genel Merkezi ikna etme gibi bir durumu engel görmeleri çok önemli bir mazeret olmasa gerek.

Ak Parti Genel Merkezindeki görevi ne olursa olsun, onun da amacı iyi bir sonuç almaksa ve bu sonuca götüren isimlerde uzlaşmaya varılmışsa yapılacak tek şey, bunu bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’a iletmek ve durumu izah etmektir. Erdoğan, olumlu sonuçlanacak herhangi bir konuda kendisine yapılan bilgilendirmelerden ikna olan ve bu kararı onaylayıp arkasında duran bir yönetim ve teşkilat anlayışına sahip. Bunun yakın tarihte çok sayıda örneği var.

Burada bütün mesele, öyle aracılar, yardımcılar ya da vekillere değil, bizzat Erdoğan’a durumun izah edilmesi ve güçlü bir listenin oluşmasına destek verilmesi.

Bu konuda kimse “bunu nasıl Reise söyleyelim” cümlesine sığınıp vazifeden kaçamaz. Hele hele “Biz niye ayağımıza sıkıp başka birilerini önerelim ki belki bize de listede yer verir” gibi bir hayalin peşinde koşarak hem kendisini hem şehri hem de Reisi yakma gafletine düşmesin.