Sırtüstü yata yata gözü kaldı tavanda
Perişan ve çaresiz yatağa düştü kaldı
Soğuk sert rüzgarların estiği bir zamanda
Garibim yatağında titredi çok daraldı
İşte böyle ölümü karşılarken bir adam
Sessiz çığlığı onun pencerede kırık cam
Bakın ezan bir başka okunuyor bu akşam
Yine bir garibimin kapısı acı çaldı
Fakirlik yoksulluğun acımasız kırbacı
Sıcak oda sıcak el olacaktı ilacı
Sahipsiz kimsesizlik bakımsızlık çok acı
Acıların içinde sonsuz uykuya daldı
Şu zemheri ayında durmak bilmez fırtına
Isınmak için canım çek toprağı sırtına
Açlık sınırı yazmış felek senin kartına
Acıların içinde sonsuz uykuya daldı
Kısmeti tutsak kalmış işverenin elinde
Sen garip gurabaydın siyasetin dilinde
Süründün sürüklendin şu hayatın selinde
Terlerin aktı gitti elde nasırlar kaldı
Güzelim ömrümüzü çoğumuz böyle yaktık
Her gün sığındığımız hayalleri bıraktık
Kimsenin vicdanına seslenmiyorum artık
Kim bilir ömürlerde acep ne sırlar kaldı