Yardımlar, dernekler yerine yakınlarımıza yapılmalı
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, 'suç işlemek amacıyla örgüt kurma', 'nitelikli dolandırıcılık' ve 'suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama' suçlarının önlenmesi ile şüphelilerin yakalanmasına yönelik yürütülen çalışmalar gereği Ahbap Derneği'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında Ahbap Başkanı Haluk Levent ile Ekrem İmamoğlu'nun danışmanı Avukat Ece Güner'in de bulunduğu 14 kişi tutuklandı.
Haberin Özeti
- • Ahbap Derneği'ne yönelik "örgüt kurma, dolandırıcılık ve aklama" soruşturmasında, Haluk Levent ve Ece Güner dahil 14 kişi tutuklandı.
- • Soruşturma kapsamında, MASAK raporlarıyla şüphelilerin mali profilleriyle uyumsuz yüksek para hareketleri, şans oyunları ve tapu devirleri tespit edildi.
- • Bu olay, yardımseverlik duygularına zarar vererek kurumlara güveni sarstı; haber, yardımların öncelikle yakın çevremize yapılmasını tavsiye etti.
Tutuklanan isimler şöyle:“Haluk Levent, Ece Güner, İlker Çetin, Nurdan Eriş, Yusuf Can Ertit, Kemal Ötünç, Şehmuz Baştuğ, Abdülcevat Özkan, Emrah Gödeliner, Erhan Dökmeci, Halil Bostancı, Mehmet Ulu, Yeliz Kaya ve Zafer Yay.”
Bu kapsamda, Ahbap Derneği çalışanlarına yönelik hazırlanan MASAK raporları, hesap hareketleri incelemeleri ile teknik ve fiziki takip çalışmaları sonucunda, şüphelilerin mali profilleriyle uyumsuz yüksek tutarlı para hareketlerinin bulunduğu, aralarında yüksek miktarlı para transferleri gerçekleştirildiği, şans oyunları hesaplarına yüksek meblağlarda para aktararak bahis oynadıkları ve bu yolla yüksek miktarlarda para kaybettikleri, ayrıca kısa süre içerisinde aralarında zincirleme şekilde çok sayıda tapu devir işlemi gerçekleştirdikleri tespit edilmişti.
Bu olay toplumda ikinci travmayı yaşattı ve iyi niyetli insanlarımızın benzer çalışmalar yapan kurumlara da şüpheyle bakmalarını getirdi.
Birinci travma FETÖ yapılanmasıydı. Gençlerimizi sözde milli ve manevi değerlere bağlı yetiştirmek ve ülkesine fayda sunmak için yaptıkları çalışmanın günün sonunda “kâinat imamı” vaadiyle Amerika’ya ve Siyonist çevrelere uşak ve payanda yapma gayretleri sonrası aileler çocuklarını artık vakıf ve derneklere gönderme konusunda çekinceli davranmaya itmişti. Bu durumun sonucu işi ve amacı sadece manevi eğitim olan kurumlara da yansımış ve artık kimse çocuğunu güvenli görünse de bu oluşumlara vermek istememişti.
Ahbap ve Haluk Levent vakasında ise yine benzer bir durum yaşandı. Deprem ve diğer felaket dönemlerinde vatandaşın Kızılay, AFAD, İHH gibi kurumların dahi önüne geçiriyor en güvendiği yardım kuruluşu olarak gördüğü Ahbap’taki usulsüzlükler, halkımızın yardım yapacağı kurumlara yönelik bir tereddüt yaşamasına sebep oldu.
FETÖ ile gençlerimizi, Ahbap ile yardımseverlik duygularımızı kaybetme noktasına geldik.
Bu son olaydan sonra insanlar en güvenilir görünen yardım kuruluşlarına bile haklı olarak şüpheyle bakacak ve mazlum coğrafyalar ve ülkemizdeki garibanlar daha mağdur olacak.
Aslında yardım konusunda bizler de biraz da kolaya kaçıyoruz. Kendi akraba çevremizde ya da komşularımız arasında mağdur olanları pas geçip farklı dernekler aracılığı ile yine uzak diyarlara yardım desteğinde bulunuyoruz. Elbette yeryüzündeki tüm garibanlara elimizi uzatmalıyız ama kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’de de zekâtın verileceği sekiz guruptan söz ederken yakın akrabaları sayıyor. Ve biz yakın akraba ve komşuyu bu konuda ihmal edip yok sayıp farklı diyarlara zekat ve yardım gönderdiğimizde aradaki bağlar zayıflıyor hatta tamamen kopuyor.
Zengin olan yakın akraba ve komşusundan destek görmeyen muhtaç insanlar bu yakınlarına buğz edip nefret duyabiliyorlar. Bu da öncelikle aile bağları ve toplumsal çürümeye sebep olabiliyor.
Tüm yaşananlardan çıkaracağımız sonuç şu ki yardım etme konusunda öncelikle kendi yakın ve uzak akrabalardan, kendi mahallemizden ve kendi şehrimizden başlamalıyız. Yardım kuruluşları aracılığı ile yaptığımız yardımlar belki daha kolayımıza geliyor, elimizdeki cep telefonuyla yaptığımız yardımlarla gönül huzur yaşıyoruz ama yakınlarımızın dertlerine derman olamayıp ve kutsal öğretinin bize telkin ettiği ödevden uzaklara savruluyoruz gibi.
Bundan sonra çevremizdeki yakınlarımıza, komşularımıza, akrabalara hatta asgari ücretle çalışan kişilere desteğimizi sunalım. İnanın bunun manevi lezzeti uzaklara gönderilen yardımdan daha iyi olur.