TÜRKONFED 27. İş Dünyası Zirvesi başladı
Türkiye'nin en büyük iş dünyası buluşması olan TÜRKONFED İş Dünyası Zirvesi'nin yirmi yedincisi, FIRATSİFED ev sahipliğinde Elazığ'da başladı. Zirvenin ilk gününde, bölgede güçlenen barış ortamının yeni yatırımlar ve istihdamla kalıcı kazanımlara dönüştürülmesi gerektiği vurgulandı.
Türkiye'nin en büyük iş dünyası buluşması olan TÜRKONFED İş Dünyası Zirvesi'nin yirmi yedincisi, FIRATSİFED ev sahipliğinde Elazığ'da başladı. Zirvenin ilk gününde, bölgede güçlenen barış ortamının yeni yatırımlar ve istihdamla kalıcı kazanımlara dönüştürülmesi gerektiği vurgulandı. TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, büyük şirketlerle Anadolu'daki üretim gücünün daha güçlü bağlar kurması gerektiğini söylerken FIRATSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık, iş dünyasını bölgeye yatırım yapmaya davet etti. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç ise küresel belirsizlik döneminde ekonomik dayanıklılık için üretimin yanı sıra, teknoloji geliştiren, tasarım yapan ve fikrî mülkiyetin sâhibi olan bir yapı kurma mecburiyetine işaret etti. Kalıcı istikrârın ön koşulunun kurum ve kurallarıyla eksiksiz işleyen demokrasi ve hukukun üstünlüğünün hâkim olduğu bir düzen olduğunu söyledi.
Türkiye'nin gönüllülük esasına dayalı en büyük bağımsız iş dünyası örgütü Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) tarafından düzenlenen 27. İş Dünyası Zirvesi, Fırat Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (FIRATSİFED) ev sahipliğinde Elazığ'da başladı. 'Kalıcı Belirsizlik Çağında Ekonomik Dayanıklılık' temalı zirvenin ilk gününde kamu, yerel yönetimler, iş insanları ve sivil toplum temsilcileri bir araya geldi. Yaklaşık 500 kişiyi buluşturan zirveye TÜSİAD da geniş bir heyetle katılım gösterdi. Heyette TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren, Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras, yönetim kurulu üyeleri ve geçmiş dönem başkanları yer aldı. Zirvenin onur konuşmacısı ise Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç oldu.
SÜLEYMAN SÖNMEZ: “REEL SEKTÖR, EKONOMİK DAYANIKLILIĞIN TAŞIYICI GÜCÜDÜR”
Teknolojinin gelişim hızı, iklim krizi ve jeopolitik risklerin, sermayenin ve üretimin niteliği ile ticaretin matematiğini değiştirdiğini söyleyen TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, "Avrupa'da yaygınlaşan yakından tedarik eğilimi, yakın coğrafyamızdaki yeniden yapılanma süreci ve Türkiye'yi uluslararası bir transit ticaret odağına dönüştürmeyi hedefleyen düzenlemeler; ülkemizin üretim, ticaret ve yatırımın yeni coğrafyasındaki yerini güçlendirme potansiyeli taşıyor. Bu, Türkiye için bir kriz yönetme dönemi değil, krizlere dayanıklı bir ekonomi inşa etme dönemi. Ancak bu süreçte ekonomimiz büyüse de sanayinin büyümeye katkısı arzu edilen seviyeye bir türlü yaklaşamıyor. KOBİ'lerin yeşil-dijital dönüşüm hedeflerindeki aksamalar ise ihracat kapasitesinde aşınma gibi pek çok sonuç doğuruyor. Biz iş dünyası olarak kalıcı istikrarın değerini biliyoruz. Bu nedenle de dezenflasyon sürecinde muazzam bir bedeli taşımaya razı geliyoruz. Ancak reel sektörün sürdürülebilir büyüme ve ekonomik dayanıklılığın taşıyıcı gücü olduğunun unutulmaması gerektiğini her zamankinden daha güçlü şekilde vurgulamak istiyoruz" dedi.
