İlhami BULUT

Elazığ Kalemleri, Şerif Aydemir

İlhami BULUT

“Elazığ Kalemleri”  Kültür havzamızdan filizlenen, mana zeminini kadim damarlardan besleyip; kökünden aldığı gücü, muhayyilesinde diri tutarak, sanat meyvelerini kendi tarzıyla sanatseverlere servis eden; güçlü bir hikâyecimiz Şerif AYDEMİR’le devam edecek;

1950 yılında  dünyaya gelen Şerif Aydemir’in babası  Osman Aydemir, annesi Arapkir’in köklü ailelerinden Saniye Hanım’dır.

İlk ve orta öğrenimini memleketi olan Elazığ/Ağın’da okuyan yazar, lise tahsilini Malatya Turan Emeksiz’de 1969 yılında tamamlar.

Adalet Yüksekokulu mezunu olan Şerif Aydemir, lise eğitiminden sonra gittiği İstanbul’da muhtelif gazetelerde çalışır, ilk şiir ve yazı denemelerini bu sırada yayımlar.

Söz konusu dönemin sanat mahfillerine müdavimliği nedeniyle; edebiyat dünyasından önemli simalarla bulduğu tanışma ve sohbet olanağı, onun aktif sanatın içine girişini hızlandırır.

Memleketi Elazığ’da 1974 yılında memuriyete başlayıp; 1980 yılında tayinle gittiği İstanbul Adliyesi’nde uzun yıllar İdari ve Mali İşler Müdürlüğü görevinde bulunduktan sonra 2011 yılında da emekliye ayrılan,

Yazar Şerif Aydemir’in; Türk Edebiyatı, Yeni Asya, Dergâh, Sanat Alemi, Bizim Külliye, Halk Edebiyatı, Kümbet, Harput Çırası, Ağın Düşün ve Sanat Dergisi, Ağın Haber Gazetesi gibi birçok gazete ve dergide şiir ve yazıları yayımlanır.

Şair Hüseyin Akın’ın “Şiire giderken bir öyküye tutulup hikâyeye giden adam” dediği Şerif Aydemir;

*

-Ruhuma Saplanan Şehir

-Yazık Olmuş Yarsız Ömrü Geçene

-Mendilim Sende Kalsın

-Çiçekten Harman Olmaz

- Yaşamak Geçti Başımdan

*

İsimli eserleri imzalar.

Sanatsal perspektifinde; “Gasar Osman” namıyla maruf, çocuk yaşta İstanbul ‘un İsmail Dümbüllü gibi tulûat tiyatronun köklü temsilcileri ile tanışıp, Atatürk’ü yakından gören, Beyoğlu’nun “çorbacı” denilen zengin Rum’larıyla kurduğu diyalogu, köy odaları ve sohbet meclislerinde anlatıp ilgiyle izlenen ve 60 yıl esnaflık yapan merhum babasının etkisini yazarımızın üzerinde hissetmek kolay olur.

Mehmet Nuri Yardım; yazarımız için “ Hikâyelerin tamamında bizim neşemiz, hüznümüz, sevincimiz, kederimiz, kısacası bütünüyle bizim kâinatımız var. Her birinde ayrılıklarımızı, kavuşmalarımızı, hasretlerimizi ve hicranlarımızı görürsünüz “ der.

Şair ve eleştirmen R.Mithat Yılmaz’da; şu tespitte bulunur Şerif Aydemir’in eserleri için;

“,,,,,,,Yeri gelir, tahkiye edilen olayın örgüsü öne çıkar, yeri gelir hikâyedeki kahramanın ruh dünyası. Aydemir’in tarzı ve başarısı da burada başlıyor işte. Hikâyesi iç içe katmanlardan oluşuyor onun. Bir bakmışsınız “olay” almış başını gidiyor; ha bire koşturuyorsunuz. Bir de bakıyorsunuz kesit ön plana çıkmış; olayın/hayatın tamamı yerine bir bölümüyle haşir neşirsiniz,,,,,”

Mehmed Niyazi; 3 Ekim 2011 tarihli bir gazetedeki yazarımız hakkındaki yazısını şu şekilde bitirir.

“,,,,,,,Bir kimseyi bir başkasına benzeterek anlatmaya kalkışmak doğru değildir. Şerif Aydemir’in hikâyelerini okurken Gogol’unkilerden az zevk almadığımız için “Bizim Gogol” diye söze başladık. Amacımız edebiyat dünyamızın değerli bir kalem kazandığından duyduğumuz kıvancı belirtmekti”

Prof.Zafer Gençaydın; “Yazık Olmuş Yârsız Ömrü Geçene” isimli kitapla ilgili olarak yazarımız hakkında “Şerif Aydemir’in duyumsadıklarını, onu kedere boğan yitirdiklerine duyduğu özlemi halk deyimleriyle, insan ruhunun derinliklerinden süzülerek gelen binlerce yıllık birikimin ürünü türkülerle, mecazlarla bezeyerek şairce bir duyarlılıkla dile getirişini büyük bir haz duyarak okudum” dedikten sonra yazarımızdan şu alıntıyı yapar.

