Ahmet KIZILKAYA

Bu olmadı Elazığspor!

Ahmet KIZILKAYA

Maça saatler kala takımın hücum bölgesindeki en etkili iki oyuncusunun sakatlandıkları için maç kadrosundan çıkarıldıkları haberi takım üzerinde ve teknik heyet nezdinde ne kadar etki yaptı bilinmez ama tribünleri dolduran taraftarlar ve basın mensupları arasında bir soğuk duş etkisi yaptı desem yanlış olmaz.

Adı sosyal medyada Türk Milli Futbol Takımı ile anılan ve spekülatif haberlere konu olan Kemal Rüzgar’ın, ki takımın en çok gol atan oyuncusu, kadroda yer almayacak olması ve sağ kanat ile ceza alanı içinde etkili olan Mert Örnek’in kadroda yer almayışı birçok kişi gibi bende de takımın nasıl bir oyun ortaya koyacağı ve nasıl bir sonuç alacağı hakkında merak uyandırdı.

Maça henüz 2.dakikada Alperen Pak’ın serbest vuruştan kazandırdığı golle 1-0 önde başlayan Seza Çimento Elazığspor rahat bir maç mı çıkaracak derken kaleci Furkan Köse’nin 5 dakika dolarken ceza alanı içinde topla gereksiz oyunu ve kalesini terk etmesi sonucu yenilen gol oyunun ilginç bir noktaya gelebileceğinin de işaretini verdi. Rakip oyuncu Oğuzhan Yıldırım’ın aşırtma vuruşuyla yenilen golde Furkan Köse kadar takımın stoper oyuncularının da boşaltılan kaleye doğru yönelmemesi çok net bir savunma hatasıydı bana göre. Pozisyon esnasında  kaleye en yakın durumdaki Veli Çetin kalecinin boşalttığı kaleye zamanında yönelse  ve ağır kalmasa uzun boyuyla muhtemelen o aşırtma vuruşu önleyebilecekti.

Maç 1-1 berabere devam ederken ilk devrenin sonuna kadar yine de pozisyon üreten, topa orta alanda hakim olan ve baskın görünen taraf ev sahibi Elazığspor’du.  Enes Soy’un elverişli iki pozisyonda gol yapamaması, Hakan Yavuz, Emirhan Alagöz ve Alperen Pak’ın etkili şutlarının sonuçsuz kalması Elazığspor’un gol yollarında ne kadar zorlandığının bir göstergesiydi.

Bütün bir ilk devre boyunca savunmada kalabalık kalıp maçı dengede tutma ve yakalarsa uzun toplarla sonuca gitme planını uygulayan Çorluspor 1947 takımı, Elazığspor’un hücum oyuncularının skor üretememesi ve ikinci yarıdaki dağınık oyunu sonucunda bu planında bir anlamda başarılı da oldu.

Maçın ikinci devresine oyuncu değişiklikleriye başlayan Elazığspor  Barış Ekincier’i sol kanada, Enes Soy’u da santrfor mevkiine aldı. Oyundan çıkan  Ali Altınöz’ün yerine de ilk yarı zorunluluktan forvet hattında görev alan Alperen Pak’ı alarak kağıt üzerinde doğru hamleler yaptı. Hepimiz bu değişikliğin Elazığspor adına sonucu değiştirebilecek hamleler olabileceğini düşünürken Barış Ekincier’in hücum hattında istenileni verememesi ve top kayıpları tribündeki bazı taraftarları bana göre gereksiz ve ölçüsüz bir protestoya yöneltti. Bu durumda oyundan iyice düşen Barış Ekincier’in oyundan çıkmak istemesi Serdar Bozkurt Hoca’nın da  onu sağ kanada çekmesine neden oldu, ancak Barış’ın tamamen demoralize olduğu için sonradan oyundan çıkarılması Barış kadar Elazığspor için de talihsiz bir durumdu. Bu durum aslında rakip Çorlu takımının hayli işine gelen bir ortamı yarattı. Nitekim ilk yarı boyunca daha çok savunmada kalmayı yeğleyen Çorluspor 1947 Elazığspor’un gittikçe etkisizleşen ve dengesiz oyunu karşısında daha çok öne çıkıp özellikle sağ kanatta Yılmaz Ceylan, ileri uçta Muhammed Beşir ve orta alanda Mahsun Çapkan’la pozisyonlar üretmeye başladı.

Çorluspor’un attığı ikinci gol tam da bu tespitlerimi destekleyen bir gol oldu. Elazığspor’un rakip ceza alanı önünde kaptırdığı top Yusuf Kaplan’ın Muhammet Beşir’e attığı uzun pasın gol sonuçlanmasına yol açtı. Orta sahayı tamamen boşaltıp dengesiz bir hücum organizasyonunda ileriye çıkan  Elazığspor bu hatasının bedelini ağır bir  şekilde ödedi ve rakip iki topla gole gitti. Stoperlerin bu pozisyonda ağır kalması, Kaleci Furkan Köse’nin çıktığı topa hamle yapamaması Elazığspor’un kötü günündeki en acemice işlerinden biriydi. Rakibin 3-1 öne geçtiği son golünde takımın yaşadığı psikolojik baskı ve gününde olmayışının nelere yol açabileceğini gösteren en net fotoğraftı bana göre.  Elazığspor’un Alperen Pak ile kazandığı ikinci gol skoru değiştirse de maçın sonucunu değiştiremedi ve deplasman takımı hiç ummadığı bir biçimde elini kolunu sallayarak 3 puanın sahibi oldu.

Bu maçtan elbette çıkarılması gereken önemli dersler var. Yazıyı uzatmamak adına bu tespit ve önerilerimi hafta içi yazacağım diğer yazıma bırakmak istiyorum.

Beni okuyan, beni dinleyen, sözcüklerimin izini süren herkese teşekkür ediyorum. Bir sonraki yazımda buluşuncaya kadar sevgiyle ve huzurla kalın.

Yazarın Diğer Yazıları