Bölgeyi En İyi Bilen Deprem Uzmanından Elazığ'a Çok Önemli Uyarı

Fırat Üniversitesi Jeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercan Aksoy, son günlerde sıklıkla konuşulan Malatya, Tunceli, Bingöl ve Adıyaman'da beklenen depremlerle ilgili açıklamalarda bulundu.

Bölgeyi En İyi Bilen Deprem Uzmanından Elazığ'a Çok Önemli Uyarı
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Prof. Dr. Aksoy, olası depremlere karşı yapılması gerekenlerle ilgili değerlendirmelerde bulunurken yaşanan artçı depremlerin normal olduğunu ifade etti. 

Prof. Dr. Ercan Aksoy, Malatya Fay Hattı hakkında bilgilerin sınırlı olduğunu, fayın araştırılması için bir çalışma başlatıldığını belirterek Kahramanmaraş depremlerinde kırılan fayların uç noktaları olan Kale, Yeşilyurt ve Viranşehir Noktalarına dikkat çekti. Aksoy’un dikkat çektiği faylardan biri de Yeşilyurt’tan Elazığ’a doğru uzanan fay.... 

İşte bölgeyi en iyi bilen deprem uzmanlarından olan Prof. Dr. Ercan Aksoy’un açıklamalarından öne çıkan başlıklar:

“FAYLARIN KIRILMASININ SOLLANDIĞI UÇ NOKTALR DAİMA PROBLEM”

Fırat Üniversitesi Jeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercan Aksoy,’’ 6 Şubat 2023 depremlerinde yüzey kırıklarının  uç noktası bir tanesi Sincik çevresinde sollandı güney koldan gelen. Kuzey kolda yani Elbistan depreminin uç noktası da Yeşilyurt civarında sollandı. Fayların kırılmasının sollandığı uç noktalar daima problemdir. Bir süre oralarda deprem etkinliğinin sürmesi normaldir. Malatya bunu yaşıyor. Ana zon Doğu Anadolu fay zonunun ana kolu üzerinde Sincik çevresinde bir de Viranşehir’den Malatya’ya doğru uzanan hatta Kale üzerinden Elazığ’a doğru gelen fayın uç noktasında Yeşilyurt civarında deprem yoğunlaşmalarını görüyoruz.’’ ifadelerini kullandı.

“MALATYA FAYI HAKKINDA BİLGİMİZ ÇOK SINIRLI”

Prof. Dr. Aksoy, ‘’Malatya fayına dikkat çekiliyor. Fakat Malatya fayı hakkında bilgimiz çok sınırlı. Aktif midir, kaç yılda bir deprem üretir, depremlerin büyüklükleri nedir, geçmişte hangi büyük depremi üretmiş? Bunları bilmek gerekiyor. Bunlar olursa gelecekte de tabi bu büyük depremleri üretme ihtimali var demektir.  Geçmişi hakkında bilgimiz yok. Bu konuda da çalışmalar yapılacak. Bu yıldan itibaren çalışmalar başlıyor. TÜBİTAK’ın önderliğinde hayata geçirilen bir proje var. Türkiye diri faylarının Paleosismoloji’nin özelliklerinin belirlenmesi diye bir proje. İşin içinde AFAD var. MTA Genel Müdürlüğü var. Türkiye belediyeler birliği var. Bu kapsamda Malatya fayı da çalışacak faylardan bir tanesi. Malatya civarında kırılabilecek olan risk taşıyan Malatya fayı var. Hakkında bilgimiz yok. Diğer depremler 6 Şubat depreminin artçıları olarak bir süre daha devam edecek. Zaman zaman 5.5 -5.6 da olabilir. 7,7-7,6 deprem oldu bunların artçılarının da 6’ya ulaşması gayet normal.’’ dedi.

“TUNCELİ’NİN RİSK DURUMU DAHA FAZLA” 

Fırat Üniversitesi Jeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercan Aksoy, “Bahsetmiş olduğum proje kapsamında çalışacak faylardan bir tanesi de Yedisu fayı sık sık gündeme gelen ve Tunceli için özellikle Pülümür ilçesi kuzey ilçeleri ve şehir merkezi için risk olan Yedisu fayı. Daha önce yapılmış çalışmalar var bu fay üzerinde. Deprem tekrarlanma aralığını doldurduğu söyleniliyor. Bununla birlikte 1967’de bir depremin olduğu da var kayıtlarda. Ne kadarlık bölümü kırılabilir, ne kadar bir deprem üretir ve büyüklüğü ne olur bu da net olarak bilinmemekle beraber bir risk. Tunceli’nin risk durumu daha fazla. Çünkü hem Kuzey Anadolu Fay Zonu’na yakın hem de Doğu Anadolu fayından kaynaklanabilecek depremlerden etkileniyor Tunceli. ‘’ifadelerini kullandı.

