Şükrü KACAR

DÜŞÜNÜYORUM

Şükrü KACAR

Düşünüyorum, ne yazayım, nelerden söz edeyim.

Yaklaşık (72) yıldır yazıyorum.

Hem de bir yerlerden para almayarak, bir yerlerden ikinci bir geçim yolu sağlamadan.

Akçadağ İlköğretim Okulunda Meslek Dersleri öğretmeni iken 1961 öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığınca yayınlanmakta olan İLKÖĞRETİM GAZETESİ’ ne iki adet ünite planı hazırlayıp gönderdiğimde bana (65) TL gibi bir para göndermişlerdi. Bir de Cumhuriyet Gazetesi ikinci sayfasında yayınlanan iki yazım için 80 TL bir para için önüme bordro getirdiklerinde bunu kabul etmemiş ve paralı yazı yazmaktan hep kaçınmıştım. Şu anda doksan yaşını bitirmeme birkaç gün kaldı. Birkaç kez yazmamak için kendimce kararlar almaya kalkışınca sevenler tarafından engellenmiş ve eskisi gibi her gün bir köşe yazısı yerine, haftada iki üç yazı yazmaya devam etmiştim.

Gazetecilik hoş bir meslek.

Yazmak ve çizmek de o derece hoş bir iş.

Yaklaşık on beş gündür köyden, sezonu kapatarak kente dönmüş bulunuyorum. Köy yazılarımı, en çok okuyanlardan biri, yazar ve şair Günerkan AYDOĞMUŞ kardeşimiz. Babası rahmetli Hüsnü Aydoğmuş, öğretmen okulundan arkadaşımdı. Hüsnü Aydoğmuş da yazar ve şairdi. Benim “BU TOPRAĞIN YAŞAYAN OZANLARI” adlı üç cilt kitabımın ilk cildinde baba ve oğul ikisi de yer almışlardı. Rahmetli Şeref TAN, cemiyet başkanı iken bu kitabım, 1993 yılında Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti tarafından yayınlanmıştı.

Elazığ Gazetesi’nde yazdığım günlerde (1974) yılında TÜRK DİLİ DALI’nda Basın Yayın Genel Müdürlüğü tarafından sürdürülen ANADOLU BASINI ÖZENDİRME YARIŞMASI’nda birincilik almış ve İzmir Kültür Park’ta yapılan ödül programında ödülümüzü almıştım.  Arkasından 1993 yılında da Turan Gazetesi’nde yayınlanan “BEN TÜRKİYE, BEN ANADOLU” başlıklı köşe yazım Türkiye genelinde birinci olmuştu. Sadece Anadolu Basınından aldığım ödüllerin sayısı beşi geçiyordu.

BU TOPRAĞIN YAŞAYAN OZANLARI adlı birinci kitabın son kapağında beni öylesine mutlu eden şöyl bir yazı vardı. “Elazığ basınında yarım aşıra yakın bir süre hizmet veren Sayın KACAR “BU TOPRAĞIN YAŞAYAN OZANLARI” adlı eserinde Elazığ’ın sevda ikliminde yaşayan yirmi iki şairi, kitabının sayfaları arasında buluşturmuş ve 1993’ten geleceğe “Kubbede hoş bir seda” bırakmıştır.

O güzel, o bizleri öylesine büyüleyen günler, çok gerilerde kaldı. Bugünkü Türkiye ile o günlerdeki Türkiye arasında çok büyük farklar var. Bir bakın ekranlara, kimler ki için neler söylüyorlar.

Politika, alabildiğine çirkinleşip gidiyor.

Atatürk Türkiye’sinin bu duruma getirilmesine çok mu çok üzülüyoruz.

Siyasal denge, çok mu çok bozuldu.

Komşu ülkelerin çoğu, bizimle kavgalı.

İçerideki kavgalar da, ülkeyi sarsar duruma gelmiş.

Tarım ülkesi olarak bilinen Türkiye, bırakın önemli şeyleri, buğdayını, arpasını, hatta samanını bile dışarıdan almaya başlamış.

Yakın bir gelecekte, daha kötü günler yaşayacağa benziyoruz.

Ülkeyi bölmeye, parçalamaya çalışanların sayısı giderek artıyor.

Saldırılar, ağır sözler, konuşmalar, bizi çok mu çok üzüyor.

Demokrasiyi, bir türlü içimize sindiremiyor, her gün birçok şeyler kaybeder gibi oluyoruz.

Bizi bir araya getiren o birliktelik, o kardeşçe geçinme günleri nerede kaldı?

Önce büyüklerimiz, bir umutla bağlanmak istediğimiz büyüklerimiz, kavgalarını bir yana itseler çok iyi olacak.

Yakın komşularımızla iyi geçinme, bizi daha da güçlendirecek, geçirdiğimiz o güzel yıllar bir bir geri dönecektir.

Bekliyoruz ve de göreceğiz…

Yazarın Diğer Yazıları