Teröre taviz verilmeden inşa edilecek bir 'Terörsüz Türkiye' istiyoruz
'Terörsüz Türkiye' adı verilen sürecin bugün geldiği noktada, TBMM'de görüşüleceği ilan edilen 'Çerçeve Yasa' teklifi hakkında Türk Ocaklarının görüşü ve duruşunu, malum sürecin işaretinin verildiği günlerde ilan etmiştik. Daha sonra gerek bütün şube ve temsilciliklerle yapılan genel istişare toplantısında gerekse 2026 yılı bahar aylarında yaptığımız bölge toplantılarında, gelişmeleri de dikkate alarak aynı çizgide açıklamalar yaptık.
Son günlerde, bölücü terör örgütü PKK’nın elebaşı tarafından görülüp tasdik edildiği söylenen ama TBMM'de grubu bulunan muhalif siyasi parti başkanlarının ve bazı kişiler hariç milletvekillerinin dahi içeriğini bilmediği bir Çerçeve Yasa'dan bahisle “Süreç”in yeni bir aşamasına geçilmek istendiği görülüyor.
Türk Ocakları olarak, konunun esası ve yöntemi hakkında Bölge Toplantıları Sonuç Bildirileri’nde paylaştığımız ilgili kısımları bugün de tekrar Büyük Türk Milleti’ne arz ediyoruz:
"1. Türkiye, bir yandan kırk yılı aşkın süredir başımıza bela olan etnik bölücü terör meselesini çözmeye matuf diğer yandan bu sorunu da içeren bölgesel tehditlere yönelik bir arayış içinde, sonradan "Terörsüz Türkiye" adı verilen bir sürecin içinden geçmektedir. Daha önce de açıkladığımız gibi, vatanını seven herkes terörün sona ermesinden de Türkiye'nin bölgesel bir güç hâline gelmesinden de büyük bir memnuniyet duyacaktır. Ne var ki, söz konusu süreçte, Teröristbaşına âdeta "baş müzakereci" konumu verilmesi ve başlangıçta pazarlık söz konusu olmadığı yönündeki vaat açıklamaların aksine yasal ve anayasal değişiklikler konusunun gündeme getirilmesi kesinlikle kabul edilemez.
2. Bu süreçte, bazen muğlak ifadelerle olsa da, devlet ve millet tanımı ve kimliği hususunda çok ciddi değişiklikler yapılacağına dair işaretler gözlemlenmektedir. Gerek PKK elebaşlarının gerekse uzantı parti temsilcilerinin egemenlik paylaşımı, iki resmî dil ve vatandaşlık tanımı konularında yaptıkları açıklamalar ortadadır. Binlerce yıllık tarihe sahip Büyük Türk Milleti’nin Anadolu'dan Balkanlara uzanan tarih kesitindeki kimliğini; Selçuklulardan Beyliklere, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan tarihimiz yoğurmuştur. Bu topraklara “Türkiye”, bu millete “Türk” adı, şehitlerimizin kanlarıyla kazınmıştır. Üniter millî devlet olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerini şu veya bu yolla aşındırma girişimlerinin kaçınılmaz sonucu, Devlet'in çökmesi, “Millet”in bölünmesidir. Vatanını ve milletini seven kimse buna rıza göstermez, izin vermez. Etnik köken ve mezhep ayrımı yapmadan “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir.” anlayışıyla kurulan Cumhuriyet’imizin ilelebet payidar kalması için Türk Ocakları olarak ısrarla, “Biz Hep Birlikte Türk Milleti’yiz.” demeye devam etmekteyiz."
Bugün gelinen noktada, Teröristbaşının onay mercii konumuna getirilmesini ve on binlerce cana kıyan teröristlerin ve onları yöneten hainlerin düz ovada siyaset yapabileceği bir zeminin oluşturulmasını kesinlikle kabul edilemez buluyoruz. PKK Terör Örgütü, çevre ülkelerdeki bütün uzantıları ile tasfiye edilmedikçe Türk milletinin birliği ve Türk Devleti'nin bekasına yönelik tehdit ortadan kalkmayacaktır.
Uzantı partinin yetkililerinin Bölücübaşından naklen söz konusu sürecin “En az Cumhuriyetin kurulması kadar önemli” olduğunu vurgulamalarının anlamı açıktır: Üniter millî devlet olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti yerine “1919'dan beri ulus devletler tarafından engellenmiş durumdayız.” sözlerinin sahibi, ABD’nin Bölge’yi yeniden tasarımla görevlendirdiği Tom Barrack’ın ülkemiz için öngördüğü “çok topluluklu Osmanlı millet sistemi”ne benzer yeni bir yapının kurulması beklenmektedir. Türk milleti, dün olduğu gibi bugün de bu planlara geçit vermeyecektir.
Bu sürecin başlangıcında hiçbir pazarlığın söz konusu olmadığı şeklindeki açıklamalara rağmen geldiğimiz noktada, PKK Terör Örgütünün 40 yılı aşkın bir süredir silahla alamadıklarını elde ettiği şeklinde bir havanın yaratılması da son derece vahim ve düşündürücüdür. Terör Örgütü militanlarının hiçbir suç işlememiş gibi, herhangi bir ceza almadan toplumsal hayata karışmalarının şehitlerimizin ruhların incitecek olması ve gazilerimizin maneviyatını tahrip etmesi bir yana ileride yol açacağı sıkıntıları görmezden gelmek ne devlet adamlığı ne de milletin vekilliği ile bağdaşır.
Türkiye Büyük Millet Meclisinde milletin iradesini temsil eden vekillerimizden söz konusu çerçeve yasanın muhtevasını iyice tahkik etmeden, millî bünyeye zararlı yönlerinden arındırmadan kabul etmemelerini bekliyoruz.
Türk Ocakları olarak yineliyoruz:
Anayasa’da, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesine aykırı hiçbir değişiklik yapılmamalıdır.
Anayasa’nın ilk dört maddesinin veya bu maddelerin arkasından dolanarak delinmesi anlamına gelecek yerel yönetimler, eğitim dili ve vatandaşlık tanımı ile ilgili maddelerin tartışma konusu edilmesine kesinlikle izin verilemez.
Bu ülkenin adı TÜRKİYE, bu milletin adı TÜRK MİLLETİ, bu devletin dili TÜRKÇE, bayrağımız TÜRK BAYRAĞI, marşımız İSTİKLÂL MARŞI’dır.
Teröristle müzakereye, bölücü terör örgütüne tavize HAYIR.
Etnik köken, din ve mezhep ayırımı yapmaksızın “Türkiye Cumhuriyeti’ni Kuran Türkiye Halkına Türk Milleti Denir.” anlayışıyla millî birlik ve kardeşliğe EVET.