Değişimin Ayak Sesi Bu mu?

Türkiye Barolar Birliği'nde (TBB) Metin Feyzioğlu'nun seçimleri kaybetmesi ile yaşanan yönetim değişikliği, özellikle Millet ittifakı cenahında değişimin ayak sesleri olarak yorumlandı.

Değişimin Ayak Sesi Bu mu?

Türkiye Barolar Birliği’nde (TBB) Metin Feyzioğlu’nun seçimleri kaybetmesi ile yaşanan yönetim değişikliği, özellikle Millet ittifakı cenahında değişimin ayak sesleri olarak yorumlandı.

İyi Parti Genel Başkanı Akşener, TBB seçimlerinin değişimin öncüsü olduğu yönünde yapılan yorumlarla ilgili düşüncelerinin sorulması üzerine şunları söyledi:

“Yorumlara katılıyorum. Değişimin ayak seslerini çok uzun bir zamandır söylüyorum ben. Onun için katılıyorum. Hayırlı uğurlu olsun inşallah. İyi bir dönem olacak. Nefes alacağız. Demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, adaleti, liyakati, şeffaflığı, hesap verilebilir olmayı mecbur hale getirecek bir değişim oldu. İster 2023, ister daha önce seçime gideceğiz. Siyasi partilerin birbirleriyle olan rekabeti, bu tür kavramlar üzerinden, 'Ben daha iyisini yapacağım' şeklinde olacak. İttifakların birbiriyle olan rekabeti, kutuplaştırma, ayrışma yerine, bu değişimler sürdüğü takdirde hizmet üzerinden, proje üzerinden yapılacak. İyi olacak.”

Akşener’in seçilmesine sevindiği Ankara Baro Başkanı’nın  İslami değerlere hakaret ettiğinden inşallah haberi vardır.

O Ankara barosu ki, eşcinselliği yasaklayan ayetin hutbede okunması karşısında;  “Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın insanlığın bir kesimini nefretle aşağılayıp kitlelere hedef gösterdiği konuşmayı şaşkınlıkla ve ibretle izledik. Şaşkınlığımız; sesi çağlar öncesinden gelen bu şahsın, bir devlet kurumunun başında oturup söylemini kutsal sayılan değerler üzerine inşa ederek halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmesindeki kan kokan cüreti sebebiyledir” ifadelerini kullanmış ve aleni dini değerlere hakaret ederek İslam dinine; “sesi çağlar ötesinden gelen” diye hakaret etmişti. 

Tabi bu gerçek, şehit yakınına en galiz küfrü savunan bir siyasi için ne kadar geçerli olur ya da dikkate alınır mı bilinmez ama İyi Parti’nin kimlerin dümen suyuna girdiğine çarpıcı bir örnek olarak karşımızda duruyor.