“REFAHIN AĞIRLIK MERKEZİNİ DEĞİŞTİREBİLECEK GÜCE SAHİBİZ”
Türkiye'nin büyük ölçekli kurumsal sermayesi ile Anadolu'ya yayılmış üretim sermayesinin daha sistematik biçimde birbirine bağlanması gerektiğine değinen Sönmez, TÜSİAD-TÜRKONFED iş birliğinin yeni dönemin stratejik ihtiyacı olduğunu kaydetti. İki kurumun yöneticilerinin ve üye iş insanlarının Anadolu'da hayata geçirdiği yatırımlardan örnekler veren Sönmez, "Bugün geldiğimiz noktada biliyoruz ki, bu büyük aile bir arada hareket ettiğinde, Türkiye'de refahın ağırlık merkezini değiştirebilecek bir güce sahip. Gelin, yıllardır il il, bölge bölge büyüttüğümüz bu iradeyle Türkiye'nin ikinci yüzyılındaki başarı hikayesini hep birlikte yazalım" diye konuştu.
“BİR YANDA EŞİTSİZLİKLER DİĞER YANDA ÇALIŞMA İNADIMIZ VE BARIŞ KARARLILIĞIMIZ VAR”
İş dünyasının üstlenmesi gereken toplumsal ve teknolojik sorumluluklara da dikkat çeken Sönmez konuşmasını şöyle sürdürdü; "Cumhuriyetimizin ilk yüzyılı bizi çağdaş dünyayla buluşturdu. İkinci yüzyılda eşit vatandaşlık, kamu yararı, hukuk ve fırsat eşitliği gibi kurucu değerlerimizi bugünün toplumsal gerçekliği içinde yeniden tanımlamalıyız. Ülkemizin yapay zekâyı geliştiren, veriyi işleyen, temiz enerjiyi üreten, veri merkezlerini ve yeni nesil sanayi altyapısını kuran ülkeler arasında yer almasını sağlamalı; teknolojinin kullanıcısı değil, üreticisi haline gelmeliyiz. Ekonomik sıkışmalarımız, bütçe açıklarımız, fırsat eşitsizliklerimiz ve gelişmişlik farklarımız var. Ancak bitmeyen çalışma inadımız, bir olma gücümüz, değerlerimiz ve burada dile getirmekten ayrıca memnuniyet duyduğum barış kararlılığımız da var. Bugün ve daima yapmamız gereken, Atatürk'ün dediği gibi Türkiye'de Türkiye'den başka bir şey düşünmemektir."
PROF. DR. YASEMİN AÇIK: “SERMAYE NEREYE AKIYORSA ÜRETİM DE GENÇ DE ORAYA AKIYOR”
Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun yıllarca korku, acı ve göçle anıldığını, bugün ise bölgenin enerjisini üretime, yatırıma ve istihdama yöneltebileceği yeni bir dönemin başladığını belirten TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve FIRATSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık, bu değişimin ekonomik karşılık bulması için sermayenin Anadolu'ya yayılması gerektiğini söyledi. Toplam banka kredilerinin yarısından fazlasının yalnızca İstanbul, Ankara ve İzmir'de toplandığına işaret eden Prof. Dr. Açık, "Sermaye nereye akıyorsa üretim de genç de gelecek de oraya akıyor ve akacak. Oysa yeni dünya düzeninde, ekonomik gücünü ülkenin dört bir yanına yayabilen ülkeler öne çıkıyor. Bu nedenle Türkiye'nin bir sonraki büyüme hikâyesi İstanbul'un dışında, Anadolu'da yazılmalıdır" şeklinde konuştu.