“DEPREMİN NE ZAMAN OLACAĞINI SÖYLEMEK MÜMKÜN DEĞİL”

Prof. Dr. Aksoy, ‘Depremlerin zamanını söylemek mümkün değil. Ne zaman olur bu depremler, sorusunun cevabını aramak doğru değil. Doğru olan yapılacak iş nedir diye sormak. Bu durumda en azından bugünden itibaren depreme daha dayanıklı yapılar yapmamız lazım. Madem fayların yeri biliniyor bu fayların üretebileceği depremlere göre onlara dayanabilecek yapı yerleri, türleri, sağlamlıkları bunlara yönelmemiz lazım. Diğer soruların cevaplarını bilemiyoruz. Ne kadar büyüklükte deprem üretir, ne zaman üretir, bunları bilemeyiz. ‘’dedi.

“ZEMİNE UYGUN YAPILARIN YAPILMASI LAZIM”

 Prof. Dr. Aksoy, “Yapılacak tek iş depreme hazırlıklı olmak. Yer seçimlerinde doğru yere yapılarımızı yapacağız. Zemine uygun yapılar yapmamız lazım. Elazığ 3 büyük deprem yaşadı. 2020 yılında kendi depremini yaşadı. 2023’teki büyük depremleri de yaşadı. Bu demek oluyor ki uzaktaki depremlerin fayın üzerinde olmazsanız fay sizin bulunduğunuz yerleşim alanından geçmediği sürece yüzey kırılmaları orada meydana gelmediği sürece uzaktaki depremlerin etkisini atlatabilmenin tek yolu binalarınızı zemine uygun yapmak, zeminin özelliklerini iyi bilmek.’’ şeklinde konuştu.

“FAY ÜZERİNDE OLAN YAPILARIN AYAKTA KALMASI MÜMKÜN DEĞİL”

Prof. Dr. Aksoy, ‘’Bu riski iyi yöneltmeliyiz. Bir problem var mı? Var. Bize düşen bu riski iyi yönetmek. Fayların çalışmasını durduramıyoruz. Deprem üretmesini engelleyemiyoruz. O zaman yapabileceklerimize yönelmeliyiz. Bir fayın üzerindeyseniz o zaman risk çok büyük. Fayın üzerinde olan binaların ayakta kalması mümkün değil. Adıyaman 1893 yılında Çelikhan yakınlarında meydana gelen depremde çok büyük hasar aldı. 1905’te geçen bu depremden etkileniyor.  2023’te yaşanan depremden de etkilendi. Adıyaman kendi depremini yaşamasından kasıt fay geçmemesine rağmen bu kadar hasar almanızın bir nedeni olmalı. Burada şu sonuç ortaya çıkıyor. Zemininiz iyi değil. İyi olmayan zemine uygun yapılaşma yapmamışsınız.’’ dedi.

“YAŞANAN BU DEPREMLERİ UNUTMAMAMIZ LAZIM”

Prof. Dr. Aksoy, ‘’Elazığ, Tunceli ve Bingöl hem Kuzey Anadolu fay zonu üzerinde meydana gelecek hem de Doğu Anadolu fay zonunun segmentleri üzerinde meydana gelecek depremlerden etkilenecek. Bu bir risk. Bu riski sıralandırdığımız zaman Tunceli’nin ve Bingöl’ün Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu fay zonlarının kesiştiği Karlıova’ya daha yakın olması hem Kuzey Anadolu Fayında hem de Doğu Anadolu Fayında meydana gelecek depremlerden daha fazla etkileneceğinin bir gerçek olduğunu söyleyebilirim. Bundan sonra daha dikkatli olursak 6 Şubat 2023 te yaşadığımız depremin yıl dönümünde olduğumuz acı olayların da çok daha düşük seviyelere ineceğinden ben eminim. Bunu yapabilecek kapasitedeyiz. Yaşanan bu depremleri de unutmamamız lazım ‘’dedi.