Hanifi Yavaş

Azerbaycan Ne Yapmaya Çalışıyor?

Hanifi Yavaş

Türkiye ile Azerbaycan; aynı tarihi, dinî ve kültürel değerleri paylaşan, "tek millet, iki devlet" anlayışını benimsemiş kardeş ülkelerdir. İki ülke arasında siyasi, ekonomik, kültürel ve stratejik birçok anlaşma mevcuttur. Yine her iki ülke, Türk Devletleri Teşkilatına önem veren ülkelerdir. Amerika'nın dünya piyasalarında gittikçe değer kaybettiği, Çin faktörünün yükseldiği bir dönemde Türk Devletleri Teşkilatı çok daha önemli bir konumdadır. İki ülkenin birlik, beraberlik ve kardeşliği bu kadar önemliyken son zamanlarda meydana gelen olaylarla gerilmeler söz konusu olmuştur.
​Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, ekim ayının başında yaptığı açıklamalarda ülkesinin iç işlerine müdahale edilmemesi gerektiği yönünde mesajlar verdi. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın Azerbaycan’daki başörtüsü uygulamasına yönelik eleştirileri de iki ülke arasındaki tartışmaları artırdı. Azerbaycan yönetimi, Türkiye'nin kendi iç işlerine müdahale ettiğini iddia ederek üst düzey siyasiler ile devlet televizyonları aracılığıyla Türkiye aleyhine konuşmalar ve yayınlar yapmaktadır.
​Türkiye hiçbir zaman Azerbaycan'ın iç işlerine müdahale etmemiştir. Üst düzey yöneticiler bu konuda hiçbir açıklama yapmamıştır. Cumhurbaşkanı danışmanı, yaptığı açıklamalar neticesinde görevden alınmıştır. Sosyal medyada konu ile ilgili eleştiri yapanları ve kimi küçük siyasi partilerin açıklamalarını bahane ederek Türkiye'ye tavır almak, devlet aklı ile bağdaşmamaktadır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, başdanışman Oktay Saral'ı görevden almasına rağmen İlham Aliyev'in tavrı doğru değildir.
​İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un Bakü’de düzenlenen CICA zirvesine, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın protesto amacıyla katılmaması ve Türkiye’yi Hakan Fidan’ın temsil edecek olması karşısında İlham Aliyev tepki göstermiştir. Türk Devletleri Teşkilatının 30 Ekim 2026’da yapılan 13. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ne katılmayarak dışişleri bakanını göndermesi ve bu şekilde tepki mahiyetinde bir davranış sergilemesi doğru değildir. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katil İsrail devletine tepki göstermek amacıyla Azerbaycan'da düzenlenen toplantıya katılmaması ile İlham Aliyev'in Türk Devletleri Teşkilatı toplantısına katılmaması aynı şey değildir.
​Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres'in görev süresinin dolmasıyla başlayan seçim sürecinde Azerbaycan'ın; Türkiye'den Feridun Sinirlioğlu’nun adının öne çıktığı yarışta Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) adayı Lana Zaki Nusseibeh'i destekleyeceğini duyurması da kardeşlik hukuku ile bağdaşmamaktadır. New York'ta düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) 81'inci Genel Kurulu'nda İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu protesto edilirken, Azerbaycan'ın yanı sıra Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kolombiya, Fas, Bahreyn ve Yunanistan delegasyonlarının da salonda kalması Türkiye açısından kabul edilebilir olmamakla birlikte, İsrail yanlısı politikaları düşündürücüdür.
​Türkiye, kardeş ülke Azerbaycan ordusuna uzun yıllardır (1990'lardan bu yana) kapsamlı askerî eğitimler vermektedir. Bu iş birliği hem Türkiye’deki askerî okullarda hem de ortak tatbikatlar ve özel kurslar aracılığıyla kesintisiz sürdürülmektedir. Türkiye, 1991-1994 yılları arasındaki Birinci Karabağ Savaşı döneminde gerekli desteği vermemesine rağmen, özellikle İkinci Karabağ Savaşı'nda (2020) Azerbaycan'a en üst düzeyde siyasi, diplomatik ve askerî destek vermiştir. Azerbaycan ordusunun savaşta etkin şekilde kullandığı SİHA'lar (Silahlı İnsansız Hava Aracı) başta olmak üzere askerî danışmanlık, eğitim ve lojistik destek Türkiye tarafından sağlanmıştır. Bütün bunlara rağmen Azerbaycan tarafından Karabağ Savaşı'nda Türkiye'nin hiçbir katkısı olmadığını söylemek vefasızlıktır.
​Her konuda olduğu gibi Ermenistan konusunda da Bakü'ye her türlü destek verilmektedir. Sadece diplomatik söylemle sınırlı kalmayıp askerî, jeopolitik, ekonomik ve hukuki boyutları içeren çok katmanlı bir strateji uygulanmaktadır.
​Özetle; bugüne kadar Türkiye, her konuda Azerbaycan'ın yanında olduğunu göstermiştir. Küçük bir bahane ile Azerbaycan'ın Türkiye'ye tavır alması; orta ve uzun vadede hem Azerbaycan'a hem Türkiye'ye hem de Türk Devletleri Teşkilatına zarar verecek ve iki ülke halkı arasındaki bağların zayıflamasına neden olacaktır.

Yazarın Diğer Yazıları