TOKİ'nin yerinde olsak…

24 Ocak depremi ve sonrasında yaşanan süreçte en önemli rolü birinci derecede TOKİ ikinci derecede ise AFAD üstlendi.

TOKİ'nin yerinde olsak…

Depremin ilk anından bugüne yapılan çalışmaları yok saymak ve itibarsızlaştırmak elbette doğru olmaz, vicdanla da bağdaşmaz.

Hızlı bir refleks gösterildiği ve yine aynı hızla çalışmalar yapıldığı doğrudur ve çok da güzel olmuştur.

Cumhurbaşkanı Erdoğan depremin ikinci günü geldiği Elazığ’da gerekli çalışmaların yapılmasını ilgili bakanlara bizzat talimat vererek başlatmıştı.

Neydi o talimatlar? “Bir an önce enkaz kaldırma çalışmalarını tamamlayın  ve mağdur olan hemşerilerimizin ikamet edecekleri konutları en kısa sürede tamamlayarak hak sahiplerine teslim edin.”

Bu talimat Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’a verilmişti. Bakan Kurum da doğal olarak aldığı bu talimatı ilgili kurum olan TOKİ’ye iletti.

TOKİ de anında harekete geçti ve onlarca ihale yaparak rezerv alanlarında konut yapımına başladı.

TOKİ, bu konutları bir an önce yaparak hak sahiplerine teslim etmek için yapmaktan başka herhangi bir endişesi olmadı.

Elazığ gibi kalabalık ailelerin yaşadığı bir ilde yapılan konutların yarısını 2+1 yaptı. Bunu yaparken ne kendisi halka böyle bir talep olup olmadığını sordu ne de ilimiz siyasileri ve bürokratları “ne yapıyorsunuz 2+1 konutlar Elazığ’da tercih edilmez” dedi.

Herkes TOKİ’den en güzel planlı ve ferah konutlar beklerken, inşaatlara bitme ve kura çekme aşamasına gelince, madalyonun diğer yüzü göründü ve tepkiler oluştu.
Oysa TOKİ; Elazığ’daki hak sahiplerine yönelik bir anket yapsaydı ve talepleri alsaydı, herkes istediği konutta oturacaktı. Elbette 2+1 konut talep eden de olacaktı ve onlar için bu tür konutlar yapılacaktı. 

Şimdi ne oldu? 3+1 isteyene 2+1, 2+1 isteyene 3+1 ev dayatıldı. Dememiz o ki TOKİ’nin artık kendi bildiğini değil halkın ne istediğini bilmesi , yüzünü artık halka çevirmesi ve halka kulak vermesi gerekiyor.

TOKİ tarafından yapılan konutların hak sahiplerine teslim edilmesi görevi ise AFAD İl Müdürlüğündeydi.

Mantıklı olan nedir? Kimin evi hangi mahallede ağır hasar görmüşse o mahalleye en yakın rezerv alanında yapılan konut kuralarına katmak. Bu yapıldı mı?  Yapılmadı.
Kendi alanında dönüştürülen binalardaki hak sahipleri ne istiyorlardı? “Bize verilecek konutlar en azından eski evimizin sahip olduğu özellikle, cephe ve katta olsun.” Bu talep duyuldu mu? Duyulmadı.

Daha onlarca sorun yazmak ve bu konularda herhangi bir çalışma ve duyarlılık gösterilmediğini söylemek mümkün.

Peki, bu konularda suç cumhurbaşkanının mı, bakanın mı? Tabi ki hayır. Onlar verdiği talimatların en güzel bir şekilde yerine getirildiğini sanıyor ve işin garibi hala öyle biliyor.

Elazığ’da çok şey yapılmış ancak küçük hatalar, ihmal ve duyarsızlıklar, yapılanlar hükümetin hanesine artı değil eksi olarak yanmışıdır. 

Bunun tek müsebbibi; sorunu anında görüp müdahale etmeyen bürokratlar ve yanlışa “yanlış” deme cesareti gösterip sorunu en üst makamlara taşıyamayan siyasilerimizdir.

Bu kadar emek, bu kadar heyecan ve o kadar harcanan para karşısında böyle mi olmalıydı sonumuz?