Ahmet KIZILKAYA

Elazığspor sürprize izin vermedi

Ahmet KIZILKAYA

Seza Çimento Elazığspor adına maçı değerlendirmeye olumlu taraftan başlayalım. Geçen hafta rakibi karşısında aldığı şok mağlubiyet ve özellikle maçın ikinci devresindeki etkisiz oyunu ile hayal kırıklığı yaratan Elazığspor’un deplasmanda kazanması güzel.

Mevsim koşullarının çok üzerinde, neredeyse 30 derece sıcaklık altında pek de iyi olmayan bir saha zemininde kazanmak da elbette güzel.  Deplasmanda hem ilk devrede hem ikinci devrede çok sayıda gol pozisyonuna girip net bir skorla maçı almanın da tartışılacak bir yanı olamaz doğal olarak, ancak maçın bir de öteki hikayesine ve madalyonun diğer yüzüne bakmalıyız diye düşünüyorum.

Elazığspor’la aynı yıl kurulmuş olan ve aynı renkleri taşıyan rakip Hatayspor, Trendyol Süper Lig’den adeta paraşütsüz bir biçimde  Nesine 2. Lig’e kadar düşmüş bir takım. Şu anki konumları da pek iç açıcı değil. 6 maç sonunda aldıkları 1 galibiyet ve 1 beraberlikle normalde 4 puanda olmaları gerekirken 6 ceza puanı nedeniyle -2 puandalar ve ligde Adana Demirspor’la birlikte son iki sırayı paylaşıyorlar.

Böyle bir takım karşısında Elazığspor’un yaşayacağı bir puan kaybı geçen haftaki şok mağlubiyetten daha büyük bir travma yaratabilir ve gelecek adına birtakım kuşkuları ortaya çıkarabilirdi. Her ne kadar rakip Hatayspor genç futbolculardan kurulu koşan ve futbol oynamaya çalışan bir ekip olsa da güç dengeleri bakımından Elazığspor’la kıyaslanmayacak ölçüde zayıf bir takım. Böyle bir takım karşısında bile maçın ilk devresinde iki kez defansta eksik yakalanmak ve rakip hücum oyuncularının kaleci Furkan Köse ile karşı karşıya kalmalarını engelleyememek bir savunma zaafiyeti olarak düşünülmeli. Deneyimli kaleci Furkan Köse ile özellikle savunmada Veli Çetin’in doğru pozisyon alıp doğru hamleler yapmaları rakibe gol olanağı vermediyse de daha atletik ve vuruş becerisi yüksek oyuncular ve takımlar karşısında böyle pozisyonlarda yakalanmak sıkıntı yaratabilir.

Maçın ilk devresi boyunca klasik olarak oyunu kanatlardan oynamayı tercih eden Elazığspor, sağdan Erhan Kartal ve Mert Örnek, sol kanattan da Onur Eriş ve Sertaç Çam ile sık sık topu ileriye taşısa da ne yazık ki son vuruşlardaki beceriksizlik kanat organizasyonlarının sonuçsuz kalmasına yol açtı. 13. dakikadan maçın ilk devresinin bitimine kadar net olarak beş pozisyon gole dönüştürülemedi. Bu dakikalarda Mert Örnek ve Alperen Pak’ın şutları ya kaleci tarafından önlendi ya da direkt olarak auta gitti. En dikkat çekici şey ise Sertaç Çam ve Hakan Yavuz’un ceza alanı içine gönderdikleri paslarda özellikle Enes Soy’un çok etkisiz kalması ve bitirici özelliğini ortaya koyamamasıydı. Serikspor’da seyrettiğim Enes Soy ile bizdeki Enes Soy arasında dağlar kadar fark var.

Maçın ikinci yarısında bir önceki deplasman olan Güzide Gebzespor maçının ikinci devresindekine benzer bir senaryo gerçekleşti. Maçın kalan 45 dakikasında sürpriz yaşamamak adına oyunu daha domine eden ve kazanmayı isteyen bir Elazığspor’u gördük. Gebze deplasmanında daha güçlü bir rakip karşısında atak oynasa da gol atmayı başaramayan Elazığspor, Reyhanlı Tayfur Sökmen Stadı’nda Hatayspor’u 50. dakikadan itibaren büyük bir baskı altına aldı.

