TÜİK bugün Eylül ayı enflasyonunu açıkladı: Aylık yüzde 1,84, yıllık yüzde 29,73.
Rakam kâğıt üzerinde oldukça net…
Ama asıl mesele rakamın kendisinden çok, vatandaşın hayatında ne ifade ettiği.
Çünkü vatandaşın enflasyonu hesap makinesinde değil, market arabasında ölçülüyor. Pazarda file doldururken, kira öderken, çocuğunun okul masrafını karşılarken, faturalarını yatırırken hissediliyor.
TÜİK’in açıkladığı yüzde 1,84’lük aylık artış, istatistiksel olarak belirli bir yöntemle hesaplanan resmi tüketici enflasyonudur. Yıllık oran da yüzde 29,73’tür.
Peki vatandaş neden farklı hissediyor?
Bence bu sorunun cevabı, “evet” veya “hayır” demekten önce şu soruda aranmalı:
Vatandaşın cebindeki para, bir ay öncesine göre gerçekten ne kadar değer kaybetti?
Kendi yaşadığım pazar sepeti ile gerçek bir örnek vermek istiyorum. Ocak ayında 7.500 TL ile başladığımız sepeti haftasonu (Pazar)12.750 TL ile bitirmiş olduk. Bu arada sepette ne var derseniz; temizlik malzemesi, kuru bakliyat, sıvı yağ ve kahvaltılık...
Yorum siz TÜİK yetkililerine!
Ekonomi şartlar vatandaşı da artık çıkmaz bir noktaya getidiği aşikardır. İstatistik ile hayatın gerçeği aynı noktada buluştuğunda güven artar.
Devletin kurumlarına düşen görev sadece rakam açıklamak değil; o rakamın nasıl hesaplandığını, hangi ürünlerin ne ağırlıkta olduğunu ve vatandaşın neden farklı bir enflasyon hissettiğini mümkün olduğunca şeffaf anlatmaktır.
Çünkü ekonomik güven, yalnızca enflasyonun düşmesiyle değil, açıklanan rakama duyulan güvenin artmasıyla da oluşur.
Hülasa, vatandaş aylık artan fiyatlar karşısında gördükleri TÜİK verilerine inanmıyor. Şeffalık olmadığı müddetçe ekonomi düzeldi diyemeyiz velhasılkelam…
Yazarın Diğer Yazıları
1,84 gerçekten samimi bir rakam mı?
05 Ekim 2026 11:29Ekranda ne varsa, gençlik onu mu öğrenecek?
28 Eylül 2026 14:43Mansur Yavaş Cumhurbaşkan Yardımcısı mı olacak?
24 Eylül 2026 12:25Herkesi hayatınızda tutmak zorunda değilsiniz…
22 Eylül 2026 17:08Eğitimin Temeli, Güzel Ahlaktır
14 Eylül 2026 15:26