Hakkımız Helal Değil

Bir il, bir kurum ya da herhangi bir birimde görevli olan isimlerin ne kadar başarılı olup olmadıkları hep tartışılmıştır. Birileri, bir yöneticinin icraatlarını beğenir, bir başkası halkla olan ilişkilerindeki samimiyeti, biri projeci kimliğini, bir başkası da gönül ehli olması yönüyle değerlendirir bir yöneticiyi.

Hakkımız Helal Değil

Oysa bir yöneticinin asıl başarısı o kuruma ve şehre ne verdiğiyle orantılıdır. Her an halkın içinde günü geçiren bir idareci görevinin sonunda kendiyle anılacak bir hizmet ve halkın memnun olduğu bir eseri yoksa o kişi şehir için de kurum için de zaman kaybıdır ve büyük vebal altındadır.

İdarecilerin çok sık toplantı yapması onları başarılı kılmaz. Toplantıların somut yansıması şehrin siluetinde gözükmüyorsa, bu toplantılar yayınlanan resimlerden ve birkaç beğeniden öteye geçmez.

Bir idareci ve yönetici, “kurum ve şehir benimle ne kazandı, hangi sorunu çözdüm ve yıllarca benimle anılacak hangi hizmeti ortaya koydum” sorusuna cevap gelecek ciddi bir eseri yoksa hem kendine hem de kuruma yazık etmiştir.

Sıradan olmak, rutinde kalmak, irade ortaya koyamamak ve yaşanılan sorunları çözme konusunda inisiyatif alamamak, o kişinin  yönetici olamayacağının resmi ve alametidir ve hem halkın hem de devletin sırtında yüktür.

Lütfen her idareci kendini ölçüp-biçip ve tartsın. İki yapmacık övgü ve yalakalığın  peşine düşüp kendini  kandırmasın.

 Esersiz ve rüzgarsız bu şehirden yolu geçenlere hakkımız helal değildir bilgileri olsun.