Keskin: 'Elazığ'ın Beklentileri Karşılanmadı'

İlimiz siyasetçilerinden ve kapanan Has Parti ve özellikle Milli Görüş Partilerinde uzun yıllar görev almış İlyas Keskin ile günümüz şehir ve ülke siyaseti üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. Keskin, Ak Parti Hükümetinin 20 yılda önemli hizmetler yaptığını ancak bu süre zarfında beklentilerin karşılanmadığını söyledi. Keskin, Elazığ'ın sorunlarının çözümünün ise birlik ve beraberlikle çözüleceğinin altını çizdi.

Keskin: 'Elazığ'ın Beklentileri Karşılanmadı'

Hakimiyet Gazetesi, şehrimizin eski siyaset duayenlerinin tecrübelerinden faydalanmak adına başlattığı söyleşi serisini sürdürüyor. Bu kapsamda şehrimizde özellikle Milli Görüş Partilerinde İl Başkanlığı yapan ve önemli görevler üstlenen, en son Numan Kurtulmuş’un kurduğu Has Parti’de İl Başkanlığı görevi yürüten şehrimizin siyaset duayenlerinden İlyas Keskin ile bir söyleşi gerçekleştirdik. 

Keskin, geçmişle günümüz siyaseti arasında adeta bir köprü kurarak özellikle Elazığ’ın tarım, sanayi, ticaret gibi alanlarda büyük bir potansiyel barındırdığını belirterek sorunların çözümü için birlik ve beraberlik içinde olmanın önemine değindi. 

Maden ve Alacakaya’daki cevherlerin Elazığ’da işlenmesi gerektiğini ve  bu durumun Elazığ’ı ihya edeceğini söyleyen Keskin, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin milletvekillerini pasifize ettiğini ve Elazığ’ın bu durumdan son derece kötü etkilendiğini belirtti. 

Elazığ’da muhalefet ve medyaya da eleştirilerde bulunan Keskin, muhalefetin sorunları dile getirmede yetersiz kaldığını ve parça parça hareket edildiğini belirterek, sorunların çözümü için tek sesliliği işaret etti. 

Geçmiş Milli Görüş partilerinden anılar paylaşan İlyas Keskin, 1994 yerel seçimlerinden ve Merhum Hamza Yanılmaz’ın adaylık sürecinden hiçbir yerde bulamayacağınız anılarını da Hakimiyet’e anlattı. İşte tek solukta okuyacağınız o söyleşi: 

*Sayın Keskin günümüz siyasi konjonktüründe Ak Parti’nin 20 yıllık bir iktidarı söz konusu. Bu 20 yılı değerlendirmenizi istersek neler söylersiniz? 

“Ak Parti başarılı hizmetler yapmıştır. İktidarları süresince otoyollar, tüneller ve köprüler yapmıştır. Elazığ’a havaalanı yapıldı ve diyanet merkezi ile akademisinin de yapılacağı söyleniyor. Bunlar güzel şeyler fakat Elazığlıların veya ülke insanının beklediği seviyede değil. 20 yıldır tek başına iktidar olan bir parti, tüm imkanlar elinde olmasına rağmen hala istenilen şeyleri yapamıyor. Ben kendi bildiğim konudan örnek vereyim, Türkiye’de çalışan nüfus 29 milyon. Çalışan nüfusun yüzde 16’sı sendikalıdır. Sendikalaşma ve örgütlenme konusunda bir adım ileri gidilmemiştir. Sendikalar da partilerin arka bahçesi konumunda hizmet vermekteler.” 

*Peki, mevcut sistemi nasıl buluyorsunuz, Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin sorunların çözümünde etkisi oldu mu? 

“Milletvekillerinin seçim sisteminin ve siyasi partiler kanununun mutlaka değişmesi lazım. Genel başkanın atamış olduğu milletvekili hizmet veremez. Sadece el kaldırır ve el indirir. Genel başkan birini vekil seçmiş, genel başkan ne derse, o olur.” 

