Yeşil sahada bir cumhuriyet kadını: Prof. Dr. Süreyya Yonca Sezer

Futbol sadece sahada oynanan bir oyun değil sosyolojisi, ekonomisi, etiği ve bilimsel altyapısıyla devasa bir endüstri. Bu endüstrinin içinde hem bir akademisyen hem de hayatını futbola adamış bir aileden gelen güçlü bir kadın yönetici figürü var: Prof. Dr. Süreyya Yonca Sezer.

Haberin Özeti

  • Munzur Üniversitesi'nde akademisyen ve yönetici olan Prof. Dr. Süreyya Yonca Sezer, dayısı Hıdır Bilek ile oğlu Berkehan Biçer sayesinde futbolu bir aile mirası ve yaşam biçimi olarak benimsiyor.
  • Prof. Dr. Süreyya Yonca Sezer, futboldaki "erkek egemen" algının kırılarak kadın yöneticilerin analitik ve kapsayıcı bir vizyonla sektöre etik değerler katacağını vurguluyor.
  • Akademisyen Sezer, dayısı Hıdır Bilek ile oğlu Berkehan Biçer'in kariyerleri üzerinden futbolun endüstriyel ve bilimsel gelişimini gözlemlediğini belirtiyor.

Munzur Üniversitesi eski Genel Sekreteri ,Spor Bilimleri Fakültesi

Dekan Yardımcısı ve Rekreasyon Bölüm Başkanı.Aynı zamanda eski profesyonel futbolcu Hıdır Bilek’in yeğeni, Altınordu ekolünden yetişen profesyonel futbolcu Berkehan Biçer’in annesi olan Sezer ile futbolda kadın varlığını, etik değerleri, fırsat eşitliğini ve spor bilimlerinin sektöre etkilerini konuştuk.

"FUTBOL BENİM İÇİN BİR AİLE MİRASI VE YAŞAM BİÇİMİ"

Hocam, öncelikle söyleşi davetimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Futbol dünyasına yabancı değilsiniz, hatta tam kalbinden geliyorsunuz. Dayınız Hıdır Bilek, oğlunuz Berkehan Biçer... Bu futbol ekosisteminin içinde büyümek ve bir anne/yeğen olarak bu süreci izlemek size ne kattı?

Prof. Dr. Süreyya Yonca Sezer,”Ben teşekkür ederim. Evet, futbol bizim ailemizde sadece hafta sonu izlenen bir maçtan ibaret olmadı hiçbir zaman; biz futbolla nefes aldık. Dayım Hıdır Bilek’in o profesyonel disiplini, futbolun eski, o saf ve amatör ruhlu ama bir o kadar da profesyonel dönemlerinin hikayeleriyle büyüdüm. Oğlum Berkehan’ın ise Türkiye’nin en önemli futbol akademilerinden biri olan Altınordu’dan yetişmesi, modern futbolun mutfağına tanıklık etmemi sağladı. Bir akademisyen gözüyle baktığımda, dayımın dönemi ile oğlumun dönemi arasındaki endüstriyel dönüşümü, spor bilimlerinin gelişimini ve altyapı stratejilerini doğrudan gözlemleme şansım oldu. Bu durum, akademik çalışmalarımda bana muazzam bir pratik saha deneyimi kazandırdı.

"KADIN YÖNETİCİ SAYISI ARTTIKÇA FUTBOLUN DİLİ DEĞİŞECEK"

Peki, bir kadın akademisyen ve spor bilimlerinde kadın yönetici olarak futbol sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Özellikle yönetim kademelerinde kadınların varlığı neden bu kadar az ve bu durum nasıl aşılır?

Prof. Dr. Süreyya Yonca Sezer,”Futbol, ne yazık ki uzun yıllar boyunca "erkek egemen" bir kale olarak görüldü. Ancak dünya değişiyor. Futbolda fırsat eşitliği, sadece kadın futbolcuların sahada yer bulması demek değildir; asıl kırılması gereken cam tavan, yönetim odalarındadır. Kadın yöneticilerin karar mekanizmalarında yer alması, futbola daha analitik, daha kapsayıcı ve kriz yönetiminde daha esnek bir vizyon kazandırır.

Şu an sektörde kadın yönetici sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor çünkü "futbolu sadece futbolun içinden gelen erkekler bilir" gibi dogmatik bir algı var. Ben hem bir spor bilimci hem de bu kültürün içindeki bir kadın olarak diyorum ki: Futbolu bilim, liyakat ve doğru yönetim stratejileri yönetir. Kadınların yönetimdeki varlığı arttıkça, tribünlerdeki ve yönetim kurullarındaki o saldırgan, eril dil yerini daha etik ve birleştirici bir yapıya bırakacaktır.

