Kader mi İhmal mi?

Bartın- Amasra'daki maden ocağında 41 işçimizin vefat ettiği facianın, ihmaller zincirinin acı bir neticesi olarak, önceki benzer olaylardan hâlâ gereken derslerin alınmadığı gerçeğini de ortaya çıkardı.

Kader mi İhmal mi?
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Amasra'da maden ocağındaki patlama hayatını kaybeden 41 işçi ile ilgili açıklamasında "Birileri dalgasını geçebilir ama önemli değil biz kader planına inanmış insanlarız" cümlesi ise ayrı bir tartışma konusu oldu.

Erdoğan’ın bu açıklaması sadece muhalif kesimlerin değil, Ak Partiye yakınlığı ile bilinen yazarlardan da tepki gördü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın spontane konuşmalarında zaman zaman bu tür tartışma yaratan cümleler ortaya çıkabiliyor.

Muhtemelen bir dizi ihmaller sonucu bir patlama oluyor ve bunun sonucu 41 canımız yitiyor, devletin bir numaralı ismi insani bir duyarlılıkla Amasra’ya cenaze  törenine gidiyor. Diyarbakır programını iptal ederek maden faciasının yaşandığı Amasra’ya giden Erdoğan’ın bu olumlu adımı ne yazık ki kader tartışmasının gölgesinde kaldı.

Şurası bir gerçek ki her olumsuzluğu kadere bağlamak ve bu konudan sıyrılmaya çalışmak doğru bir yaklaşım değil.  

Kader gayrete aşıktır. Siz bir hedefe ulaşmak ve kazasız belasız menzil-i maksuda varmak isterseniz, çalışmakla birlikte tüm önlem ve tedbirleri almak zorundasınız.  Kurallara  uyulmadan çıkılan bir araç yolculuğunda bile kaza yapılma ihtimali çok yüksektir.

Ülkemizde sık sık yaşanan maden kazaları, en son yaşadığımız Soma faciasından ne kadar ders aldığımız Bartın faciasıyla ortaya çıktı. 

Sayıştay raporlarına kadar yansıyan ihmaller zincirinin sonucu göstere göstere gelen ve ekmeğini 350 metre yerin altında arayan 41 canımızı  kaybettiğimiz facianın  kader boyutu elbette vardır  fakat tedbir alınmayan her şeye kader deyip geçmek biraz da kolaya kaçmaktır. Zira “kader diyemezsin sen kendin ettin” sözleriyle maruf şarkıyı hatırlatırlar insana.

Mehmet Akif Ersoy yıllar öncesinden ve kader üzerinden bize bakın nasıl ayna tutmuş; 

 “'Kadermiş' Öyle mi? Haşa, bu söz değil doğru; Belanı istedin, Allah da verdi... Doğrusu bu"

Doğrusu gerçekten de bu…