“MERHUM ERBAKAN İLE 40 DAKİKA KONUŞURDUK”
“Biz il ve ilçe başkanı olmamıza rağmen 40 dakika konuşacak olsak bile Merhum Erbakan Hocamız, can kulağı ile dinler ve lazım geleni hayata geçirirdi. Gününüzde bunu diyebilecek kapasitede milletvekili yok.  Eğer siyasi partiler kanunu değişecek olursa millet kendisi vekilini seçecek ve milletin seçtiği vekil de başı dik mücadele edecek. Örneğin şehrimiz için konuşursak; beni Elazığlılar seçti, ben Elazığlılar adına konuşuyorum diyebilecek. Bunu maalesef iktidar yapmıyor, diğer partiler de gündeme getirmiyor. Bu konuda kimsenin bir talebi olmuyor. Bunda sivil toplum örgütlerinin ve yerel medyanın da etkisi var.” 

* ‘Sivil toplum ve medyanın da sorunların çözülmemesinde etkisi var’ dediniz? Burayı biraz açar mısınız?

“Elazığ’da parça parça bir medya söz konusu. Elazığ, bir tarım şehridir. Mustafa Kemal Atatürk, Elazığ’a ‘azık ili’ demiş ve adı Elazığ olmuştur. Bizim Kuzovamız ve Uluovamız var. Oraları besleyecek şekilde su olsa verim alınacak. Adam arpa ve buğday ekiyor, gübre veremiyor, traktöre mazot alamıyor böyle olunca altından kalkamıyor. Şu anda tarım Elazığ’da yok olmakla karşı karşıya.” 

“VATANDAŞ SÜT İNEĞİNİ SATMAK ZORUNDA KALIYOR”
“Elazığ’da hayvancılık geçmişte çok yukarılardaydı. Şimdi hayvancılığa gerekli destek verilmediği için kendi otlağı, merası olmayan bir besici satın aldığı yemle, ilaçla, veterinerle, başka giderlerle kazandığı parayla tatmin olmuyor.  Sonra da vatandaş süt aldığı ineğini satmak zorunda kalıyor.”

“SORUNLAR ANKARA’YA TAŞINMALI”
“Elazığ’ın hububatı, üzümcülüğü, sebzeciliği var. Bu şehirde sebzecilik geliştirilemiyor. Birileri işte bahsettiğimiz yerel medya ve siyasi partiler gündeme taşıyacak, parti gözetmeksizin herkes tüm sorunları Ankara’ya taşıyacak.” 

*Elazığ’ın geçmişte tarım, hayvancılık ve sanayi gibi konularda bugünkünden daha iyi durumda olduğu konuşuluyor. Siz de hayvancılıktan örnek verdiniz. Bu örnekleri çoğaltabilir misiniz?

Benim il başkanlığı yaptığım dönemde Elazığ’da; yem fabrikası, süt fabrikası, Et Balık Kurumu, azot sanayi, Keban Holding ve bu tarz birçok büyük işletme vardı. Bunların hepsi satıldı. O zaman Mehmet Ağar da milletvekiliydi. Sayın Ağar’a ve diğer partilere de şehrin sorunları ile ilgili dosyalar hazırlar ve ‘siz de Elazığ milletvekilisiniz, bir şeyler yapın’ derdik. Hatırlıyorum bizim sunduğumuz dosyada bulunan Tapu ve Kadastro Bölge Müdürlüğü, Elazığ’a getirilmişti. 

“VATANDAŞLA GÖRÜNTÜ VERMEKLE OLMUYOR”
“Bugünkü milletvekillerimizin ve siyasilerimizin istişareye ihtiyacı var. Vatandaşa görüntü vermekle olmuyor, bu yeterli değil. Yani milletvekili halkın arasına girecek, istişare edecek,  sivil toplum örgütleri ile paylaşacak, tartışacak.

*Geçmişten birçok örnek verdiniz. O halde şöyle soralım; Elazığ’ın kalkınmış bir şehir olması için neler yapılabilir?

