Gelecek Partisi resmen kapandı, Ahmet Davutoğlu siyaseti bıraktı

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, partisini feshederek aktif siyaseti bıraktığını duyurdu. Uzun ve detaylı açıklamasında Türkiye'nin içinde bulunduğu siyasi, ekonomik ve toplumsal çöküşe dikkat çeken Davutoğlu, 'Bu bir teslimiyet değil, ahlaki bir mesafe koyma kararıdır' dedi.

TAKİP ET Google News ile Takip Et

Eski Başbakan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, 2019 yılında kurduğu Gelecek Partisi'nin feshedildiğini ve aktif siyaseti bıraktığını açıkladı. "Yarının Türkiye'si İçin" başlıklı kapsamlı bir metin yayımlayan Davutoğlu, siyasetin içinde bulunduğu çürümüşlüğe ve kirlenmeye dikkat çekerek, artık bu iklimin bir parçası olmak istemediğini vurguladı.

"TÜRKİYE TARİHİN FAY HATLARI ÜZERİNDE"

Davutoğlu, açıklamasına küresel ve bölgesel kırılmaları analiz ederek başladı. İnsanlığın köklü bir medeniyet kırılmasından geçtiğini belirten Davutoğlu, "Yapay zeka ve teknolojik dönüşüm, insan ile bilgi arasındaki ilişkiyi yeniden şekillendirmektedir. Arka arkaya yaşanan jeopolitik depremler, savaşlar ve soykırımlar, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan uluslararası düzenin taşıyıcı sütunlarını yerinden oynatmaktadır" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin bütün bu kırılmaların kesişme noktasında olduğunu vurgulayan Davutoğlu, ülkenin hem ciddi risklerle hem de büyük bir stratejik sıçrama imkanıyla karşı karşıya olduğunu belirtti. Ancak mevcut tabloda temel şartların birçoğunda ağır bir gerileme yaşandığını söyledi.

"YOLSUZLUK ALGISI İNKÂR EDİLEMEZ BOYUTTA"

Davutoğlu, Türkiye'nin karşı karşıya olduğu sorunları tek tek sıraladı:

•    Üniversiteler başta olmak üzere düşünce ve bilim kurumlarının uluslararası rekabette mevzi kaybettiğini,
•    Yapay zeka devrimi karşısında Türkiye'nin kurucu değil, takipçi bir ülke olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu,
•    Siyasetten topluma yayılan kutuplaşmanın ortak aidiyet bilincini tahrip ettiğini,
•    Yolsuzluk, kayırmacılık ve hesap vermezliğin ahlaki değerleri aşındırdığını,
•    Yolsuzluk algısındaki gerilemenin artık inkâr edilemeyecek boyutlara ulaştığını dile getirdi.

Davutoğlu, insan hakları ihlalleri, yargıya yönelik siyasi müdahale algısı ve hukuk kurallarının kişilere göre farklı uygulanmasının adalete duyulan güveni sarstığını belirtti. Tarım ve sanayi başta olmak üzere üretim ekonomisinin yapısal sorunlarının derinleştiğini, rant ve ayrıcalığa dayalı servet transferlerinin sosyo-ekonomik uçurumları büyüttüğünü ifade etti.

"SİYASET KURUMU TARİHİN EN DERİN İTİBAR KAYBINI YAŞIYOR"

Davutoğlu'na göre en ağır sorun, siyaset kurumunun ve siyasetçi kimliğinin tarihin en derin itibar kayıplarından birini yaşıyor olması. Merkezi ve yerel yönetimlerdeki yolsuzluk iddialarının tek bir siyasi kimliğe değil, bütün bir siyaset kurumuna sirayet ettiğini vurguladı.

Milletvekili ve belediye başkanı transferleri ile kayyum uygulamalarının günlük siyasi pratikler haline gelerek normalleşmesini eleştiren Davutoğlu, bunun "halkın sandıkta ortaya koyduğu iradeyi anlamsızlaştıran, demokrasi ahlakına ve milli irade kavramına vurulan büyük bir darbe" olduğunu söyledi.

Siyasetin geniş ufuklu ideallerin, toplumsal sorumluluğun ve kamu hizmetinin alanı olmaktan çıkarak dar çıkarların, kişisel kariyer hesaplarının ve makam pazarlıklarının alanına dönüşmesinin, nitelikli ve ahlaklı insanların siyasetten uzak kalmasına yol açtığını belirtti. "Çöl ikliminde gül ağacı yetişemeyeceği gibi çürüyerek çölleşen siyaset alanında da nitelikli ve ahlaklı siyaset adamları yetişmez" dedi.

"İKİ KARANLIK SENARYO" UYARISI

Davutoğlu, 2028 seçimlerine doğru ilerlerken milletin geleceği bakımından iki tehlikeli senaryo konusunda uyarıda bulundu:

Birincisi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile kuvvetler ayrılığı ilkesinin zayıflaması, denge ve denetim mekanizmalarının ortadan kalkması sonucunda otoriterleşme eğiliminin hızlanması ve çoğulcu demokratik hukuk düzeninin yerini kalıcı bir otoriter yapıya bırakması. Davutoğlu, bu tehlikenin herhangi bir cumhurbaşkanının şahsından bağımsız olduğunu, bunun bir sistem sorunu olduğunu vurguladı.

