Süresiz nafakada yeni dönem

Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu'ndaki yoksulluk nafakasının 'süresiz' olmasını öngören düzenlemeyi iptal etti. Kararın 9 ay sonra yürürlüğe gireceğini belirten Av. Hüseyin Burak Boyraz, yeni dönemde nafaka süresinin evliliğin süresi, kusur oranı ve tarafların ekonomik koşulları gibi kriterlere göre belirlenebileceğini söyledi.

Anayasa Mahkemesi (AYM), boşanan eşe süresiz nafaka verilmesine ilişkin düzenlemeyi oy çokluğuyla iptal etti. Edinilen bilgiye göre, Yüksek Mahkeme, ilgili düzenlemenin oy çokluğuyla iptaline, iptal hükmünün 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verdi. Kararın gerekçesi daha sonra yazılacak.

Süresiz nafakanın kaldırılması ile ilgili olarak Hakimiyet Haber’e Av. Hüseyin Burak BOYRAZ önemli açıklamalarda bulundu.

Süresiz nafakada yeni dönem

YENİ BİR DÖNEMİN KAPISINI ARALADI

Av.Boyraz,“Anayasa Mahkemesi’nin 04/06/2026 tarihli kararıyla, Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan “süresiz olarak” ibaresinin iptal edilmesi, aile hukukunda uzun süredir tartışılan yoksulluk nafakası meselesinde yeni bir dönemin kapısını araladı. Karar, özellikle kısa süreli evlilikler sonrasında ortaya çıkan uzun süreli nafaka yükümlülükleri bakımından önemli sonuçlar doğurabilecek niteliktedir. Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan ve kusuru daha ağır olmayan tarafın, diğer taraftan mali gücü oranında nafaka talep edebilmesini sağlayan bir kurumdur. Bu düzenlemenin amacı, boşanma sonrasında ekonomik olarak zayıf duruma düşen tarafı korumaktır. Ancak uygulamada en çok tartışılan husus, nafakanın belirli bir süreyle sınırlandırılmaması ve bazı durumlarda nafaka borçlusunun uzun yıllar boyunca ödeme yükümlülüğü altında kalmasıydı.”dedi.

İPTAL HÜKMÜNÜN YÜRÜRLÜĞE GİRMESİ İÇİN 9 AYLIK BİR SÜRE TANINMIŞTIR

Özellikle birkaç ay, hatta kimi zaman 1 ay süren evlilikler sonrasında dahi nafaka borçlusunun belirsiz bir süre boyunca ödeme yapmak zorunda kalması, kamuoyunda ciddi hakkaniyet tartışmalarına neden oluyordu diyen Av.Boyraz,“ Evlilik birliğinin çok kısa sürdüğü, taraflar arasında uzun süreli bir ekonomik bağımlılık oluşmadığı ve ortak hayatın köklü şekilde kurulmadığı durumlarda ömür boyu nafaka yükümlülüğü doğması, adalet duygusuyla bağdaşmayan sonuçlar ortaya çıkarabiliyordu. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı hemen yürürlüğe girmeyecektir. İptal hükmünün yürürlüğe girmesi için 9 aylık bir süre tanınmıştır. Bu süre, kanun koyucunun yeni bir yasal düzenleme yapabilmesi amacıyla verilmiş bir geçiş sürecidir. Kararın uygulanabilir hale gelmesi bakımından gerekçeli kararın Resmi Gazete’de yayımlanması önem taşımaktadır. Gerekçeli kararın yayımlanmasından ve tanınan sürenin dolmasından sonra iptal hükmü yürürlüğe girecek; bu süreçte Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yoksulluk nafakasının süresi ve şartlarına ilişkin yeni bir düzenleme yapması beklenecektir.”dedi.

