Güvene suikast

Son birkaç gündür Türkiye'nin konuştuğu konuların başında Haluk Levent ve Ahbap Derneği ile ilgili kamuoyuna yansıyan iddialar geliyor.

TAKİP ET Google News ile Takip Et

Haberin Özeti

  • Haluk Levent ve Ahbap Derneği'ne yönelik yolsuzluk, rüşvet ve dolandırıcılık iddiaları, özellikle Maraş depremleri sürecindeki faaliyetleriyle kamuoyunun gündeminde.
  • Bu iddialar, Anadolu'yu binlerce yıldır bir arada tutan ve son yıllarda azalan toplumsal güven duygusuna büyük bir darbe vurarak ciddi tehdit oluşturuyor.
  • Şeffaflık ve ahlak savunucusu kesimlerin desteklediği bu isimlerle ilgili iddialar doğruysa, yaşananların vatana ihanet olduğu belirtiliyor.

Elbette sürecin hukuki tarafını mahkemeler değerlendirecek, iddiaların doğruluğu ya da yanlışlığı yargı kararıyla ortaya çıkacak. Ancak ortada yargı sürecinden bağımsız olarak hepimizi ilgilendiren başka bir mesele var ki, belki de en fazla üzerinde durulması gereken konu da tam olarak bu.

Bu konu kadim Anadolu’nun kilit taşı olan, bizleri bu zamana kadar getiren, bu toprakları binlerce yıldır yurt tutmamızı sağlayan birbirimize karşı olan güven duygumuz. 

Ne yazık ki son yıllarda artık etkisini iyice kaybeden, bireyselliğin her geçen gün arttığı bu çağda yaşadığımız bazı olaylar güven duygusunu da neredeyse yok olmanın eşiğine getirmiş durumda. 

Özellikle Maraş depremleri zamanında bir yandan depremzedelere yardım başlığı altında belki kendine göre iktidara ancak reel olarak devlete adeta alternatif bir kanal oluşturan ve bu özelliği ile başta muhalifleri yanına çeken Haluk Levent ile ilgili tüyler ürperten her bir detayı bizler de yakından takip ediyoruz.

Bugün ortaya çıkan her iddia, o günkü kaos ortamında anlaşılmayan bazı gerçeklerin net bir şekilde anlaşılmasını sağlıyor, toplumdaki güven duygusuna ise yeni bir darbe indiriyor.

Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta ise yıllardır devletin şeffaflığından, adaletten, ahlak, etik ve hukuktan bahseden kesimlerin en çok savunduğu ve arkasında durduğu birçok ismin yolsuzluk, rüşvet, dolandırıcılık ve ahlaksızlık gibi konulardan ayrı bir sınav vermesidir.

Ekrem İmamoğlu ile başlayan ve bugün Haluk Levent ile devam eden bu olaylar karşısında malum mahallenin verdiği sınav toplum tarafından yakından takip ediliyor. 

Bu kişilere, şahıslara ve olaylara destek vermeyen kesimler ise “evet, bizimkilerin hatası var ama ya gaflete düşüp de bunlara destek verseydik bugün ne hale gelirdik” diye düşünüp tartışıyor.

Biz ise gazeteci refleksiyle bu konuya farklı bir pencereden bakıyor, yaşanan tüm bu olayları sadece asayiş ve hukuk olayları olarak görmüyoruz. 

Elbette ki bu konular şu anda hukuk ve adalet önünde aydınlatmayı bekliyor. Ancak iddialar doğruysa bu yapılanlar aynı zamanda vatana ihanettir. Binlerce yıldır bizi ayakta tutan güven duygusuna net bir suikasttır.