TRT GAP Diyarbakır Radyosu'nda 'Şair Gözüyle Ramazan' sohbeti
TRT GAP Diyarbakır Radyosu'nda yayınlanan 'Hayatın İçinden' programına katılan Gazeteci-Yazar-Şair Bedrettin Keleştimur, Ramazan ayını Elâzığ özelinde şiirler ve manevi vurgular eşliğinde anlattı Ramazan'ın bireysel arınmadan toplumsal dayanışmaya uzanan bir iyilik iklimi olduğunu ifade etti.
Gazetemiz köşe yazarlarından, Gazeteci-Yazar-Şair Bedrettin Keleştimur, 25 Şubat 2026 Çarşamba günü saat 11.50’de TRT GAP Diyarbakır Radyosu’nda yayınlanan “Hayatın İçinden” programına canlı telefon bağlantısıyla katılarak “Elâzığ ilimizde şair gözüyle Ramazan” kavramını değerlendirdi. Keleştimur’un her 15 günde bir Çarşamba günleri programın konuğu olduğu belirtildi.
“RECEP VE ŞABAN, RAMAZAN’A HAZIRLIK İKLİMİDİR”
Keleştimur, sohbetinde Recep ve Şaban aylarının, içlerindeki kandil geceleriyle birlikte tıpkı cemrelerin düşüşü gibi insanı Ramazan’a hazırladığını ifade etti. Ramazan ayında insanın maddi ve manevi bir ihrama büründüğünü belirten Keleştimur, oruçlu günlerin mümine adeta “takva elbisesi” giydirdiğini vurguladı.
Ramazan’ı;
Oruç ayı,
Kur’an ayı,
Dua ve yakarış ayı,
İnfak, tevbe, ibadet ve şükür ayı,
Tesbih ve tefekkür ayı,
Selâm ve selâmet ayı olarak nitelendiren Keleştimur, bu ayın müminler arasında güçlü bir gönül rabıtası oluşturduğunu dile getirdi.
ŞİİRLERLE RAMAZAN İKLİMİ
Programda Türk edebiyatının önemli isimlerinden örnekler de paylaşıldı.
Sezai Karakoç’un
“Ey oruç, diriltici rüzgâr, İslam baharı
Es insan ruhuna inip yüce ilham dağından”
Necip Fazıl Kısakürek’in
“Karagöz seyri değil, gözyaşı dökme ayı;
‘Bilinmez’i bilirler, bilseler ağlamayı...”
Faruk Nafiz Çamlıbel’in
“Alnımız secdede bulsun bizi her lahza ezan
Ve hazin ömrümüzün her günü olsun Ramazan”
mısralarıyla Ramazan’ın manevi derinliği aktarıldı.
Keleştimur da kendi şiirinden dizeler paylaşarak Ramazan’ı “Reyhan kokulu günler”, “Şehr-i Ramazan” ve “bir yürek olmuş saflar” ifadeleriyle tasvir etti.
“ELÂZIĞ’DA RAMAZAN BİR VUSLAT HAVASIDIR”
Keleştimur, Ramazan’ın Elazig’daki manevi atmosferine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
“Şu kâinat, semaya açılan dualarla yıkanıyor… Yakarışlarla gönüller arınıyor… Koskoca şehir bir anda yedisinden yetmişine iyilikler denizine dönüşüyor…”
İftar ve sahurun aile içindeki muhabbeti pekiştirdiğini belirten Keleştimur, evlerle camiler arasında kurulan ibadet ve iyilik köprüsünün toplumsal dayanışmayı güçlendirdiğini söyledi. Sofra kültürünün empati, paylaşma ve kardeşlik duygularını beslediğini ifade ederek; yolda kalanı, ihtiyaç sahibini, yetimi ve mazlumu gözetmenin kadim insanlık kültürümüzün bir parçası olduğunu vurguladı.
Program, Ramazan’ın bireysel arınmadan toplumsal dayanışmaya uzanan geniş anlam dünyasının altının çizilmesiyle sona erdi.