"ALTINORDU ÖRNEĞİ VE ALTYAPIDA FIRSAT EŞİTLİĞİ"

Oğlunuz Berkehan’ın Altınordu altyapısından yetiştiğini belirttiniz. Türkiye’de altyapı sistemleri ve genç sporcuların gelişiminde "fırsat eşitliği" ne durumda?

Prof. Dr. Süreyya Yonca Sezer,”Tabiki bilhassa belirtmek isterimki Berkehan’ın futbol temeli Elazığsporda atılmıştır. Daha sonra Berkehan’ın Altınordu gibi "İyi birey, iyi vatandaş, iyi futbolcu" mottosunu benimsemiş bir kulüpten yetişmesi bir anne olarak benim için büyük bir gurur, bir spor bilimci olarak ise harika bir laboratuvar ortamı oldu. Altınordu, Türkiye'de fırsat eşitliğini ve altyapı disiplinini en doğru uygulayan örneklerin başında geliyor.

Ancak genele baktığımızda ciddi bir bölgesel ve ekonomik fırsat eşitsizliği var. Anadolu’nun bağrında, yetenekli binlerce çocuk doğru tesise, doğru beslenmeye ve alanında uzman antrenörlere ulaşamadığı için kaybolup gidiyor. Fırsat eşitliği, ülkenin her coğrafyasındaki çocuğa aynı bilimsel altyapıyı sunabilmektir. Biz spor bilimcilerin ve karar alıcıların en büyük görevi, yeteneğin coğrafyasını ortadan kaldıracak ulusal projeler geliştirmektir.Yeşil sahada bir cumhuriyet kadını: Prof. Dr. Süreyya Yonca Sezer

"FUTBOLDA ETİK DEĞERLER EROZYONA UĞRUYOR"

Son dönemde futbolda şiddet, güvensizlik ortamı ve etik tartışmaları çok ön planda. Futbolda etik değerlerin yeniden inşası için ne yapılmalı?

Prof. Dr. Süreyya Yonca Sezer,”Futbolda şu an en büyük kriz ekonomik değil, maalesef etik krizidir. Kazanma odaklı, pragmatik ve "günü kurtarma" felsefesi, sporun temel değerleri olan fair-play, saygı ve dürüstlüğü arka plana itti. Sahadaki futbolcudan, yönetimdeki başkana, tribündeki taraftardan medyaya kadar herkesin bir özeleştiri yapması gerekiyor.

Etik değerler, ceza yönetmelikleriyle değil, eğitimle inşa edilir. Çocuk yaşta altyapılarda sadece "nasıl gol atılacağı" değil, "rakibe nasıl saygı duyulacağı" öğretilmelidir. Kulüplerin yönetim kurullarında "Etik ve Sosyal Sorumluluk" departmanları kurulmalı ve bu departmanlar bağımsız spor bilimciler ve hukukçular tarafından yönetilmelidir. Temiz futbol, ancak temiz bir yönetim anlayışıyla mümkündür.

"SPOR BİLİMLERİ FUTBOLUN PUSULASIDIR"

Bir akademisyen olarak, Türk futbolunun bilimle ilişkisini nasıl görüyorsunuz? Kulüplerimiz spor bilimlerinden yeterince faydalanıyor mu?

Prof. Dr. Süreyya Yonca Sezer,”Açık konuşmak gerekirse, kulüplerimizin büyük çoğunluğu spor bilimlerini sadece "sakatlık sonrası rehabilitasyon" veya "kondisyon testleri" olarak görüyor. Bu çok sığ bir bakış açısı. Spor bilimleri; futbolun scout (izleme) stratejisinden, oyuncunun mental performansına, beslenme biyokimyasından, kulübün finansal sürdürülebilirliğine kadar her alanı kapsar.

Geleneksel yöntemlerle, "ben futboldan geldim, kokusunu bilirim" mantığıyla modern futbol dünyasında kalıcı başarı yakalamak imkansız. Veri analitiği, spor psikolojisi ve biomekanik artık futbolun vazgeçilmez unsurları. Türk futbolunun kurtuluşu, kulüplerin kapılarını üniversitelere ve spor bilimleri fakültelerine sonuna kadar açmasından geçiyor. Bilimi arkasına almayan her kulüp, er ya da geç geride kalmaya mahkumdur.

Süreyya Hocam, bu ufuk açıcı ve samimi röportaj için çok teşekkür ederiz. Hem Türk futboluna yetiştirdiğiniz evladınız için hem de akademik dünyadaki öncü duruşunuz için minnettarız.

Prof. Dr. Süreyya Yonca Sezer:Ben teşekkür ederim. Futbolun daha adil, daha bilimsel ve kadının estetiği ile etiğinin yansıdığı güzel günlerde buluşmak dileğiyle…