50. dakikadan Elazığspor’un penaltı kazandığı 57.dakikaya kadar Sertaç Çam, Onur Eriş ve Enes Soy’un içinde olduğu  üç gol organizasyonunda en dikkat çeken şey son vuruşlardaki beriksizlikti. 57. dakikada bir hücum oyuncusunun yapması gerektiği biçimde rakip savunmaya pres yapan Enes Soy, kalecinin şarjı ile yerde kalınca kazanılan penaltıyı ustaca bir vuruşla gole çevirerek o dakikaya kadar gol kaçırma rekoru kıran takımını 1-0 öne geçirerek rahatlatmış oldu.

70. dakikada Abdulkadir Adıyaman’ın gole giden Enes Soy’u düşürmesi nedeniyle kazanılan serbest vuruşta Hakan Yavuz’un iyi ortasına Mert Örnek akıllıca bir hamle yaparak kafayla takımının ikinci golünü attı ve oyun tamamen  Elazığspor’un kontrolüne geçti. Abdulkadir Adıyaman ikinci sarı karttan oyun dışı kalması Elazığspor’a  kalan 20 dakikayı 10 kişilik bir rakibe karşı oynama avantajını da vermiş oldu.

27. dakikada Furkan Köse’nin sakatlanıp oyundan çıkması zorunlu bir değişiklikti ama  73. dakikada Muhammed Demirci’nin, 83. dakikada ise Ali Altınöz, İsmail Esat Buğa ve Çağlayan Menderes’in aynı anda oyuna alınmaları bana göre doğru hamlelerdi. Nihayetinde oyuna sonradan giren Çağlayan Menderes’in kazandırdığı gol Elazığspor’un maçı tamamen koparmasını sağladığı gibi bir süredir yedek kulübesinde  bekleyen Çağlayan Menderes için de ayrıca bir moral oldu. İsmail Esat Buğa da adam eksiltici yönü ve oyunu dikine oynama becerisiyle bence takımda daha fazla yer bulmalı .Bu sezon ilk kez forma şansı bulan kaleci Atakan Nuri Ordu ikinci yarıda ceza alanı içinde topu gereğinden fazla tutup rakip adına bir tehlike oluşabilecek pozisyona sebep olması dışında dengeli ve güven veren bir duruş sergiledi kalesinde, bu Elazığspor için bir kazanç diye düşünüyorum.

Geride kalan 6 hafta sonunda Elazığspor’da gördüğüm şu. Bazı oyuncular henüz şampiyonluk kıvamına gelmiş değiller. Şampiyon olmak istiyorsak bazı oyuncuların mevcut oyunlarını biraz daha geliştirmeleri gerek. Bu lig savaşan, koşan takımların ligi. Rakip kim olursa olsun hiçbir takımı küçümsemeden ve yüksek  konsantrasyonla çıkmak lazım. Kimse kupayı getirip buyurun şampiyon sizsiniz demeyecek. Son iki haftada bitiricilik ve pas yüzdelerindeki düşüklük ve konsantrasyon kayıpları dikkat çekici. Dileyelim geçici bir durum olsun.

Elazığspor bu hafta ligde sondan üçüncü sırada bulunan Arnavutköy Belediyespor ile karşılaşacak. Oynadığı 6 maçı da kaybeden İstanbul ekibi kağıt üzerinde kolay rakip gibi görünebilir ama Elazığspor’un rakip seçme ya da rakibi hafife alma gibi bir lüksü olamaz. Kazanıp yoluna devam etmeli.

Beni okuyan, beni dinleyen, sözcüklerimin izini süren herkese teşekkür ediyorum.Bir sonraki yazımda buluşuncaya kadar sevgiyle ve huzurla kalın.

Yazarın Diğer Yazıları