Bu dönemde seçmen olmak da zor

Ülke siyasetinde tam bir durağanlık ve bununla birlikte kararsızlık hâkim. Bu zamanda seçmen olmak da çok zor. Fanatikler dışında hangi partiye oy vereceğine dair kesin kararı oluşmuş seçmenlerin yüzdelik oranı yüzde 40'lara dayanmış durumda.

TAKİP ET Google News ile Takip Et

Birçok seçmen, geçmişten bugüne oy verdiği ve futbol takımı gibi tuttuğu partiyi ve lideri sorguluyor ve kafası karışık durumda. 
2001 yılında  kurulan ve 2002 seçimlerinde ezici bir çoğunlukla iktidara gelen Ak Parti, 24 yıldan beri tek başına iktidarda olmanın hem avantajını hem dezavantajını yaşıyor.
Ak Parti’nin 24 yıllık devr-i iktidarında yaptığı hizmetler artı hanesine yazılırken enflasyon, emekli maaşları, ekonominin kötü durumu, siyasilerin hısım akrabalarına rant devşirmeleri ve özellikle toplumsal ahlaki çöküş Ak Parti tabanını partiden soğuttu.
Ak Partiden soğuyan kesimlerin önemli bir bölümü sandığa gitmeyecekmiş gibi bir tablo çiziyor. Bu partiden Yeniden Refah Partisi ve Anahtar Partiye bir kayış da gözlemleniyor.
Sürecin en çok yaraladığı parti ise MHP oldu. Bahçeli’nin Öcalan’ı kurucu önder olarak nitelendirmesi sonrası partiden kitlesel kopuşlar  yaşanmaya devam ediyor. Bu partinin küskün ve kızgınları da İyi Parti ve Zafer Partisine kayıyor. Ancak MHP’nin iç dinamikleri yeniden toparlanmayı da hızlı kılabilir.
Siyasi konjonktürün en çok yaranması gereken parti CHP olması gerekirken tüm teşkilatları ve belediyeleriyle yolsuzluklara bulaşan bu partide de ciddi iç sorgulamalar ve iç eleştiriler var. Özgür Özel’in liderlikte tartışılır olması, partinin vicdanı olan isimlerin “arının” teklifine ihraçla karşılık vermesi, dünya konjonktürünün oldukça sorun ve sıkıntılı bir döneminde Türkiye’yi yönetecek kapasite ve ufkunun olmaması sebebiyle vatandaş CHP’ye güvenmiyor ve bu partiye ülkeyi teslim etmek de istemiyor.
Diğer küçük partiler de hem iktidardan hem de ana muhalefetten memnun olmayan kitleleri kendi etrafına toplamak adına bazı ittifaklar kurma peşindeler ve bunu da başaracaklar gibi.
Bu tablo da gösteriyor ki siyasi partileri yapılacak ilk seçimlerde sürprizler bekliyor. Seçmenin değişik sebeplerle tuttuğu partiden ve siyasetten soğuması da gösteriyor ki bu seçimin kaderini bugün kararsız dediğimiz ya da sandığa gitmeme konusunda kesin karar içinde olan seçmenler belirleyecek. Ancak buna rağmen seçmen ruhen ve vicdanen rahatsız. 
Oy verse bir dert vermese bir dert. Hele hele sandığa gitmediğinde sırf bu tavrı sebebiyle seçimi hiç de hazzetmediği bir partinin kazanma ihtimalini düşünerek kahrolması ayrı bir dert. 
Hülasa bu dönemde vatandaş olmak kadar seçmen olmak da zor.