Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Hür diliyle

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Hür diliyle, esir milletim demiş
Sormazlar mı, ne bedeller ödemiş?
Türkistan'a, ne kadar ümit vermiş?
Kırık gönüller, hicranına ermiş!
Yiğit odur ki, yüreğini sermiş
Bahtı mazlumları, her zaman sevmiş
Tarihini bilmiş, irfanını bilmiş
Gariplere sadakat dostu olmuş

DUA
Dua, Hakk'a rahmet kapısı açar
Şeytanın vesvesesi bir bir kaçar
Gönüllere yıldız yıldız nur saçar
Zaman, asude bahar gibi akar
Kiramen kâtibi duayı yazar
Duanın hürmetine selâm olsun

ATAM DER Kİ,
Atam, "alnın açık, gözün perk olsun"
Zalim bir efrattan ruhun terk olsun
Fani âlemde yüreğin berk olsun
İyilikte hayra dönen çark olsun
Bahar müjdesi sözünde fark olsun
Esen rüzgârda göğsüne esenlik

KENDİ İNANCINA YABANCI
Gazze, İslâm Dünyasının utancı
Bedri, kim kalmış bu dünyada hancı
Gafil, kendi "inancına" yabancı
'Birlikte rahmet' gazaba akar o!
Ne matem yaraşır sana ne insaf!
Sefalete düşer, saflardan kaçan!
Ah! Gönül harcına dökülür insaf
Gafil, kendi "inancına" yabancı

CUMA GÜNÜNE
Bir güzel nimete daha uyandık
Bu mübarek günü şükürle andık
Cihada gider gibi kuşandık
Her vesile Rabbimize dayandık
İnşallah Hakk'ın rızasını kazandık
Cuma’nın ibadetiyle boyandık
Selâm, omuz omuza saf durana

CUMA GÜNÜNE
Biliriz günlerin sultanı sensin
Sure olup nurun beyanı sensin
İbret iman için bir kın değil mi?
Mescit zikre kanıt kalbin aynası
Rabbe niyaz yanık kalbin aynası
Ey Cuma mü'minin yankısı sensin


ZOR OLANI…
Zor olanı, gönüllerden kovulmak
Kahredeni, deryalardan savrulmak
Keder üstüne efkâr rüzgârları
Yalnızlığa gömülmek, unutulmak
Bir azap gibi dünyada kavrulmak

HARPUT’U YAŞAMAK
Kurşunlu cami önünde bir çınar
Tarihten nice yaprağa al olur
Ötelere akıp giden bir pınar
Yunus gibi dervişlere kal olur

Anadolu toprağı Türk'e vatan
Bağrında cennet, gazi-eren yatan
Şahadettir, nur üstüne nur katan
Türbe, imaret insana hâl olur.

Kartal yuvası, bir peri masalı
Ulu Cami, Sarayhatun tasalı
Camiden içeri adım basalı,
Duvarlar, sütunlar söze lâl olur.

Yesevi dergâhından göç eylemiş
Nice zaman mekân kurup söylemiş
Başını vermeyen şehit böylemiş
Harput, şanıyla tarihe mal olmuş.

Kayabaşı, bütün sırlar sendedir
 Kılıç çalıp tepen, Belek sendedir
 Her dem dolup taşan öfke sendedir
Toprağın nabzında atan nal olur

Bir maya dilden dile söylenir
Şair Hayri'deki efkâr küllenir
Hoyratlar, 'buz olup…' cana tüllenir
 Zaman içre, mevsim mevsim çal olur

Fırat ötelere yoldur, çağrıdır
Kerkük nice zaman oldu ayrıdır
Maniler hoyratlar içten ağrıdır
Bu belde, devran döner sal olur.

Sözümüz, dünden bugünü kavrayış
Memişoğlu, Sunguroğlu arayış
Adım adımda Harput'u tarayış
Şu fani toprak, maziye şal olur.

EY MAKAM!
Ey makam, şan, şöhretin ölümlüsün
Efkâr sarmış göğsünü, hüzünlüsün
Mazlumun en gizemli büyüsüsün
Zevk, temaşa dünyasında ünlüsün
Zahirde, bu dünyada güçlüsün!

KÂMİL İNSANLA
Kâmil insanla dost ol, yâren ol
Gönül ehline müştak, gül-zarın ol
Tevazu kanadı indir, çaren ol
Mürekkebin her damlasına baran ol
Yüreğin yufka, dilinle derman ol

YÜREĞİ PARÇA PARÇA
Sarayda yaşar, yüreği param parça
Mazrufu görmeden, aldanma zarfa
İçindeki derdi şöyle bir tartsa
Düşleri yangında, gözleri harda!
İkilemli bir dünyanın meşakkati
Kendisine yar olur sadakati

ÂDEM ELİNDE KÖRÜK…
Âdem elinde körük, ateşi harlar
O ateşte nice gönüller darlar
Tamah etmeyen insana sorarlar?
Nedir bu harama attığın zarlar
Der ki, "nefsimin âlameti zorlar"
"Bir dağ altın verseler yüreğim doymaz"
Doymayan yürekler, merhamet duymaz

Yazarın Diğer Yazıları