“KROMUN ELAZIĞ’DA İŞLENMESİ LAZIM”  
Elazığ’ın krom tesisleri var. Alacakaya krom potansiyeli ile dünyadaki sayılı alanlardan biridir. Bu kromun Elazığ’da işlenmesi ve şehrimize ait ürünlerin burada üretilmesi gerekmektedir. Elazığ’da siyasilerin böyle bir çalışması olmadı. Bu kadar büyük bir potansiyel olmasına rağmen Elazığ’a bir girdisi de yok, orada çalışanlar dışında Elazığ’a bir faydası yok. Başka yere aktarılıp gidiliyor bu kaynaklar. Mutlaka bu kromun Elazığ’da işlenmesi lazım. 

“MADEN’İN KIYMETİ BİLİNMEDİ”
Maden’de altın, bakır ve demir cevherlerinin olduğunu herkes biliyor. Bunları işleyecek tesislerin kurulması lazım. Bu zamana kadar Maden’in de kıymeti bilinmedi. Eğer bu yapılırsa Elazığ ihya olur.

“ÇÖZÜM,  BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDE OLMAKTAN GEÇİYOR”
“Bizim milletvekillerimizin de siyasilerimizin de parti farkı gözetmeksizin bir araya gelip söz birliği yapıp önce Elazığ’ın tarımı, hayvancılığı, kromu, bakır madeni, Harput’u, inanç turizmi, Hazar’ı, Keban’ı, balıkçılığı vs. Bütün bunlar saatlerce konuşulacak şeyler ve bunların bir an öce canlandırılıp hayata geçirilmesi gereken şeyler. Yani çözüm, birlik ve beraberlik içinde olmaktan geçiyor. 

*Tam da bu noktada Elazığ’daki muhalefeti beğeniyor musunuz, sorunları gündeme getirmede ve çözüm önerileri sunmada etkili oluyorlar mı diye sorsam, ne dersiniz?

Muhalefet zayıf ve cılız kalıyor. Elazığ’da muhalefetin kendi aralarında da parça parça hareket ettiğini görüyoruz. Siyasetin iktidarın şu anki durumu iyi değil. 

“GÖZ DOLDURULUR BİR EKİPLERİ YOK”
“Şehrimizdeki muhalefet partilerinin kadrolarına şöyle bir bakınca, göz doldurur bir ekipleri olmadığını görüyoruz. Dışarıdan görüp izlediğin zaman,  bunlar bir şey yapacak güçteler diyorsun ama öyle bir muhalefet henüz yok. Elazığ’ın meselelerini yeterince gündeme getirmediklerini görüyoruz. Bir tek Gürsel Erol var diyebiliriz. Ancak onun da şu anda Ali Özcan nedeniyle sıkıntı yaşadığını görüyoruz. Yani parça parça bir muhalefet var.”

Bugün sizi biraz da geçmişe götürmek ve oradaki tecrübelerini okuyucularımıza aktarmak istiyoruz. Milli Görüş Partilerinin özellikle Refah Partisi’nin Türk siyasi hareketine kazandırdıkları nelerdir diye sorsak, neler söylersiniz?

“Dış güçler denen ve Siyonizm diye de adlandırılan Yahudiler, İsrail, Amerika ve Fransa gibi ülkelerin tahammülsüzlüğü o dönemler çok büyüktü. Erbakan Türkiye’de kalkınma yapıyor dediler ve Refah Yol hükümetini yıktılar. Bizim çalışmalarımız o şartlara rağmen Fazilet Partisi ile devam etti. Daha sonra Fazilet Partisi’nin milletvekillerinin yarısı Cumhurbaşkanı ile birlikte hareket edip başka yerlere gittiler. Bunlar partiyi ele geçirelim parti bizim olsun dediler ama olmadı. Ayrılıp yeni parti kurdular.”

