İlhami BULUT

 LÜLEYZA

İlhami BULUT

             Bir bayramı daha idrak ederek, dostluklarımızı; bayramların telkin ettiği heyecanla tazeledik. Yardımlaşmalarımız oldu, belki de bayramın ruhuna tam uygun olarak el ele veremez isek de, gözlerimizdeki ışıltılarla toplum dinamikleri biraz daha güçlendi.

            Her günün bayram sevinciyle geçmesini istiyorsak; yöneticilerin adil olmaları gerekmektedir. Kamuya ait maddi kıymetlerden vatandaşların tümünün eşit bir şekilde istifade etmesi gerekmektedir.

            Biraz daha açık söylemek gerekirse, yönetim erkini elinde bulunduranların adam kayırmadan, herkese eşit mesafede kalması gerek, bunu diliyoruz ve bekliyoruz.

             Bu irdelemeleri, serzeniş ve zaman zaman tenkit boyutunda yazıları bir çok kalemlerden takip etmekteyiz.

             Biz biraz da şiire değinmek istedik, şiir; gerek şarkı, türkü gerek söz olarak hemen her gün iç içe olduğumuz bir sanat şubesi.

              Günümüzde genelde sürreal bir çizgide seyreden ebedi akımlar bulunmakta, şiir dokusu hoyratça soyulmaktadır.

              En son kaleme aldığım; Lüleyza sembollü şiirimi sizlere takdim etmek istiyorum. Teşekkür ederim.

/

LÜLEYZA

/

bedenden çıktığım hür bir zamanda

kavlin mürekkebini karıştırıyorum 

kalbin demirlediği firuze bir limanda

lüleyza ile yüreğimi barıştırıyorum 

aşka beyaz ışık çiselerken yıldızlar

feray bir gecede çıkar gelir lüleyza 

gözlerinin rengine boyar bir anda 

bir bakışla sıcak sıcak açar yüreğimi 

aşkın atar damarına girer lüleyza 

ay ışığı çiselerken ürkek tenine

kıvrak bir kemanda titrer sesim 

başının izinde döner durur gece 

imlasız bir sesle dökülür nefesim 

/

lüleyza’da kalır aşkın gözbebekleri

göz ucuyla tanrıyı hatırlatan kadın 

öpmek aşkın işidir sevdalı yerleri

ben bir yalan sen bir rüya mıydın 

ateşe gönderdik bütün kelebekleri 

lüleyza bir salkım bulut getir bana

bu yorgun kalbimin terini sileyim

ellerin ıslak ıslak gel de sür yarama

bu aşkın kudretini ben de bileyim

/

bir şiirden bir makber ördü bir şair

siyah bir şarkı olarak kaldı bizlere 

buyruk almadan akar mıydı bu nehir

bizi damla damla kim taşır denizlere

iflas eden bu kalbi ele aldı lüleyza 

çıkarmaya başladım taşın suyunu 

akmış gidiyorum şehirden şehirlere

anka kanadı kerem külünden dokunur

eli mızraplı mecnun masum biriydi

yiğit bir sevdalı kalbi alnından vurur

aşka bu idam hükmünü kim verdi

aşık kopardı kemendi debelenip durur

/

adem elmayı soymadan mı yedi

niye gönlümüz kamaşıyor lüleyza

bu aşk nöbeti bu aşk fırsatı bizde 

bu yürekler şimdi ne bekliyor lüleyza 

/

bir gün bir ayrılık alıp giderse beni

bu şiirin altına resmimi eklersin

ruhum tanımaz olursa bu bedeni

ellerin kalbimden usul usul çekersin 

/

bu nasıl bu nasıl bir sevda lüleyza

sürekli sürekli ağlayanlar vurulur 

sevdayı unuttu bu kalbin vatanı 

bu aşkın icabı senden sorulur 

/

varsın biraz da ayrılık beklesin aşkı

gel de düğmele beni ecel ötesine

doldur yüreğin al intikamı lüleyza

sükutun hançeri kınında kalsın 

zernişan olsun pul pul gözyaşlarım 

aşk bahsinden bir bakış fırlat 

vur gitsin bu ayrılıkları lüleyza 

hasretin çeyizi vuslata kalsın..

 

Yazarın Diğer Yazıları