SÜREÇ YÖNETİLEMİYOR MU?

DEPREMİN OLUŞTURDUĞU YIKIM VE SONRASINDA YAPILACAK ÇALIŞMALARA YOĞUNLAŞAN BAKANLARIMIZ,  İL YÖNETİCİLERİMİZ VE SİYASİLERİMİZİN OLAĞANÜSTÜ GAYRETLERİNE RAĞMEN 'AFET BÖLGESİ' GİBİ KISIR BİR TARTIŞMA ETRAFINDA ÇALIŞMALARINA GÖLGE DÜŞÜRÜLMEYE ÇALIŞILIYOR. ANCAK SİYASİLERİMİZ DE BU ASILSIZ HABERLER KONUSUNDA SUSKUN KALARAK BU YANLIŞ ALGININ DAHA ÇOK YAYILMASINA SEBEP OLUYORLAR

SÜREÇ YÖNETİLEMİYOR MU?
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Elazığ’ın tüm yerleşim birimleri, 6.8 şiddetindeki depremle birlikte etkilendi. 2001 yılından sonra inşa edilen binalarda en küçük bir hasar bile oluşmazken, bu tarihten önce ve Elazığ’ı ikinci derece gören anlayışla hayata geçirilen ve 1978’den beri uygulanan yönetmeliğe uygun olarak inşa edilen binalarda ciddi sorunlar yaşanırken ve bu kapsamdaki binaların nasıl ve hangi şartlarda dönüştürülmesinin konuşulması gerekirken, şehrin afet bölgesi kapsamı tartışmasına kilitlenmesi zaman kaybı olarak değerlendiriliyor.

GEREKSİZ TARTIŞMALARLA ZAMAN KAYBEDİLİYOR

İlimizdeki depremin hemen ardından şehrimize  gelerek her türlü çalışmayı yapan ve tüm kamu kurumlarını harekete geçiren devlet yetkililerinin yaklaşık 10 günden beri yaptıkları çalışmaları gölgelemek adına şehrin afet kapsamına alınması gibi bir meseleyi sürekli gündemde tutmanın hem çalışmaların daha hızlı yapılmasını hem de yaraların kısa sürede sarılmasına engel edecek boyutlara ulaşması tepkilere yol açtı.

Şehrin yeniden yapılanması ve biran önce mağduriyetlerin sona erdirilmesine odaklanan tüm devlet adamı ve kamu kurumlarının sahada olduğuna dikkat çeken vatandaşlar, ilimizin afet etkinlik planına daha ilk gün alındığını ifade ediyorlar.

ÖZNUR ÇALIK EFSANESİ

İlimizde eskiden beri Malatya siyasetçilerine anlamsız bir öykünme olduğuna dikkat çeken vatandaşlar, Ak Parti Malatya Milletvekili Öznur Çalık’ın deprem olduktan 9 gün sonra Yeşilyurt ilçesinin de tıpkı Doğanyol, Kale ve Pütürge ilçeleri gibi AFAD etkinlik kapsamına aldırmasını yanlış yorumlayan ya da yanlış anlayan hemşerilerimiz tarafından siyasi bir başarı olarak sosyal medyada takdim edilmesinin gerçeklerin bilinmemesinden kaynaklandığını belirtiyorlar.

Hemşerilerimiz tarafından kendisine büyük bir siyasi güç ve lobi atfedilen Öznur Çalık’ın aslında Yeşilyurt ilçesini ilk gün AFAD etkinlik kapsamına alınmasını sağlayamadığını, bu konuda yine İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu’dan böyle bir talepte bulunarak bu kararı ancak 9 gün sonra aldırabildiğine dikkate çeken vatandaşlar, burada siyasi bir başarıdan ziyade ancak siyasi bir acziyetten söz edilebileceğini ifade ediyorlar.

ELAZIĞ ZATEN AFET KAPSAMINDA

Elazığ’ın zaten afet bölgesi olduğunu ve devletin tüm imkânlarının seferber edildiğini, çalışmaların hem teknik hem barınma, hem iaşe, hem psikososyal hem de sağlık açısından devam ettiğini, be bu çalışmayı da yaklaşık 10 günden beri, bizzat üç bakanın yürüttüğüne dikkat çeken vatandaşlar, eğer sosyal medyada ifade edildiği gibi Malatya ilçeleri afet kapsamına alınmış olsaydı Bakanların Elazığ’da değil Malatya’da çalışmaları yürütmesinin gerekeceğini ifade ettiler.

