'Kültürel değerler için ortak sorumluluk'
Fırat Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Öğr. Gör. Mustafa Öztürk, Harput musikisinin köklü bir kültürel miras olduğunu vurgulayarak, genç kuşaklara aktarımın zorlaştığını ve bu değerin yaşatılması için tüm kurumların destek vermesi gerektiğini ifade etti.
Fırat Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Öğr. Gör. Mustafa Öztürk, Harput musikisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Mustafa Öztürk yaptığı açıklamada,“Fırat Üniversitesi Devlet Konservatuvarından 2005 yılında mezun oldum. Konservatuvarın ilk mezunlarından birisiyim. Mezun olduğum tarihten itibaren de konservatuvarda görev yapmaktayım. 2012 yılında öğretim görevlisi kadrosuna atandım. O dönemden beri kadrolu olarak çalışıyorum. Geçtiğimiz yıl Halk Edebiyatı bölümünde doktoramı tamamladım. Şu anda öğretim üyesi doktor olarak görev yapmaya devam ediyorum.”dedi.
Öğr. Gör. Mustafa Öztürk,Hakimiyet Haber’e yaptığı açıklamanın detayları:
HARPUT MUSİKİSİNİN TÜRK MÜZİĞİNDEKİ ÖNEMİ NEDİR?
Harput musikisi Türk müziğinde önemli bir yere sahiptir. Yöresel, mahalli musikiler içerisinde ve Türk musikisi içerisinde yerini değerlendirecek olursak, birçok kaynakta da bu durum geçmektedir. Anadolu’da ilk fethedilen, yani Türk hâkimiyetinin resmî olarak gerçekleştiği tarihlerden itibaren İstanbul’dan çok daha önce bu topraklar fethedildiği için, hatta Profesör Doktor Türkeroğlu hocamızın da bu yönde bir tespiti vardır. İstanbul’da daha kurallara dayalı bir musiki yokken Harput’ta bir Türk musikisi icraların yapıldığına dair bir ifadesi bulunmaktadır. Buradan da yola çıkarsak Harput musikisi, daha sonraki dönemlerde de önemli bir yerel musiki hâline gelmiş ve özellikle beyliklerin merkezi konumda olması, göç yolları ve ticaret yollarının kavşak noktasında bulunması burayı bir geçiş noktası hâline getirmiştir. Bu durum da kültürel yönden zenginleşmesini sağlamıştır. Dolayısıyla kültürün içerisindeki en önemli oluşumlardan biri olan müzik üzerine de önemli bir zenginlik oluşmuştur. Türk musikisi içerisindeki yerine bakacak olursak, burada hem Türk sanat musikisinin hem de Türk halk müziğinin unsurlarını görmek mümkündür ve bu konuda birçok kaynakta bilgi yer almaktadır.
ŞEHİR KÜLTÜRÜ VE MUSİKİNİN ETKİSİ
Harput musikisinin şehir kültürünün etkisi ve kültürel katkısı açısından değerlendirdiğimizde, şehir kültürü Harput müziğinin günümüzden ziyade çok eski tarihlerden itibaren var olan bir yapıdır. Akkoyunlular, Çubukoğullarının, Artuklular ve Selçuklular gibi önemli beyliklerin merkezlerinden biri olması nedeniyle bu şehir kültürü erken dönemlerden itibaren gelişmiştir. Günümüzde çok fazla kıymeti bilinmese de ve bir ölçüde geri planda kalmış olsa da insanlar tarafından hâlâ benimsenmekte ve dinlenmektedir. Şehir kültürü içerisinde musikinin icrası, söylemde dahi kendisini göstermektedir. “Müzik” yerine daha geleneksel bir ifade olan “Türk musikisi, Harput musikisi” kelimesinin kullanılması da bu geleneğin bir parçasıdır. Bu durum, şehir kültürü geleneğinden gelen bir alışkanlık olarak değerlendirilebilir.
MUSİKİNİN ŞEHİR YAŞAMINDAKİ ROLÜ
Şehir musikisi genel olarak şehrin kültürünü doğrudan etkilemektedir. Musiki, doğası gereği daha ince, daha hassas ve daha sanatsal bir yapı taşıdığı için günümüzde çok fazla etkileri görülmese de, musiki geçmişte şehirlerin kültürel ve entelektüel düzeyini gösteren önemli bir unsur olmuştur. Günümüzde etkileri eskisi kadar belirgin olmasa da yaklaşık kırk-elli yıl öncesine kadar şehirde musikiyle ilgilenmek, belirli bir kültürel seviyenin göstergesi olarak kabul edilmekteydi. Bu yönüyle müziğin, şehrin kültürel bir merkez hâline gelmesinde önemli ve ayrı bir yeri olduğu söylenebilir.
GELENEKSEL AKTARIM
Gelecek nesillere aktarılması konusunda ise sanatın “sanat için mi yoksa toplum için mi yapıldığı” tartışması uzun yıllardır devam etmektedir. Önceki dönemlerde sanatın daha çok sanat için yapıldığı görülmektedir. İnsanlar musikiden keyif almak, eğlenmek ve mutlu olmak için bu faaliyetleri sürdürmüşlerdir. Bu noktada kürsü başı geleneğini de unutmamak gerekir. Kürsü başı, farklı yörelerde farklı isimlerle anılan bir toplu icra geleneğidir. Örneğin Urfa’da sıra geceleri, Çankırı’da yaren geceleri gibi örnekler bulunmaktadır. Hatta yurt dışı Türklerde, Türk topluluklarında bu tür gelenekler, insanların bir araya gelerek birlikte müzik icra ettiği, sohbet ettiği ve toplumsal sorunlara çözüm aradığı sosyal ortamlar oluşturmuştur.
