“Elazığ Kalemleri” ‘Gönlü mümbit, bereketli bir kalemle devam ediyor. Bu kalemimiz eğitimci-yazar Bilal Civelek,
1960 Yılında Elazığ’da dünyaya gelen yazarımızın çocukluğu Yeni Mahalle’de geçer. Anne tarafı Harputlu olan Civelek; İlk, Orta ve Lise öğrenimini Elazığ’da tamamlar.
Yazar o yıllara ait anılarını şu satırlarla bizlerle paylaşıyor.
“Elazığlı olmaktan gurur duyan bir Elazizliyim. Annem tarafı Harputludur. Harput ve Elaziz kelimeleri kişilik özelliklerimin oluşumunda büyük rol oynadılar.
Çocukluğumuzun geçtiği yeni mahalle, Bölge mahallesi, Fırat Üniversitesi’nin üzerine yapıldığı arazide top oynamamız, bahar yağmurlarında oluşan gölde çimdiğimiz günler unutulmaz hatıralarla doludur.
Elazığspor aşkı ile eski stadın karayollarına bitişik duvarlarına tırmanmak, bedava maça gitmek hafta sonu maceralarımızın başında geliyordu.
PTT önünde Teksas, Tomkis alıp satmak, okumak vazgeçilmez bir kültür aktivitesiydi. Yolda gazete parçalarının üzerine çömelip tarihini bilmediğimiz, sararmış yırtık parçalarını okumak büyük bir zevkti”.
Bilal Civelek; Elazığ Ortaokulu’ndan sonra Endüstri Meslek Lisesini bitirip; Çukurova Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümünü girerek buradan mezun olur.
Stuttgart Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü’nde yüksek Lisans yapan yazar ve yurdun birçok yöresinde Almanca öğretmeni olarak görev yapar.
Bu arada Almanya’nın Stuttgart şehrinde Türkçe ve Türk Kültürü öğretmeni olarak beş yıl hizmette bulunur.
Lise yıllarında Son Havadis Gazetesinin muhabirliğini yaparken, Karadeniz Bölgesi’nde görev yaptığı sırada da Hürriyet Gazetesi’nin yerel muhabirliğini yürütür bu arada bir vakfın da müdürlük görevini üstlenir.
Bu çalışmalar sırasında yaşadığı bir anısını kendi anlatımı ile takip ediyoruz.
“Ordu ilinde Hürriyet Gazetesi muhabirliği yaparken bir haberim manşet olmuştu. “Bazı kasaplar murdar hayvan eti ucuz alarak halka satıyor”. Diye bir haber…
O zamanın Ordu Valisi Necati kaya bu haberden sonra olayı araştırıyor. Bir şey bulamıyor. Muhabiri araştırmaya başlıyor fakat gazete muhabir ismi vermiyor. Bir hafta sonra Malatyalı Kaymakam Mahmut Kuş’un odasında Vali Çetinkaya, kaymakam ve ben otururken, vali Çetinkaya Kaymakama döndü:
“Yahu Mahmut şu muhabiri hala bulamadık. Kim bu muhabir, bu haberi nasıl yaparlar! ” diye sordu. Ben hiç tereddüt etmeden:
”O muhabir Benim Efendim! ” dedim. Vali Çetinkaya bir an ne diyeceğini şaşırdı ayağa kalktı: “E, şimdi oldu mu? Seni Vakıf müdürü yaptık ki, arkamızda iş mi çeviresin? ” dedi.
Ben haberin yalan olmadığını, eti satanları, alan kasabı söyledim, şahitleri göstereceğimi söyledim.
Meğer Belediye kesilen hiç bir hayvan kontrol edilmeden dağıtılıyormuş.
Çünkü belediyenin baytarı yokmuş. Bu olayla bu eksiklik ve ihmal de ortaya çıktı. Hemen baytar kadrosu açtılar ve olaya karışan iki kasaba ceza kestiler, sonradan da Vali bey teşekkür etti”
Elazığ’dan uzakta Elazığlı gibi yaşadığını söyleyen yazar;
*
Beyaz Kıyamet,
Bir Nefeste Güneydoğu
Borisin Sırrı,
Derdo,
Dokunmayın Portakalıme,
Duanın Gücü
Kalbim Sende Kaldı Rumeli,
Kurulmamış Hayaller,
Mustafa Kemal’in Kuşları (Dersim Yanıyor)
Mutluluğun Şifresi
Suyu Yıkayan Bilge
Duan kadar varsın
Sükut
Kelebeğin Günlüğü
Dert Etme Sabret
Dert Etme Allah biliyor
Kafi
Kırık Kalpler Atölyesi
Unuttum Sanma
Allah Bilsin Yeter
Huzur Sende Allah’ım
İyi Düşünmek
*
İsimli eserlerin müellifidir. Güneydoğu’da görev yaparken kitap yazmaya başladığını söyleyen Bilal Civelek’in ilk eseri “Bir Nefeste Güneydoğu” isimli kitabı, olmuştur yazım hayatını çok şükür sürdürmektedir.
Günışığı ve Yeniçağ gibi birçok gazetede köşe yazarlığı yapan yazar şehrimiz için şu değerlendirmede bulunmaktadır.