“Keşke ben de Ağın Çınarı’ndan bir yeşil dal getirseydim yanımda. İçimdeki hasret meleyen kuzuyu anasız yatıramadığım gecelerde o çınar dalına tutunurdum” O “dalına tutunurdum” dediği çınarın altı (Recep Dayı’nın kahvesi,,,,,,,,,,,,,,,Ağın’ı bir kez görmüş olanların bile belleklerine oturmuş o çınarın altı,,,,,,,)    diye sürüp giden bir sunumda bulunur.

Bir şiirinde “Eğin bir yanım, Harput diğer yanım” diyen şair ve yazarımız Şerif Aydemir; mülahazasını şöyle sürdürür.

“,,,,,,Rahmetli büyüğümüz İshak Sunguroğlu, Harput Yolları’nda adlı 4 ciltlik önemli eserinde, “Biz kulağımızdan şişmanlarız.” diye bir Elazığ sözü nakleder. Bu söz, Hz. Mevlâna’nın Mesnevî’sinde geçen, ”İnsan kulağından beslenir.” ifadesinin bir başka terennümüdür.

Bu, anavatanımız Orta Asya’dan tâ Anadolu’nun içlerine kadar getirdiğimiz kimi zaman ateş etrafında, kimi gün ocak ve kürsü başlarında, su boylarında kopuz çalarak, ilâhi ve gülbank okuyarak, salâvat çekerek asla yere düşürmediğimiz; töre ve ananelerimizdir. Ruh kökümüzdür. Esenliğimiz, dirliğimiz ve diriliğimizdir.,,,,”

Kendi demesiyle.“Ağın-Arapgir-Eğin aynı damardan beslenen, aynı kültür havzasında uç veren, kökü aynı topraklarda olan üç dut fidanıdır. Arguvan’la, Keban’la, Çemişgezek’le de şerbeti bol dökülmüş bir hısımlık sofrasına bağdaş kurmuşlardır.”

“Yazık Olmuş Yârsız Ömrü Geçene” de yer alan şu pasaj paylaşılmaya değer sanırım;

“,,,,,,,,,,Geçtiğimiz yüzyılın başlarında ne kadar çok yiğit göndermişiz uzaklara. Gurbetlere, cephelere, ince hastalıklara.

Ağın’dan, Arapgir’den, Eğin’den alıp Giresun Limanı’na kadar kervanlar yetmemiş taşımaya. Ne baldırı sıkı katırlar karlara saplanmış Şebinkarahisar yollarında. O katırların ayaklarında nice umutlar tükenmiş.

Dönememişler, dönmemişler uzun süre. Yol beklemişler sicim gibi uzanan yolların son kıvrımlarında. Yol gözletmişler garip serçeler misali ‘süyük’lerin ucunda. Seneler üst üste bindikçe, kıtlıklar, yokluklar evlere düştükçe umutlarını yemişler tazecikler. Çocukların sulu gözlerinde asılı kalmış babalarının fotoğrafları. Çağı gelen kızlar evlenirken, pazıları şişen delikanlılar askere alınırken o fotoğrafları bir muska gibi koyunlarında götürmüşler. Nikahlı dullar yorgan gibi sarınmışlar ağıtları,duaları,ahları…Körpe sevdalar yüreklerin nemli kilerlerinde çürüyüp kalmış öylece,,,,,,,”

İlesam. Türkiye Yazarlar Birliği ve Türk Edebiyat Vakfı’nın faal üyesi olan yazarımız Şerif Aydemir;

ESKADER. (Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği)    ’nin kurucularından olup; halen bu derneğin başkanlığını deruhte etmektedir. (bu çalışma dokuz yıl önce hazırlanmıştır.2023)

Hiç riyasız yazarımızın eserleri; bir kulaktan girip; akla tutunmadan, gönül ve vicdanı alâkadar etmeyip diğer kulaktan çıkacak sükseli, kuru söz yığını olmayıp,

Münhasır tarzıyla, özgün ve özgül ağırlıklı; hepsine özenle giydirilen, ulvi derinlikten renkler taşıyarak,  yakışan ruh libasıyla, his tabanına höllük serilerek; okuyucunun düş ve düşüncesine refakat edecek masum; mutedil bir haleti ruhiye ile asla zıtlaşmayacak mütevazı eserler.

Halen; İstanbul’da yaşamını sürdüren 3 çocuk babası ŞERİF AYDEMİR Yazarımız’ı selamlıyor.  Sağlık ve saadetler diliyoruz

Yazarın Diğer Yazıları