Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Belek Gaziyi düşünmek

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Belek Gazi gibi efsanevi bir şahsiyeti ancak, ‘Destanların Efendisi’ olarak Türk Edebiyatında önemli bir yere sahip olan Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu ’nun mısralarıyla girizgâh yapabiliriz;

“Ben ki Behram oğlu Belek/ Tanık olsun Cenab-ı Hak;

Gürleyin gök, çakan şimşek/ ve pusat hakkı için

Arı soydan ak süt emmiş/ Öz avrat hakkı için

Cenkten cenge doludizgin/ Koşan at hakkı için

Yedi derya yedi iklim/ Yedi kat hakkı için

Toprak doymayınca kana/ Kılıç girmeyecek kına…”

Lütfen tarihçilerimiz dile gelsin… Malazgirt Zaferinden 25 yıl sonra 1096 tarihinde başlayan ve 1277 tarihine kadar 8 büyük Haçlı Seferi ile Anadolu Coğrafyasını, ‘masum insan; kadın, çocuk, yaşlı dinlemeyerek kan gölüne çeviren vahşeti…” kitlesel katliamlar, kuşatmalar, sivil halkın uğradığı büyük yıkım bağlamında “günümüz GAZZE’sinde yaşanan trajediyi andırmaktadır…

Yardan, serden geçen bir büyük kahraman insan çıkacaktı… Elâzığ’lı bu muhterem insanı, “GAKKOŞLARIN ATASI” olarak yad edeceklerdi. Tarihi ve Efsanevi Harput Şehri, “BELEK GAZİ” ismi ile özdeşleşecekti. Bir fani insan çıkacak, Nurettin Orhan isminde büyük bir aşkla şimdiki Belekgazi Parkında, 1965 tarihinde “Belekgazi Heykelini…” yapacaklardı. Şairimiz, “Belek Bey, at üzre Kayabaşı’nda/ Elinde vatanın ilâmı var!” mısralarıyla bu eseri abideleştireceklerdi.

Bizlerde hem Belek Gazi’yi ve hem de Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu ’nu, “BELEK GAZİ” şiirimizle yâd edelim dedik.

“Harput, Belek Gazi şefkat diyarı

Işıl ışıl yanan Oğuz civarı

Nuruddevle Belek kokar hisarı

O hisarlardan ihlas esen rüzgârı

Zalimi derbeder eden hüsranı

Belek'in nefistir, taguttur düşmanı

Her gaza, alır götürür efkârı

Belek'ten miras; mertlik yadigârı

Yerle bir, zebun etti inkârı

Niyeti, ameli, sulhtu aşikârı

Canlarla gülzar etti baharı

Özlemim, Belek yürekli çağları

Karanfil, reyhan kokardı dağları

Gözlerim, çocuklar kadar haşarı”

Belek Gazi’yi düşünmek bir asrı düşünmektir. Bu güzel insan kendisini, ‘gaza meydanlarına vakfetmiştir ki, tarihler bu efsanevi şahsiyeti annesinin adını, doğum tarihini, çocukları hakkında herhangi bir bilgi verememektedir…’

Belek Gazi’nin tam adı, “Nûrü’d – Devle Belek bin Behrâm bin Artuk’tur.” Malazgirt Zaferinin ünlü komutanlarından, Artuk Bey’in torunu Behram Bey’in oğludur.

Tarihi kaynaklarda, Belek Gazi’nin, 1113 yılında Anadolu Selçuklu Sultanı 1. Kılıç Arslan’ın dul eşi Ayşe Hatun ile evlenmişler.

Yine tarihi kaynaklar bizlere, Belek Gazi’nin, “Halep Meliki Rıdvan’ın kızı Ferhunde Hatun ile evlilik yaptığı…” bilgilerini de vermektedir.

Belek Gazi’yi anlatırken, “Artuklu Hanedanı’na mensup, ‘Gakgoşların Atası’ Harput ve Halep Emiri, Türk ve Müslüman Orduları Başkumandanı” olarak yâd ederiz.

Belek Gazi, ikindi vakti misali çok kısa süren hayatına çok büyük olayları ve zaferleri sığdırmasını bilmiştir.

