Bugün Zülfü Bal, Yarın Herkes…
Son aylarda medya mensuplarına saldırıların artması, aslında sadece basına değil, halkın gündemini öne çıkaran ve bunun davasını güden seslerin susturulmasına yönelik bir hal aldı.
Fikre, düşünceye ve gerçeklere tahammülü olmayan ya da yalın gerçeklerin aydınlattığı olaylardan gözleri kamaşan ve sürekli karanlık ve puslu havalarda at koşturmayı murat edenler, gün gelip hakikatin ışığıyla foyaları meydana çıkınca çareyi ve medeti adice ve çirkince saldırılarda buluyorlar.
Elazığ Medya ve Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ve Günışığı Gazetesi İmtiyaz imtiyaz sahibi meslek büyüğümüz Nafiz Koca’nın ardından Elazığ Gazeteciler ve Medya Cemiyeti Başkanı Zülfü Bal’a yapılan çirkin saldırıların arka planında da kirli planlar ve özellikle foyalarının gün yüzüne çıkmasından öcü gibi korkan ürkek ve ödlek isimlerin olduğunu artık biliyoruz.
Zülfü Bal’ı yıpratmaya, itibarsızlaştırmaya ve günün sonunda akla zarar şekilde “polise hakaret etti” diyecek kadar alçalmaya iten asıl psikoloji, Zülfü Bal’ın korkusuzca gerçeklerin üzerine gitme cesareti ve yürekliliğidir.
Olaya, sadece Zülfü Bal başkanın olayı gibi de bakmamak gerekir. Bu adımlar, basın üzerinden halkın sesini kısma, halkı sindirme ve gerçeklerin ortaya çıkmasını engellemeye yönelik adımlardır.
Bugün Zülfü Bal’a yapılan bu çirkin saldırı, sırf gerçekleri yazdığı için diğer basın mensuplarını da tehdit eder bir konuma yükselmiştir. Basını konuşmayan bir şehir, basını gerçekleri yazmayan bir medya, birilerinin sinsi ve kirli emellerinin elindeki bir aparata dönüşür. Ankara rüzgârı ve fonlamasıyla yol yürümeye çalışan güruhun da amacı kirlidir ve karanlıktır.
Bu tür olaylara toplu bir tepki verilmediği ve benzer olaylar en şiddetli bir şekilde kınanmadığı sürece aynı akıbet her medya mensubu hatta her bir vatandaşın başına gelebilir.
Zülfü Bal, milletine bağlı, devletine sadık, bayrağına âşık bir vatansever kardeşimizdir. Kalemini de bunun için kullanır ve bu değerler uğruna gözünü kıpmadan kendini feda eder.
Dili sivridir, üslubu ve tarzı keskindir ama her halükarda açık ve nettir. Söylemek istediğini eğip bükmeden direkt söyler ve bunu sever.
Bunu yaparken de kınayanın kınamasından çekinmez. Kendi mahallesi rahatsız olsa bile gerçekleri tüm yalınlığıyla ortaya koyar ve eleştirir. Onun için etraf-taraf değil, hakikatin sesi önde olmalıdır. Mücadelesinin ve meslek etiğinin temelinde yatan gerçek de budur.
Zülfü Bal saldırısıyla ilgili emniyet yetkililerinin elinde çok önemli bilgi ve belgelerin olduğu ancak yargının buna paralel hareket etmekte geç kaldığı hatta duyarsız davrandığına dair bilgilere inanmak istemiyoruz. Göz göre göre gerçekleştirilen ve failleri hakkında artık tüm şehrin bilgi sahibi olduğu bu konuda “devlet” mekanizmasının suskun kalması ve somut delillere rağmen adli adım atılmamasına çok ihtimal vermiyoruz. Umarız halkının güvenliğinden sorumlu kurumlar ve bunun yasal cezasını verecek mekanizmalar bir an önce harekete geçer ve olay resmen de aydınlatılır.
Zülfü Bal’ın haklı mücadelesinde yanındayız ve süreci yakından takipteyiz.