GÜNÜMÜZDEKİ DEĞİŞİME DİKKAT!
Günümüzde ise bu gelenek daha çok görsel ve tanıtım amaçlı olarak televizyonlarda ve sosyal medyada sürdürülmeye çalışılmaktadır. Kürsü başı toplulukları artık daha sembolik bir hâle gelmiş ve çoğunlukla sadece musiki icrası yönüyle varlığını sürdürmektedir. Oysa musiki, bu toplu buluşmaların yalnızca bir parçasıdır fakat en önemli ayağını oluşturmakta. Günümüzde maddi kaygıların ön plana çıkması nedeniyle toplum için sanat yapmanın ötesinde daha çok popüler, kolay öğrenilen ve eğlenceye yönelik eserler tercih edilmektedir. Bu durum, Harput’un bir kültür merkezi olarak bir gazeliyatı, uzun havaları, makamsal yapısı ve geleneksel formları gibi öğrenilmesi daha zor olan değerlerin geri planda kalmasına neden olmaktadır. Bu nedenle bu kültürün aktarımı zorlaşmaktadır.
KURUMSAL YAPILAR VE TEKNOLOJİNİN ROLÜ
Bu noktada Elazığ’daki köklü kurumlardan biri olan Elazığ musiki cemiyetleri, Musiki Konservatuarı olarak da geçiyor önemli bir rol üstlenmektedir. Önemli bir kısmının vefat ettiği ,bir kısmının yaşlandığı, ama hala az da bazı ciddi temsilcilerinin olduğu ve genç ler arasın da çok az kişinin olduğu söylenebilir Buna rağmen günümüzde kayıt teknolojilerinin gelişmiş olması önemli bir avantajdır. Eski plaklar, kasetler ve albümler dijital ortamlara aktarıldığı için bu eserler dinlenerek ve uygulanarak gelenek sürdürülebilir ve unutulması engellenebilir. Bu konuda daha güzel çalışmalar yapılabilir.
GENÇLERE ÇAĞRI
Son yıllarda bu sanatı icra edecek sanatçı yetiştirme konusunda da zorluklar yaşanmaktadır. Bunun en önemli sebeplerinden biri, eğitim sürecinde yalnızca yerel musikinin değil, Anadolu’nun ve hatta Türk dünyasının farklı coğrafyalarındaki müziklerin de öğretilmesinin gerekliliğidir. Bu durum, yerel musikiye ayrılan zamanı sınırlamaktadır. Ayrıca genç neslin bu alana yönelmesi için maddi ve manevi destek gerekmektedir. Maddi kaygıların ön planda olmasıdır. Çünkü insanlar bir sanatı icra ederken maddi bir kaygı güderlerse popüler olanın peşinden gider ve daha fazla dinlenen, eğlendiren ticari değeri yüksek eserlere ve sanatçılara yönlendirmektedir. Bu da sanatsal derinliği olan gazaliyat dediğimiz muazzam bir değer varken geri planda kalmasına neden olmaktadır.
KÜLTÜREL MİRASIN KORUNMASI GEREKİR
Oysa Harput musikisi, icrası zor, her müzisyenin kolaylıkla başaramayacağı, yüksek sanatsal değere sahip eserler barındırmaktadır. Her müzikle ilgilenen başaramayacağı, okuyamayacağı, icra edemeyeceği eserlerde insanlar ister istemez eksik kalıyor. Bu nedenle bizim en büyük eksikliğimizi doldurabilecek kişiler vefat ettikleri için onlardan bize miras kalan elimizde bulunan kayıtlardır, saz eserleridir, sözlü eserleridir. Bunları dinletip uygulayarak, veya dinleyip repertuara geçerek aktarılabilir. Ama bunu bir kültürel görev olarak yerine getirmek gerekiyor. Ticari bir kaygı olduğu zaman kesinlikle bunlar bir rağbet görmeyecektir. Kültürel olarak da desteklenmesi için yerel yönetimlerin, kültür müdürlüklerinin ve ilgili kurumların gençlere destek vermesi büyük önem taşımaktadır.
ŞEHRİN TÜM DİNAMİKLERİ DESTEKLEMELİ
Son olarak, tarihî ve kültürel altyapısıyla birlikte değerlendirildiğinde, çok zengin bir kültürel miras üzerinde yaşadığımız açıktır. Ancak ne yazık ki bu mirasın kıymeti son yıllarda yeterince bilinmemektedir. Son temsilcileriyle birlikte yavaş yavaş kaybolma riski taşıyan bu kültürün yaşatılması için sadece akademik çalışmalar yeterli değildir. Şehrin tüm dinamiklerinin bu sürece maddi ve manevi destek olması gerekmektedir. Ancak bu şekilde bu değerli miras gelecek nesillere eksiksiz bir şekilde aktarılabilir.
