Hazan, Hüzün mü?

Eylül ile birlikte hava da döndü. Sıcaktan bunaldığımız ve köşe bucak serin mekânlar aradığımız günleri geride bıraktık.

Hazan, Hüzün mü?

Güz, eylülle geldi ve tüm güzelliğini gösterdi. Artık yavaş yavaş balkonlardan kaçış ve salonlara yerleşme sürecini yaşıyoruz.  

Kapalı mekânlara zorunlu geçiş, günlük yaşamda da bazı değişiklikleri getirdi. Şimdiye kadar balkonda radyo eşliğinde internet gezintisi yapan bizler, bundan sonra ya yeni yayın dönemine başlayan dizilere ya da hemen her gün aynı konuların konuşulduğu tartışma programlarına mahkûm olacağız. Ya da üçüncü yolu tercih edip kitap ve mesleki okumalara daha çok zaman ayıracağız.

Yaz, yaktı geçti. Belki birçoğumuzu kavurdu geçti. Ama nihayetinde geçti-gitti. Şimdi güzü, güz gibi sevmek ve sarılığına  bürünme  vakti. Motorları maviliklere sürme mevsiminden direksiyonları hazanın hüznüne sürmek daha güzel hissettirecek bu mevsimi.

Kıştan önce tabiatı doya doya yaşamak iyi gelir hepimize. Bu sebeple her anı fırsat bilmeli ve devamlı  kaçmalı doğaya. Serin sularından içmeleri akarsuların, üzümünden tatmalı bağların, meyvesini ısırmalı bahçelerin. Tercih sizin. Hafta sonunu değerlendirin ve kendinizi ödüllendirin.