“İŞ İNSANLARIMIZI YUKARI FIRAT'IN GELECEĞİNE ORTAK OLMAYA DAVET EDİYORUM”
Bölgenin ihtiyaç duyduğu iki temel unsurun ölçek ve sermaye olduğunu ifade eden Prof. Dr. Açık şöyle devam etti; "Elazığ Malatya, Bingöl ve Tunceli'yi kapsayan Yukarı Fırat Havzası; güçlü yatırım teşvikleri, ham maddeye yakın üretim imkânı, mevcut sanayi birikimi, genç insan kaynağı ve henüz yeterince değerlendirilmemiş yatırım alanlarıyla çok büyük bir potansiyel barındırıyor. Fırat Havzası bu hikâyeyi yazmaya hazır. Bu havzada, kurulmuş bir yay gibi gerilmiş muazzam bir potansiyel birikti. Artık o yayı serbest bırakmanın, yeni bir sayfa açmanın tam zamanıdır. Burada yapılacak her yatırım, gençlerimize doğdukları yerde çalışma, üretme ve gelecek kurma fırsatı sunacak, kadınların ekonomik hayata katılımını artıracak, bölgedeki aile şirketlerinin kurumsallaşmasını sağlayacaktır. Bugün bu salonda ülkemizin sanayi tarihini yazmış isimler var. Sizleri bu bölgeye yatırım yapmaya, Yukarı Fırat'ın geleceğine ortak olmaya davet ediyorum."
ÖMER KOÇ: “KALICI İSTİKRÂRIN ÖN KOŞULU KURUM VE KURALLARIYLA EKSİKSİZ İŞLEYEN BİR DEMOKRASİNİN VE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜN HÂKİM OLDUĞU BİR DÜZENDİR”
Zirvenin onur konuşmacısı Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, dünyada öngörülebilirliğin giderek zorlaştığını, krizlerin istisnâ değil, 'yeni normal' hâline geldiğini belirterek, "Krizlerin biri bitmeden diğeri başlıyor; jeopolitik gerilimler, teknolojik dönüşüm, iklim değişikliği kaynaklı hâdiseler ve iktisâdî dalgalanmalar birbirini tetikleyen zincirleme tesîrler yaratıyor. Dolayısıyla dayanıklılık artık sürekli belirsizlik ortamında isâbetli kararlar alabilme, değişen şartlara sürâtle ayak uydurabilme ve her şartta istikrârı koruyabilme becerisidir" diye konuştu.
Şirketlerin uzun vâdeli yatırım kararları alabilmesi ve ekonominin dış şoklara karşı mukavemet kazanması için öngörülebilirliğin elzem olduğuna vurgu yapan Koç, "Kalıcı istikrârın ön koşulu kurum ve kurallarıyla eksiksiz işleyen bir demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün hâkim olduğu bir düzendir" dedi.
Türkiye'nin önündeki fırsat ve beraberinde getirdiği sorumlulukları da değerlendiren Ömer Koç, sahip olunan birikimin yüksek katma değerli üretim ve güçlü insan sermâyesiyle ileri taşınması gerektiğini vurguladı. Koç, "Başarı için; yüksek katma değerli üretime ve bu üretimi mümkün kılacak beşerî sermâyeye yatırım yapmak esâstır. Sâdece üreten değil; teknoloji geliştiren, tasarım yapan ve fikrî mülkiyetin sâhibi olan bir yapı kurmak mecburiyetindeyiz" diye konuştu.
Koç, "Ülkemizin, Cumhûriyetin kuruluşundan itibâren geliştirdiği sanâyi ekosistemi ve farklı sektörlerde sâhip olduğumuz üretim yetkinliği kayda değer bir kıymettir. Bugün bizi misâfir eden Elâzığ da dâhil olmak üzere Anadolu'nun dört bir yanında üretim yapan KOBİ'lerimiz, tarîf ettiğim birikimin güçlü temsîlcileridir" değerlendirmesinde bulundu.
ZİRVENİN İKİNCİ GÜNÜNE CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI CEVDET YILMAZ KATILACAK
Zirvenin ilk günü, farklı şehir ve sektörlerden iş insanlarını ikili iş görüşmelerinde bir araya getiren TÜRKONFED Ticaret Köprüsü etkinliğiyle tamamlandı.
26 Eylül'deki ikinci ve son gün programı ise Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın açılış konuşmasıyla başlayacak. Gün boyunca gerçekleştirilecek panel ve oturumlarda ekonomik dayanıklılığın iş dünyası ve Türk ekonomisi açısından taşıdığı önem farklı yönleriyle değerlendirilecek.