Hayat, bazen insanları bize emanet eder; bazen de sessizce hayatımızdan çıkarır. Biz ise çoğu zaman gidenlerin ardından bakar, “Nerede yanlış yaptım?” diye kendimizi sorgularız.
Oysa her gidiş bir kayıp değildir.
Bazı insanları kaybettiğimizde hayatımızın eksileceğini düşünürüz. Onlarla kurduğumuz bağın, paylaştığımız anıların ve verdiğimiz değerin karşılığını ömür boyu taşıyacağımızı sanırız. Fakat zaman bize başka bir gerçeği öğretir:
Bazı vedalar kayıp değil, yer açmaktır.
Hayatımızda herkes kalmak zorunda değil. Herkesle aynı yolda yürümek, herkesi memnun etmek, her kırgınlığı düzeltmek zorunda da değiliz. Bazen insanın kendisine yapacağı en büyük iyilik, artık kendisine iyi gelmeyen ilişkilerden sessizce uzaklaşabilmesidir.
Çünkü insan, hayatında taşıdığı her yükle daha güçlü olmaz. Bazı yükleri bıraktığında nefes almaya başlar.
Elbette vedalar kolay değildir. Hele ki değer verdiğimiz birinden uzaklaşmak, geçmişte güzel anılarımız olan birini hayatımızın dışında bırakmak ağır gelir. Ama bazı kapılar kapanmadan yeni kapıların açılmadığını da zamanla anlarız.
Önemli olan kimlerin gittiği değil, geride kalan insanın kendisini kaybetmemesidir.
Bazen bir vedanın ardından yalnız kalırsınız. Fakat o yalnızlık, kendinizi yeniden bulduğunuz bir dönemin başlangıcı olabilir.
Bu yüzden herkes hayatımızda kalmak zorunda değil.
Gidenin ardından kendimizi eksiltmeyelim.Kalanın kıymetini bilelim.Ve en önemlisi, kendimize olan saygımızı hiçbir vedaya feda etmeyelim.
Hülasa, bazı vedalar hayatımızdan birini götürür; ama bize kendimizi yeniden kazanma fırsatı verir velhasılıkelam…