Bu Fetih ve Zaferleri sadece isimleriyle zikredelim; Palu ve Harput’un Alınması (1112-1115),

Urfa Kontu 1.Joselin ve Birecik Senyörü Galeran du Puiset’in Esir Alınması (1122),

Kudüs Kralı 11. Baudouin’in Esir Alınması (1123), Halep Kuşatması ve Şehrin Hakimiyeti (1123)

Menbiç Zaferi ve Şehadeti (1124)

Belek Gazi, Menbiç Kalesinden atılan talihsiz bir okun göğsüne isabet etmesi sonucu şehit olacaklardı.

Son nefesinde, “Bu ok tüm Müslümanlara atılmış bir oktur!” diyeceklerdi.

Belek Gazi, kazandığı zaferlerle, “Doğu Anadolu ve Suriye topraklarında Müslüman-Türk varlığının kalıcı olmasını sağlayacaklardı…”

Belek Gazi’nin fethettiği Kaleler, sadece isimleriyle verelim; “Palu Kalesi, Harput Kalesi, Had İsa ve Ana Kaleleri, Mucaddat Kalesi, Azâz Kalesi vesaire…”

Askeri dehasıyla birlikte, Belek Gazi’nin “halkına olan bağlılığı, adaleti, zayıflara, çocuklara ve yaşlılara karşı gösterdiği derin şefkat ve merhameti…” dillere destandır.

Belek Gazi’nin en büyük mücadelesi, hüküm sürdüğü/ veya Allah’ın bir emaneti olarak bildiği emri altındaki Harput, Halep ve çevresinde eşkıyalık yapan grupları, fitne odaklarını temizlemektir. Bunda da büyük bir başarı sağlamışlar, tam bir asayiş ve sükûnet ortamı kurmuşlardır. Tarihçiler, bu asrın en fazla mağdur olan çocukların güven içinde büyümesi, yaşlıların huzurla ömür sürmesi, Belek Gazi’nin üstün dirayeti sayesinde mümkün olduğunu belirtirler.

Belek Gazinin hedef politikalarında neler vardır; “Halkın Güvenliğinin ve Huzurun Sağlanması, Zayıfların ve Kimsesizlerin Korunması, Haçlı Zulmüne Karşı Kalkan Olması, Adil ve Şefkatli Yönetim Anlayışı…”

Çocuklar, Yaşlılar, Kimsesizler, Zayıflar, Düşkünler, Miskinler… Haçlı katliamlarının acımasızlığına karşı bir kalkan olmak, zırh olmak, sur olmak… Bütün bunlar, ‘tarihi başarıdır’

Belek Gazi’yi tasvir ederken, “at sırtında gördük…” Bu güzel insanı bizler, 12.yy’ın, “At ve Oba Kültürü İçerisinde…” izah etmeliyiz. Bozkır Anadolu’nun, konar-göçer kültüründe ona özgü hayat tarzını görürüz. Eski Türklerde at sadece bir binek hayvanı olarak da düşünülmemelidir. At bizlere, bağımsızlığın, gücün ve hayatın parçasıdır.

1985 yılında Harput’un fethinin 900.ncu yıldönümünü kutlamıştık. Yine Türkiye’nin belli illerine buna benzer kutlamalar toplantılar yapılır. Şenlik havasında yapılan bu toplantılarda, “atlı sporlara…” tanık oluyoruz. Geçtiğimiz aylar içerisinde, Kırgız Türklerinin Cengiz Aytmatov Parkında kurdukları Çadırı birlikte gezdik… O çadırın iç dekoru çok önemliydi… Mahalli oyunlarda, ‘bayan ve erkeklerin giydikleri elbiseler…’ yaşanmış bir kültürün eseridir.

Özellikle de çocuklarımıza, “24 Oğuz boyu, tarihi kaynaklardan süzülerek bizlere kadar gelen isimleriyle birlikte öğretilmelidir.”

Rahmetli Prof. Dr. Tuncer Gülensoy’un, Elâzığ genelinde doğrudan Oğuz Boylarının isimlerini taşıyan resmi veya tarihi köy yerleşimleri tespit edilmiştir. Bayındır Boyu, Yazır Boyu, Alayuntlu Boyu, Döğer Boyu vesaire…

Belek Gazi’yi düşünmek, tarihi Harput’u tefekkürdür Gelecek nesillere bu milletin kahramanlarını anlatmak da, tarihi bir borç olarak bilmekteyiz Ben isterim ki, “Belek Gazi’nin hayatı yediden yetmişe iletişim teknolojilerinin bütün imkanları kullanılarak anlatılsın Selam ve Muhabbetle

Yazarın Diğer Yazıları