“ Elazığ Türkiye’de yeni kurulmuş şehirlerden biridir. Harput’tan ayrılarak yepyeni bir şehir oldu. Ya da oluşturuldu. Fakat Elazığ, yeni kurulan şehirlerarasında en şanslı olanıdır. Çünkü Harput gibi tarihi derinliği olan bir kültürün mirası üzerine oturdu. Harput’un yüzyıllarca kültürel birikimini kucağında buldu.
Bundan daha iyi bir şans olur mu? Harput, tarihsel süreç içerisinde kültürüyle tanınan bir yerleşim yeriydi. Nice Şairlerin, yazarların, hafızların, Müzisyenlerin kadıların yetiştiği bir merkezdi.
Harput müziği kendi rüştünü kendine has makamlar yaratarak ispatlayan, dünyada benzeri az yerlerden biridir. Türk müziğini elinize alın, altını üstüne getirin Harput müziğine benzer bir makam bulamazsınız. İstanbul müziği bazı makamları Harput’tan almıştır ama Harput tek bir eser ve makam bile İstanbul’dan almamıştır.,,,,,,,,”
Hararetle Elazığ kültür konusu üzerinde duran yazar değerlendirmelerini şu şekilde sürdürmektedir.
“,,,,,,,,Elazığ kültürünün Türkiye’ye tanıtılması medya merkezinde çalışmalar yapmak lazım. Görsel medyayı kullanmak lazım…
Çünkü Türkiye’nin Elazığ kültürüne ihtiyacı var. Elazığ kültürü bir yaşam tarzıdır, sosyal ihtiyaçtır, kültür çeşnisidir.
Geciktik mi? diye sorarsanız, asla! …
Geciken bir şey yok, yeter ki Elazığ’da kafamızı çıkarıp dışarıda neler oluyor, neler bitiyor diye bakalım.
Yine bizim eserlere gelelim. Yazdığım romanlar genelde araştırma sonucu gerçek olaylardan oluşuyor.
Bunlardan Boris’in Sırrı, Kalbim Sende Kaldı Rumeli romanları Yurtdışındayken hazırladım.
Kısa sürede satıldı, şu ana kadar gelen okuyucu yorumlarından daha bir tane olumsuz yok. Kitapyurdu internet kitap satış sayfasında dört sayfa yorum var ama tek olumsuz yorum bulamazsınız.
Demek ki emeğimiz yerini buldu. Allaha Şükürler olsun!
Yıllardır dersim tartışmasıdır gidiyor. Dersim isyanını taraf tutmadan bağımsız bir dille, gerçek bir aşk hikâyesi içerisinde işledik. Dersim isyanı bastırılmasaydı ne olurdu? Sorusunu aydınlatmaya çalıştık.
Kurulmamış hayaller kitabında ise Harput’tan Amerika’ya göç eden Türklerin hikâyesini işledik. Aynı zamanda 1900’lu yıllarda Ermenilerin Osmanlı altınlarını Amerika’ya nasıl taşıdıklarını ortaya koymaya çalıştık.
Gelecekte Elazığ kültürü ile ilgili bazı projelerimiz var ama henüz erken. Biraz daha zaman ihtiyacımız var. Elazığ kültürünü Kömürhan köprüsünden ileri taşımanın zamanı geliyor artık.
Buna ayak uyduran uydurur, uydurmayan, yine kendi çalar, kendi oynar. Ama bu sefer Onların dediği olmayacak, Elazığ kültürünün dediği olacak inşallah!
Elazığ kültürünün dışarıya taşması, Elazığ’da şiir yazmak, kitap basmak, müzik yapmakla olmayacağını anlamak lazım…
Dışarıdaki yazarlar sanatçılar birleşerek bir güç oluşturmak lazım
Bunu yapacak olan ise belediyedir.
Belediye yalnız şehri imar etmekle uğraşmamalı, aynı zamanda kültüre de el atmalı, desteklemeli” diyen yazarın eserlerinden biri olan
“Suyu Yıkayan Bilge”
Bu eser “Kalbin Felsefeye Açılan Kapısı” şeklinde yorumlanıp, modern sufuliğin gereklerini ortaya koyan bir çalışma olarak kitaplıklardaki yerini almış bulunmaktadır.
Halen Yediveren Yayınevi’nin genel yayın yönetmenliğini de yapan; Evli iki çocuk babası Yalova’da öğretmenlik görevini sürdürüp “Yakında Elazığlı yazarların eserlerini bütün Türkiye’ye duyurarak Elazığlı yazarları inşallah çoğaltacağız. Sürprizleri bekleyin” diyen,
Şehrimizin meseleleriyle hemhal, halen (bu kısa ölçekli biyografi 2014 yılında kaleme alınmıştır ) sürdürdüğü Günışığı Gazetesi’ndeki sıcak köşe yazıları ile şehrimiz ve edebiyatımıza aralıksız hizmet taşıyan eğitimci yazar Bilal Civelek’i hemşerileri olarak hak ettiği sevgi ve ilgiyle selamlıyor ve takip ediyoruz.