Gürsel Erol, İsrailli Çifte Vatandaşları Bakan Tunç'a Sordu

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, Gazze'de insanlık suçu işleyen İsrail'le ilgili Türkiye'yi yakından ilgilendiren önemli bir konuyu Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'a sordu.

Gürsel Erol, İsrailli Çifte Vatandaşları Bakan Tunç'a Sordu
TAKİP ET Google News ile Takip Et

9 Ekim 2023 tarihinden bugüne kadar Gazze’de insanlığa karşı bir suç işleyen ve şiddetini artırarak devam ettiren İsrail’le ilgili önemli bir konuyu Meclis kürsüsünde gündeme getiren CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, konuyla ilgili Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanıtlaması istemiyle Meclis’e 6 sorudan oluşan soru önergesi verdi.

“TÜRKİYE İÇİN GÜVENLİK SORUNU”

Türkiye’de İsrail asıllı kaç vatandaş bulunduğunu, bu vatandaşların İsrail ordusunda görev alıp almadığını dile getiren Erol, bu durumun Türkiye Cumhuriyeti adına güvenlik, diplomatik ve etik sorunların yanı sıra uluslararası arenada Türkiye aleyhine toplumsal algı yaratacağına değinerek bu durumdaki kişilerin vatandaşlıktan çıkarılması gerektiğini vurguladı.

İşte Milletvekili Erol’un Bakan Tunç’un yanıtlaması istemi ile Meclis’e verdiği o soru önergesi:

“İsrail'in Gazze'de masum sivillere karşı işlediği insanlığa karşı suçlar ve soykırım suçları şiddetini arttırarak devam etmektedir. Bölgede; çocuk-kadın, genç-ihtiyar demeden her yaştan ve her kesimden sivillere karşı; hastane, okul, mülteci kampları gibi sivil yerleşimleri ayırt etmeden en ağır silah ve bombalarla vahim bir insanlık suçu işlenmektedir. Dünyanın gözü önünde işlenen bu menfur suçlara, ülkemizde bulunan kimi şahıs ve tüzel kişiler tarafından da doğrudan veya dolaylı olarak destek verilmektedir.

İsrail'in 9 Ekim 2023 tarihinde ilan ettiği seferberlik çağrısı üzerine Türkiye'den İsrail'in bu katliam çağrısına bilfiil İsrail ordusuna katılarak cevap veren çifte vatandaş olup Türk Vatandaşı kimliğini taşıyan gerçek kişiler, işlenen bu suçların müşterek failleri konumundadır. Ayrıca bu kişilerin İsrail ordusuna katılarak taraf olması Türkiye Cumhuriyeti adına güvenlik, diplomatik, etik sorunların yanı sıra uluslararası arenada Türkiye aleyhine toplumsal algı yaratacaktır.

Bununla beraber terör şebekesi İsrail ordusunun yaptığı katliamlara gerek finansal olarak gerekse de sözlü olarak desteğini açıklayan gerçek kişi veya tüzel kişi yetkilileri de yine işlenen bu suçlardan sorumludur.

Bu sebeplerle; şüpheli olan gerçek kişi veya tüzel kişi şirketleri ve yetkilileri hakkında terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanun gereğince mal varlıklarının dondurulması, bununla beraber ilgili suçlara doğrudan veya dolaylı destek olan tüzel kişi şirketlerine kayyım atanması, çifte vatandaş ve Türk vatandaşı olan şüphelilerin ise vatandaşlıktan çıkarılması için gerekli işlemlerin yapılması gerekmektedir.

Bu hususta;

1. Türkiye'de İsrail asıllı çifte vatandaş olup Türk Vatandaşı kimliğini taşıyan gerçek kişi

sayısı kaçtır? Bu kişilerden kaçı askerliğini İsrail'de yapmıştır?

2. Çatışmaların başladığı ve seferberlik ilanından bu yana ülkemizden İsrail'e giden kaç

vatandaşımız bulunmaktadır, gidenler arasında çifte vatandaş olanların sayısı nedir?

3. Çifte vatandaşlık kapsamında İsrail ordusunda gönüllü olarak aktif görev yapan vatandaşımızın bulunup bulunmadığına dair bakanlığınızın diğer bakanlıklarla birlikte ortak yürüttüğü bir çalışması var mıdır? Var ise bu kişilerin sayısı kaçtır?

4. Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 29. maddesinin C bendi gereğince, İsrail ordusunda aktif

görev yapan bu kişiler Türk vatandaşlığından çıkartılacak mıdır?

5. İsrail ordusunun yaptığı katliamlara gerek finansal olarak gerekse de sözlü olarak desteğini açıklayan gerçek kişi veya tüzel kişilerin tespit edilmesi için bakanlığınızın diğer bakanlıklarla ve emniyet birimleriyle birlikte ortak yürüttüğü bir çalışması var midir? Bahse konu bu suçları işlediği tespit edilen kişilere hukuki bir yaptırım uygulanacak mıdır?

6. İsrail'in Gazze'ye uyguladığı soykırıma dönüşen saldırıların başlangıç tarihi olan 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana Türkiye Cumhuriyeti olarak İsrail aleyhine uluslararası yaptırım ve yargılama yollarına somut olarak herhangi bir başvuruda bulunulmuş mudur?”