Türkiye Yüzyılı'na yakınız
Bazı organizasyonlar vardır yalnızca diplomatik takvimde bir gün olarak kalmaz. Yapıldığı ülkenin hafızasına, dünyaya verdiği mesaja ve gelecek yıllarda oluşturacağı algıya da yön verir.
Haberin Özeti
- • Türkiye, ev sahipliği yaptığı NATO Zirvesi gibi organizasyonlarla sadece diplomatik bir köprü olmaktan öte, üreten ve diplomatik ağırlığı artan bir devlet kimliği sergiliyor.
- • Ülke, asırlık medeniyet mirasıyla yerli savunma sanayii ve ileri teknolojiyi birleştirerek uluslararası alanda güçlü bir imaj ve itibar oluşturuyor.
- • Gerçek gücün vatandaş refahıyla ölçüldüğü vurgulanarak, savunma ve teknolojideki başarıların ekonomiye yansımasıyla "Türkiye Yüzyılı"na ulaşılacağı belirtiliyor.
Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı NATO Zirvesi de işte tam olarak böyle bir organizasyondu.
Elbette zirvenin siyasi ve askeri boyutu vardı. Masalarda küresel güvenlik konuşuldu, bölgesel krizler değerlendirildi, ittifakın geleceği tartışıldı. Ancak madalyonun bir de bizim açımızdan görünen yüzü vardı.
O da Türkiye'nin dünyaya verdiği fotoğraftı.
Yıllar boyunca Batı ile Doğu arasında yalnızca bir köprü olarak tarif edilen bu coğrafya, bugün artık yalnızca bulunduğu konumla değil; üreten, yön veren, teknoloji geliştiren ve diplomatik ağırlığı her geçen gün artan bir devlet kimliğiyle öne çıkıyor.
Bir tarafta asırlara meydan okuyan medeniyet mirası…Diğer tarafta yerli ve millî imkânlarla geliştirilen savunma sanayii…Bir yanda yüzyıllardır sofraları süsleyen Anadolu mutfağı…
Diğer yanda gökyüzünde sınırları zorlayan savaş uçaklarının gerçekleştirdiği gösteriler…
Bir tarafta devlet geleneğinin zarafeti…Diğer tarafta yüksek teknolojiyle üretilen ve dünya kamuoyunun dikkatini çeken savunma ürünleri…
İşte Türkiye artık bütün bunları aynı karede gösterebilen ender ülkelerden biri hâline geliyor.
Geçmişine yaslanırken geleceği inşa edebilmek…Kültürünü korurken teknolojide söz sahibi olabilmek…Tarihini anlatırken aynı zamanda yeni hikâyeler yazabilmek…Asıl başarı belki de tam burada saklı.
Çünkü bugün ülkelerin itibarı yalnızca askerî güçleriyle ya da ekonomik büyüklükleriyle ölçülmüyor. Kültürünü ne kadar görünür kıldığı, teknolojisini ne kadar ihraç edebildiği, diplomatik kabiliyeti ve uluslararası organizasyonları nasıl yönettiği de en az bunlar kadar belirleyici oluyor.
Türkiye artık bu alanların tamamında daha güçlü bir profil ortaya koyuyor.Savunma sanayiindeki gelişmelerin uluslararası alanda oluşturduğu ilgi, yerli üretimin ulaştığı seviye, devlet protokolünde sergilenen incelikler, misafir edilen liderlere sunulan kültürel ve teknolojik unsurlar... Bütün bunlar, tek tek değerlendirildiğinde belki küçük ayrıntılar gibi görülebilir. Ancak bir araya geldiklerinde dünyanın zihninde güçlü bir Türkiye algısı oluştururlar. Ve algı, uluslararası ilişkilerde çoğu zaman en az gerçekler kadar önemlidir.
Bugün geldiğimiz noktada, dünyanın dikkatle takip ettiği bir savunma sanayiine, uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapabilecek güçlü bir devlet geleneğine, köklü bir kültüre ve her geçen gün gelişen teknolojik altyapıya sahibiz.
Bu tablo, hiç şüphesiz gurur vericidir.Ancak bir ülkenin gerçek gücü yalnızca dünyaya verdiği fotoğrafla değil, kendi vatandaşının hayatına yansıyan refahla da ölçülür.
Savunma sanayiinde yakaladığımız başarıyı, diplomaside ortaya koyduğumuz özgüveni, bilimde, üretimde ve teknolojide gösterdiğimiz yükselişi ekonomide de aynı seviyeye taşıyabildiğimiz gün; işte o zaman yıllardır özlemle dile getirilen Türkiye Yüzyılı vizyonu yalnızca bir hedef değil, her vatandaşın günlük hayatında hissettiği bir gerçeklik olacaktır.