İkincisi ise otoriterleşmenin, yolsuzlukların, gelir adaletsizliğinin ve hukuk ihlallerinin doğurduğu öfke dalgasının rövanşist bir karşı iktidara dönüşmesi tehlikesi. Davutoğlu, "Yoksullaşan, adalete güvenini kaybeden bir toplumda biriken tepki, demokratik bir yenilenme kadar sert bir hesaplaşmayı da doğurabilir" uyarısında bulundu.

"RÖVANŞ DEĞİL ADALET, TASFİYE DEĞİL RESTORASYON"

Davutoğlu, "Bir otoriterliğin başka bir otoriterlikle, bir kayırmacılığın başka bir kayırmacılıkla, bir yolsuzluğun başka bir yolsuzlukla yer değiştirmesini değişim olarak görmüyoruz" dedi ve ekledi:

"Türkiye'nin ihtiyacı rövanş değil adalet, tasfiye değil restorasyon, kutuplaşma değil toplumsal barıştır."

GELECEK PARTİSİ'NİN KURULUŞ HİKAYESİ VE MÜCADELE SÜRECİ

Davutoğlu, Gelecek Partisi'ni kurma sürecini ve yaşanan zorlukları anlattı. AK Parti'deki çabaları sonuç vermeyince, muhafazakar siyasi birikimin yolsuzluklar, yasaklar ve yoksullukla anılır hale gelmesini önlemek amacıyla demokrat muhafazakar bir alternatif oluşturmak için çalıştıklarını belirtti.

Partinin kurulduğu andan itibaren siyasi baskılarla, medya ambargolarıyla ve kamuoyu algısını yönlendirmeye dönük manipülasyonlarla mücadele ettiğini anlatan Davutoğlu, "Tutulan il binaları mühürlendi, teşkilat mensupları ve yakınları işlerini kaybetti, kurucu arkadaşların kendileri ve evleri saldırılara maruz kaldı" dedi.

Tüm bu engellemelere rağmen sağlam bir siyasi vizyon ortaya koyduklarını, Gölge Kabine'yi kurduklarını ve kapsamlı eylem planları hazırladıklarını ifade etti.

"HİÇBİR MAKAM TALEP ETMEDİK, HİÇBİR ŞAHSİ PAZARLIĞA GİRMEDİK"

Davutoğlu, siyasi hayatı boyunca hiçbir makam talep etmediklerini, hiçbir şahsi pazarlığa girmediklerini vurguladı:

"Herkesin peşinden koştuğu mevkileri arkamızda bıraktık; fakat arkamızda kul hakkı ve kamu hakkı bırakmadık."

"Olduğumuz gibi görünmekten, göründüğümüz gibi olmaktan vazgeçmedik" diyen Davutoğlu, görev yaptığı makamlarda yetkilerini kullanırken Allah rızası ve kul hakkı korkusuyla hareket ettiğini, ancak devletin bekası ve milletin hukukunun gerektirdiği zor şartlarda karar alırken sesinin ve elinin titremediğini söyledi.

TEŞKİLAT MENSUPLARINA VEFA

Davutoğlu, açıklamasında Gelecek Partisi teşkilat mensuplarına ve gönüllülerine de özel olarak değindi:

•    Ailesinin rızkından keserek il ve ilçe binasının kirasını ödeyen teşkilat mensuplarını,
•    Partiye katıldıkları için işleriyle, çevreleriyle karşı karşıya kalmayı göze alan Gelecek Gönüllülerini,
•    Yalnızca partileri için değil, ülkelerinin yarınları için ter döken gençleri,
•    Sevgileri, cesaretleri ve fedakarlıklarıyla partiyi büyük bir aile ocağına dönüştüren kadınları "siyasetin gerçek kahramanları" olarak nitelendirdi.

"BU BİR TESLİMİYET DEĞİL, AHLAKİ BİR MESAFE KOYMA KARARIDIR"

Davutoğlu, partiyi feshetme ve aktif siyaseti bırakma kararının ardındaki felsefeyi şu sözlerle açıkladı:

"Bu, bir teslimiyet kararı değildir. Bu, ahlaki bir mesafe koyma kararıdır. Bu, siyasetten vazgeçiş değil; herkese, siyaseti yeniden düşünme çağrısıdır. Bu, Türkiye mücadelesinden çekilmek değil; Türkiye'ye karşı sorumluluğumuzu günlük siyasi hesapların üzerine çıkarmaktır."

Davutoğlu, bundan sonra da düşünce, ahlak, eğitim, bilim, kültür, uluslararası diplomasi, ekonomi ve toplumsal dayanışma başta olmak üzere her alanda ülke için çalışmaya devam edeceğini belirtti.

"Yarının Türkiye'si kuruluncaya kadar düşünmeyi, konuşmayı, uyarmayı ve milletimiz için çalışmayı sürdüreceğiz" ifadeleriyle açıklamasını noktaladı.