Yine Aylardan Kasım…

Her zamanki gibi işimiz akşamın karanlığına sarktı pazartesi günü. Saat 18'i gösteriyordu ve 'Yine aylardan kasım, sanki sende kaldı bir yarım' şarkısının romantizmine kapılıp ılıman havaların keyfini sürüp yürüyelim istedik.

Yine Aylardan Kasım…

Dışarda mis gibi toprak kokusu, ağaçların sararmış yaprakları, her araç geçişinde savrulan yaprakların şiirimsi sesleri ile ve ışıl ışıl bir yola koyulduk. Amaç hem bitmesine bir hafta  kalan sonbaharı doya doya yaşamak hem de sağlık için yürümekti.

Çok da güzel başladı yürüyüşümüz. Sonbahar, “güz sanattır diğerleri mevsim” sözünü haklı çıkartırcasına mükemmel bir yürüyüş fırsatı ve keyfi veriyordu.

Biraz yokuş, biraz düz 50 dakikalık bir yürüyüş, hem biraz yormuş hem de terletmişti.

Menzile ulaşmanın ardından ilerleyen saatlerde titreten bir üşüme, halsizlik ve lime lime olmuş hissini veren bir vücut.

Sonuçta zor geçen bir gece ve gün… Allah’tan bitki çayımı alıp bilgisayarın başına geçecek kadar bir gücü bulabildik bugün.

Sonbaharın büyüsü ve kasımın hüznü belki bize geçici bir romantizm yaşattı ancak sonu romatizmaya evrilme riskini  de hediye etti.

Demek ki şarkıların gazına gelmemek lazım. Demek ki şarkıların sizi alıp başka dünyalara götüren  havasına aldanmamak lazım. Hele Kasımda asla. Ne diyelim “Ah bu şarkıların gözü kör olsun”…