Gitmek Gerek Bazen

Gitmek Gerek Bazen

‘Neyi bastırdıysan göğsüne, göğsünü soludukça büyüyen odur.’ diyordu İsmet Özel. Bir yola çıkan, bir  yol yürüyen ve yolunu yola çıktığı mekan, kurum ve kişinin kaderiyle örtüştürüp aynileştiren ve bu uğurda adanmışlık gösterememişseniz yok hükmündesiniz demektir.

Bir siyasetçi, şehrini ve şehrinin insanlarını göğsüne basıp yola çıkmışsa ve insanlarda bu çıkışı samimi görüp  inanıp, güvenip ve destek olup onu arzuladığı makama göndermişse, işte asıl sınav, asıl samimiyet, asıl adamlık ve adanmışlık burada başlıyor.

Soludukça şehri, sorunları aklına gelmeyen, kendine bu yolu, makam ve mevkii açan insanlardan kaçar gibi, onları görmezden gelir gibi ve onların varlığından rahatsızlık duyar gibi bir umarsızlık ve ilgisizlik  ortaya koyarsanız, bu öncelikle gayretullaha, sonra vicdana dokunur ve aldığınız ahlarla tarumar olur yitip gidersiniz.

Ya göğsüne bastırdığınız şehri her solukta büyüteceksiniz ya da bunun hakkını veremiyorsanız, siz verdim diye düşünseniz de efkârı umumiye tersi görüşte ise onurlu bir davranış yapıp Ahmet  Kaya’nın şarkısındaki gibi  “çekip giderim” diyerek halkın gözünde büyüyeceksiniz.

Tersini yapıp göğsünüze bastırdığınızı sandığınız şehri solumadığınız halde, “bu kez soluyacağım”  teranesiyle çıkarsanız meydana, hem makamınızı hem de değerinizi bu kez daha kötü ve belki şehre bir daha uğramamak üzere kaybedebilirsiniz.

Göğse bastırmak ve solumak önemli. Bunu İsmet Özel belki de hepimize söylemiş. Sadece siyasetçiler özelinde olmasa gerek bu uyarı ve tespit.  Günü gelir, istenmediğimizi anlar bizler de Ahmet Kaya eşliğinde çeker gideriz bu diyarlardan.

 Gitmek her zaman bitmek ve tükenmek değildir. Yeni bir çıkış ya da huruç olabilir, yeni bir sayfanın başlangıcı olabilir.