'Geçti Bor'un Pazarı'

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin katıldığı bir canlı yayında 'İktidar olursanız HDP'ye bakanlık verecek misiniz?' sorusuna, 'Elbette HDP'ye bakanlık verilebilir' yanıtını verdi.

'Geçti Bor'un Pazarı'

Bu sözler sonrası gözlerin çevrildiği CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu konuyla ilgili "Hayır yok böyle bir şey. Burada önemli olan 6 liderin Türkiye'nin sorunlarıyla ilgili karar alması ve kamuoyuna duyurması. Karar alınırken altı lider oturup karar alacağız." dedi.

Tekin’in sözlerine en sert tepki ise İYİ Parti'den geldi.

İYİ Parti Siyasi İşler Başkanı Koray Aydın; "İYİ Parti'nin olduğu yerde HDP olmaz. Sorumsuz beyanlar, Millet İttifakı ruhunu zedeler" dedi. 

Konuyla ilgili görüşü merak edilen İYİ Parti lideri Meral Akşener ise şu ana kadar bu konuyla ilgili konuşma gereği duymadı.

Siyaset böyle bir şey.  Bir konuda bir adım atmak istiyorsanız önce bunu tartışmaya açacaksınız. Hele bu konu çok radikal ve çok aykırı bir konuysa, bunu geniş çevrelerin de tartışmasına açacaksınız. Bu konuda farklı kesimlerden farklı tepkiler de gelebilir. Ancak günün sorunda ilk etapta çok absürt gibi görülen konu, halkın ve siyasetin kulağına değmekle birlikte gündeme gelmiştir artık. Ve yine Türk siyaset teamülleri ve retoriği gereği de bir konu gündeme gelmişse, o mutlaka hayata geçecek demektir.

Gelelim asıl mevzuya: Millet ittifakı da biliyor ki HDP desteği olmadan hem iktidar hem de Cumhurbaşkanlığı  hayaldir. HDP’nin desteğini alamayan millet ittifakının adayını hüsran beklemektedir.

Bu gerçeği hem HDP’liler hem CHP’liler hem de 6’lı masanın diğer sakinleri de çok iyi biliyor ve görüyorlar.

Bu konumunu çok iyi kullanıp siyasi kazanımlarla ilgili pazarlığı  mevzu haline getiren HDP; yapılacak seçimlerde, geçmişte büyükşehir belediyelerine verdikleri gibi karşılıksız bir destek vermeyeceklerini, yönetimde bizzat olacaklarını ve bunun için pazarlık yapıp bunu bir protokole bağlamak istediklerini açıkça ifade ediyorlar.

İşin aslına bakılırsa HDP, böylesine bir kilit olma konumunu kullanarak yönetimde bulunma ve hatta bakan talep etme gibi bir talebini çok da yadırgamamak gerekir. Sonuçta HDP’nin desteği ile birileri cumhurbaşkanı seçilecekse bunun da bir karşılığının olmasını beklemek ve istemek siyaset yapmanın da bir gereği.

Burada asıl mesele HDP’nin tavrı ve duruşu değil, CHP, İyi Parti ve diğer masa sakinlerinin ne düşündüğü ve bu talebe nasıl baktığı asıl önemli olan.

6’lı masa, tüm enerjisi, hedefi ve amacını Erdoğan’ı yıkma üzerine oturtmuşsa, HDP ile gizli kapaklı bir görüşme  içine girmeyi yok sayamaz. Aracılar vasıtasıyla bu desteği almak ister. Ancak görünen o ki HDP bu kez yasak ve gizli aşk yaşamak istemiyor. Her şey meşru zeminde, protokollere bağlı ve aleni olsun istiyor. 

Bu konuda HDP’nin tavrı daha ilkesel. Dürüst olmayan, kapalı kapılar ardında HDP ile flört edip, ekranlarda HDP’ye kapıları kapatan bir 6’lı masanın  gayri samimi tutumu.

Görünen o ki 6’lı masayı ciddi bir HDP krizi  bekliyor. Hele ki Sırrı Süreyya Önder’in CHP’ye bu konuda; “Geçti Bor’un pazarı, eşeği sürecek Niğde’yi bile bulamazlar. Ciddi olacaklar, dürüst olacaklar, kararlı olacaklar, cesur olacaklar. Olunacaksa şimdi tam zamanı.” 

Kısacası, öyle 'hele durun, biz kendi aramızdaki işi çözelim, size de Allah kerim, geldiğimizde biz hiç onlar gibi davranır mıyız' laflarına karnı tok bu kitlenin." sözlerinden sonra…