İlhami BULUT

Eylül Halleri

İlhami BULUT

Çocukluğumda ki, 60 yıl öncesinden bahsediyorum, Eylül harman sonu demekti, öküzlerle, gem dediğimiz düvenle harmanın mal yağmasını hazırlar, sonra da; ağaç harman makinesi ile harmanı savurur, saman ve tanesini ayıklardık.

             Harman bitince babam rahmetli bir gölgeye oturur, bir harman daha savdık derdi, bu harmanının, hasılatının sevinci yanında, ilkbahardan beri çocuk gibi baktığı, o yemyeşil başakların samana dönüştüğünü görünce sanki bir şeylerden ayrılıyor gibiydi. Duygularını fazla da açık etmezdi, ‘bir harman daha savdık’ derdi. Şimdi savılan, savrulan harmanlar çok farklılaştı. Artık o mavera yok, biz de bil cümle duygulardan hasıl bir Eylül şiirimizi sizlerle paylaşmak istedik.

*

EYLÜL HALLERİ

 

yüreğin susturulmuş yanıyla gel/gel eylülce açıl biraz
bu eylüller hicran için var sanki çok farklı dokunur insana
nice ayrılıklar var ki yeşertmiştir hiç olmayacak duaları
hasretim nehirden daha uzun dur birazcık aksın sana

hiç okumadan yak bu şiiri/şiirde kalsın bu cevapsız sorular
biz ömrün yollarında çileyi derledik bile bile
mavi buz kırığı olmuş ikimizi göstermez bu aynalar
elbet baharın bir şavkı takılıp kalmıştır zülfün ince teline

dağ suyu ol dökül biraz irkilsin ruhumdaki çiçek kökleri
günahlarım cam kırıklarında akşam güneşinde yanarken
bu mevsimde çok görürsün özellikle vuslat hayali
rüzgar uğultusu çocuk gibi yamaçlarda kayarken

kanatlarındaki ölümsüz efsane karanlığı söndürür
izdivaç renkli kelebek şem-i rûşende aşk içinde yanarken
her eylül dirilir bende ve beni her gün öldürür
efsunlu perilerin inat mizaçları hepsi sende yaşarken

bu akşamda kıyısız derya kenarında yine beklerken seni
kurşuni renge boyadım denizi güneş batacak yer arıyor
bulandırdı beni şu kuytuda ters takla atan densiz kuğular
sudaki izlerin öptüm diye seni bana yar sanıyor

bu mevsimde dudağıma ilişir bütün sarı türküler
bu mevsimde öfkeli dalışa geçer balık ve martı sürüsü
bu mevsimde yanmıştır mektup-şiir ve bütün şarkılar
bu mevsimde bulunur göçmen kuşların ölüsü

hüzün saltanat kurdu ve reva gördü eylüle
içim dışarıdan görünüyor çok eskidi pembe şafak tülleri
bir ara teşrif eyle yüreğimdeki sana mahsus yerine
şu sonbaharı sil mevsimlerden bitsin bu eylül halleri

gelirken çiğ düşer /üşürse ellerin kalbine geri dönersin
zemheri yaftasını artık hamaylı gibi asmışım boynuma
yüklerim eylül yapraklarına zümrüdüanka efsanesini
bir kucak yıldız koparıp galaksiden alıp yatarım koynuma.

Yazarın Diğer Yazıları