Geçtiğimiz haftalarda yaşanan müessif okul basma hadiseleri sonrası başta zorunlu eğitim ve okul güvenliği olmak üzere birçok konu tekrar tartışmaya açıldı. Bir eğitimci olarak bizim gündemimizde ise ilk sıralarda kaybolan öğretmen itibarı yer almaktadır. Evet dijital değişim ve dönüşüm çok hızlı gerçekleşiyor. Öğretmenler eski öğretim yöntem ve tekniklerini bir kenara bırakıp günümüz teknolojisine uygun öğrenme yöntem ve tekniklerini iyi kavramalı, kendilerini güncellemeli ve öğrencilerle birlikte yaşayarak öğrenen birer rehber olmalıdırlar. Bu, hizmet içi eğitimlerle ve öğretmenin kendisini güncel tutma sorumluluğuyla gerçekleşecek bir durumdur.
Peki geçmişe göre kaybolan öğretmen itibarı nasıl geri getirilecektir. Çocuklarına köle olan ebeveynlerin bakış açısı çerçevesinde şekillenen öğretmen profili ne durumdadır? Açık söylemek istiyorum ki içler acısı durumdadır. Bugün okullarda elimiz kolumuz bağlı bir şekilde öğretmenlik yapmaya çalışıyoruz. Öğrenciye kızamıyoruz çünkü hemen velisi geliyor; çocuğumun psikolojisi bozuldu diyor. Öğrenciyi uyaramıyoruz çünkü ertesi gün velisi tarafından çocuğuma mobbing yapıldı diye bir cimer şikayeti ile karşı karşıya kalıyoruz. Kavga eden öğrencileri ayıramıyoruz bile. Kavga eden çocuklara elimizi sürsek ya şiddet ya da taciz suçlamasıyla itham edilmemiz olası bir durum. Hal böyle olunca öğretmenler de bu tür vakalarda geri durmaya başladılar. Gösterdikleri her 'iyi niyette' sıkıntı yaşayan öğretmen arkadaşlarımız işlerini yapamaz hale geldiler. Öğretimden ziyade için eğitim, ahlâk ve maneviyat kısmı hep eksik kalıyor. 'Öğretmek' kolaydır ama 'eğitmek' oldukça zordur. Bilgiye ulaşmak ve bilgiyi öğrenmek günümüz teknolojisiyle çok kolaydır. Peki aynı şekilde ahlak ve maneviyata ulaşmak ve onu içselleştirmek bu kadar kolay mıdır? Sadece akademik başarı isteyen veliler öğretmenleri bu hale getirdi. Çocuğuna 'eğitim' kısmını veremeyen ebeveynler bir bütün olan eğitim-öğretim sürecini de böyle olumsuz etkiliyorlar.
Bu bağlamda düşünecek olursak öğrenciyi zorla okulda tutmanın hiçbir faydası yoktur. Bugün esnaf kalifiye eleman bulmakta zorlanıyor. Piyasada usta bulmak imkansız bir hal aldı. 4 yıllık bir “bilgi yüklemesiyle” 40 yıl meslek icra etme devri artık kapandı. Yapay zeka bilgiyi istiflemeyi anlamsız kılarken, üniversiteleri de birer “diploma matbaası” olmaktan çıkmaya zorluyor. Artık mesele ne bildiğimiz değil, hangi beceriyi ne hızla güncelleyebildiğimiz. Beceri temelli mesleki eğitimin bir an önce hayata geçirilmesi ve ciddi bir şekilde uygulanması gerekmektedir.
İnsanlara bilgi yüklemenin hiç bir anlamı kalmadı. İstemediğin kadar bilgi teknoloji sayesinde elinimizin altında. 23-24 yaşınlarıda eğitimi tamamlayıp hayata atılmak isteyen gençler çok geç kalıyor. Üniversite eğitimi dahil tüm eğitimler 20 yaşına kadar tamamlanmalıdır.
Eğitim zorunlu olmaktan çıkarılmalı ve bu çocuklar ortaokul sonrası bir mesleğe yönlendirilmelidirler. Yine de okula gitmek isteyenler ortaokuldan başlamak üzere mesleki okullara yönlendirilmelidir. Mesleki ortaokullar açılmalı ve meslek liseleri daha cazip hale getirilmelidir. Teoriden çok pratiğe dayanan bir mesleki eğitim modeli ile istihdam daha cazip hale getirilmelidir.
Zorunlu eğitim kaldırılmalıdır. İsteyen okusun istemeyen okumasın. Ülkemiz diplomalı işsiz çöplüğüne döndü. Diploma alan herkes beyaz yakalı bir iş istediği için ara eleman ihtiyacı zirve yaptı ve ülkemizin kronik bir sorunu haline geldi. Bugün bir insan hastaneye gidiyor muayene olmak için doktorun karşısında el pençe divan bekliyor. Onu geçtim bir insan sanayiye arabasını yaptırmaya gidiyor. Sanayideki usta'nın karşısında hazır olsa bekliyor. Aman bana kızmasın aman arabamı güzel yapsın diye çekiniyor. Ama aynı kişi okula gelip çocuğunun öğretmenine saygısızca ahkâm kesiyor ve herşeyi kendisinin daha iyi bildiğini iddia ediyor. Eğer bir veli bu düşüncedeyse çocuğunu kendisi eğitsin. Doktor'a ve sanayideki usta'ya el pençe duran insanlarımız öğretmene karşı ise her şeyi ben bilirim tavrını sergiliyorlar. İşte bu yüzden öğretmen itibarı kayboldu.
Anne ve babası tarafından öğretmene karşı itibar edilmediğini gören çocuk öğretmene itibar eder mi?
Evet, eskinin öğretim yöntem ve tekniklerini değiştirelim ve güncelleyelim diyoruz ama kaybolan 'eskinin öğretmen itibarını' da geri istiyoruz. Bu da nasıl gerçekleşir?
Veliler çocuklarına köle olmaktan vazgeçmelidir.
Veliler çocuklarının her istediğini yapmamalı ve zorluklarla baş edebilmelerine imkan tanımalıdırlar.
Bir veli çocuğunun öğretmenine saygı göstermeli ki çocuğu da öğretmenine saygı göstersin
Öğretmen maaşları artırılmalıdır. Ülkemizde mesleklere kazançlarına göre saygı gösteriliyor maalesef.
Öğretmenin elini kolunu bağlayan sıradan cimer vb. şikayetlere itibar edilmemeli öğretmenin işine odaklanması sağlanmalıdır.
Zorunlu eğitim kaldırılmalı, eğitim öğretime faaliyetlerini sekteye uğratan ve okumak istemeyen öğrenciler zorla okulda tutulmamalıdır.