MEVCUT NAFAKA KARARLARININ KENDİLİĞİNDEN ORTADAN KALKACAĞINI SÖYLEMEK DOĞRU DEĞİLDİR

Av.Boyraz,“Bu nedenle kararın pratik etkileri, yalnızca iptal hükmüyle değil, aynı zamanda kararın gerekçesi ve yapılacak kanuni düzenleme ile netleşecektir. Mevcut nafaka kararlarının kendiliğinden ortadan kalkacağını söylemek doğru değildir. Ancak şartların değiştiği veya nafakanın devamının hakkaniyete aykırı hale geldiği durumlarda, nafakanın kaldırılması ya da azaltılması talepli davalar gündeme gelebilecektir. Kanun koyucu, evlilik süresine göre kademeli nafaka sistemi getirebilir. Kısa süreli evliliklerde kısa süreli nafaka, orta süreli evliliklerde daha uzun süreli nafaka, uzun süreli evliliklerde ise somut olayın özelliklerine göre daha geniş koruma sağlayan bir sistem kurulabilir.Bunun yanında hâkime takdir yetkisi tanıyan bir model de benimsenebilir. Böylece kanunda genel kriterler belirlenir; hâkim ise her dosyada tarafların özel durumuna göre nafakanın süresini ve miktarını hakkaniyete uygun biçimde tayin eder.En sağlıklı sistem, kanaatimizce katı ve mekanik sürelerden ziyade; evliliğin süresi, kusur, ekonomik durum, çalışma imkânı ve boşanmanın sonuçlarını birlikte dikkate alan esnek fakat denetlenebilir bir sistem olacaktır. Yeni dönemde nafaka süresinin belirlenmesinde evliliğin süresi, tarafların kusur oranı, ekonomik ve sosyal durumları, yaşları, çalışma imkânları, sağlık durumları, çocuk bulunup bulunmadığı ve boşanmanın taraflar üzerindeki etkileri daha belirleyici hale gelebilecektir.”dedi.

KUSUR ORANI NAFAKANIN SÜRESİNİ ETKİLEYEBİLİR Mİ?

Av.Boyraz,“Yoksulluk nafakasında kusur, zaten nafaka hakkının doğumu bakımından önemlidir. Nafaka talep eden tarafın, diğer taraftan daha ağır kusurlu olmaması gerekir. Ancak yeni dönemde kusurun yalnızca nafaka hakkının doğup doğmayacağı bakımından değil, nafakanın süresi bakımından da daha etkili bir kriter haline gelmesi beklenebilir.Evlilik birliğinin sona ermesinde ağır kusurlu olan tarafın uzun süreli nafaka talep etmesi ile daha az kusurlu olup boşanma nedeniyle ekonomik olarak zayıf duruma düşen tarafın korunması aynı şekilde değerlendirilmemelidir. Bu nedenle mahkemeler, nafakanın miktarını ve süresini belirlerken tarafların kusur oranını, evliliğin süresi ve ekonomik durumla birlikte ele almalıdır.Böyle bir yaklaşım, nafaka alacaklısını tamamen korumasız bırakmadan, nafaka borçlusunu da ölçüsüz ve belirsiz bir yükümlülük altında tutmayan daha dengeli bir sistem kurulmasını sağlayacaktır.”dedi.

NAFAKANIN KALDIRILMASI YA DA AZALTILMASI İÇİN DAVA AÇABİLİRLER

Av.Boyraz son olarak,“ Karardan sonra en çok merak edilen konulardan biri de devam eden nafaka davalarının ve mevcut nafaka kararlarının akıbetidir. Bu konuda kesin değerlendirme yapabilmek için gerekçeli kararın yayımlanması ve yeni yasal düzenlemenin görülmesi gerekir.

Ancak mevcut nafaka kararlarının kendiliğinden sona ereceğini söylemek doğru değildir. Nafaka borçluları, koşulların değiştiğini veya nafakanın devamının hakkaniyete aykırı hale geldiğini ileri sürerek nafakanın kaldırılması ya da azaltılması için dava açabilirler. Yeni düzenleme sonrasında ise mahkemelerin bu talepleri daha somut kriterler üzerinden değerlendirmesi beklenebilir.Devam eden boşanma ve nafaka davalarında da tarafların artık evliliğin süresi, kusur oranı, ekonomik durum ve hakkaniyet ilkesi üzerinde daha fazla durması gerekecektir.Bu karar, aile hukukunda daha dengeli, daha ölçülü ve daha hakkaniyetli bir nafaka sistemine geçişin başlangıcı olarak değerlendirilmelidir.”dedi.