“MAĞDURİYET DESTEĞİ GETİRDİ”
“Cumhurbaşkanı geçmişte şiir okudu diye adamı tutukladılar. 'Bundan muhtar olmaz' dediler. Bütün bu mağduriyeti gören vatandaşlar destek verdiler ve tek başına iktidar yaptılar. Aynı şey Turgut Özal döneminde de yaşandı.”

Elazığ siyasi tarihi açısından büyük önemi bulunan 1994 Yerel Seçimleri’ni ve Merhum Hamza Yanılmaz’ın adaylık sürecini o dönemler parti içinde olan Sayın İlyas Keskin’den dilemek isteriz. Bu konu hakkında neler söylersiniz?

O dönemde biz merkez ilçe teşkilatındaydık. Anket ve mülakat yapılırdı aday tespiti için. Bizde yaklaşık 11 tane aday vardı. Adaylar için teşkilat içerisinde oylama yapıldı. Ahmet Akgül ve Hamza Yanılmaz ön plana çıktı. Hamza Yanılmaz’ın yaşı genç, bürokrasi bilmiyor dediler. Bazıları Palulu diye itiraz etti. Bütün bunlar dikkate alınarak Hamza Yanılmaz üzerinden haberler üretilmeye başlandı. O dönemde bazı arkadaşlarımız Nurettin Kılıç’ı aday gösterdi. Biz bu durumu genel merkeze bildirdik. Merhum Erbakan Hoca’yı görenler cesaret edip bu durumu ifade edemedi. Sayın Ahmet Cemil Tunç o zaman benim konuşmamı istedi. Oğuzhan Bey (Oğuzhan Asiltürk) o zaman bize dedi ki ‘hiç hocanın yanına gitmeyin bu iş bitmiştir gidin çalışın.’ O arkadaşlardan 11’i istifa etti. Arkadaşlarımız istifa etmesine rağmen Refah Partisi’ne destek olmaya devam ettiler. Bir kısmı rahatsız oldu bu durumdan. Fakat seçimi de kazandık. 

“İŞİN CİDDİYETİ VE BAŞARISI TEFERRUATINDA GİZLİDİR” 
“Hamza Bey, çok samimi ve çok zeki biriydi. Eski Araştırma Hastanesi’nin orada su deposu var. O depodan tüm Elazığ’a su verilir. Oranın kotu Abdullahpaşa’ya su çıkaramaz. Ben harita teknisyeniyim. Bir gün Merhum Hamza Yanılmaz ile baş başa kaldık. Kendi makamında harita üzerinde bir çalışma yaptığını gördüm. Dikkatimi çekti ve dedim ki ‘bu su Abdullahpaşa’nın tepesine nasıl gidecek?’ Tek tek kilometre olarak işleyerek anlattı. Bana dedi ki ‘işin ciddiyeti ve başarısı teferruatında gizlidir.’ 

Sayın başkanım, son sorum yine ilimiz siyasetiyle alakalı olacak. Olası bir erken veya zamanında seçimde, tecrübelerinize dayanarak nasıl bir siyasi yelpaze oluşacağını sorsam, neler söylersiniz?

“Bununla ilgili tam bir tahminde bulunmak doğru olmaz ancak AK Parti’den dört tane milletvekili olmayacağını düşünüyorum.” 

Sayın Keskin, son olarak neler söylersiniz?

“Milli Görüş geleneğinden gelen iki partimiz var. Bunların Türkiye siyasetinde daha büyük yerlere gelmesini arzu ediyoruz. Saadet Partisi ile Yeniden Refah Partisi’ni karşılaştırmak doğru olmaz ama bu iki partinin de birlik olmasını isteriz biz. Eğer bu iki parti birleşirse hiçbir ittifakın içinde olmadan başarı elde edebilirler ancak ikisi de başka taraflara yönelirlerse netice alamazlar. Hakimiyet Gazetesi ile tanışmamız inşallah hem bizim için hem de sizin için hayırlı olur.  Bizlere de sayfalarınızda yer verdiğiniz için teşekkür ederiz. Tüm Elazığlı hemşehrilerimize selam ve muhabbetlerimi iletiyorum.”
 

Bakmadan Geçme