Elazığ’ın depremin yaşandığı ilk andan itibaren AFAD etkinlik alanı içerisinde yer aldığını, Malatya Yeşilyurt ilçesinin ise 9 gün sonra bu kapsama alınması olayının bazı sosyal medya kullanıcıları tarafından yanlış anlaşılıp ve yorumlanması sonucu şehirde psikolojik bir yıkıma sebebiyet verdiğini ifade eden vatandaşlar, bu konuda daha dikkatli olunmasını istediler.

BAKANLARIN GAYRETİ VE DEVLETİN ÇALIŞMASI GÖLGELENMEYE ÇALIŞILIYOR

Elazığ’ın depremin yaşandığı saatte başlamak üzere tüm afet imkânlarından yararlandırıldığını, arama kurtarma çalışmasının ardından enkaz kaldırma, riskli binaların devlet tarafından yıkılması, ağır hasarlı binaların boşaltılması, çadırların bizzat devlet tarafından kurulması, şehrin dört bir yanına yardım malzemelerinin ulaştırılması, iki öğün sıcak aş dağıtımı yapan onlarca merkezin kurulması, battaniye, giysi ve diğer yaşam malzemelerinin dağıtımı konusunda lokal sıkıntıların dışında ciddi bir problem yaşanmamasının önemli bir başarı olduğuna dikkat çeken vatandaşlar, ancak yasada böyle bir uygulama ve tanımlama olmamasına rağmen afet bölgesi ilan edilmesi tartışmalarının iyi niyetle yapılsa bile devletin ve bakanlarımızın bugüne kadar yaptığı özverili çalışmaları gölgelediğini ve bunun büyük bir haksızlık olduğunu belirtiyorlar.

SÜREÇ YÖNETİLEMİYOR MU?

Depremin her türlü olumsuz ve yıkıcı yönlerini telafi etmeye çalışan başta İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum olmak üzere, diğer bakanlarımız, İl Valimiz Çetin Oktay Kaldırım, Belediye Başkanımız Şahin Şerifoğulları, milletvekillerimiz, tüm siyasi parti il başkanları ve teşkilatlarının, birçok kamu görevlisi ile çok sayıda STK’nın büyük bir gayretle ortaya koydukları çalışmaları takdir ettiklerini belirten vatandaşlar, ancak halktaki algıyı olumsuz tarafa çekebilecek sansasyonel haberlerin takibi ve bunun anında doğru bilgi ile düzeltilmesi konusundaki gayretin yetersiz olduğunu belirtiyorlar.

İLETİŞİM VE BASIN BİRİMLERİ YETERSİZ KALIYOR

Bakan ve siyasilerin genelde sahada olmaktan kaynaklanan yoğunlukları sebebiyle özellikle sosyal medyada dolaşan ve yalan yanlış bilgiler kaynak gösterilerek estirilmeye çalışılan algının düzeltilmesi için tüm kurumların iletişim ve basın birimleri ile siyasilerin danışmanlarının bu konularla ilgili anlık raporlar sunmaları ve bu tür yanlış bilgilerin daha çok yaygınlaşarak kitlesel bir boyuta dönüşme ihtimalini ortadan kaldırmaya yönelik ön alma çalışması yapmaları gerektiğini belirtiyorlar.

SADECE İZLİYORLAR

Elazığ’ın afet bölgesine alınması ile ilgili birçok sosyal medya hesabı ve televizyonlardan yalan yanlış bilgiler aktarıldığına dikkat çeken vatandaşlar, bu konuda konuşması ve halkı doğru olarak bilgilendirmesi gereken siyasilerin suskunluklarına da bir anlam veremediklerini, bu konunun depremin yaralarını sarma çalışmaları kadar önemli ve elzem bir çalışma olduğunu ifade ediyorlar.

Siyasilerin toplantı ve halkı ziyaret resimlerini yayınlamaktan öte halkın kafasında oluşan soruların cevaplarına yönelik herhangi bir açıklama yapmamalarının sorunu daha da büyüttüğüne dikkat çeken vatandaşlar, doğru ve zamanında yapılan enformasyonun birçok dedikodu ve yalan bilginin önüne geçeceğini ifade ediyorlar.

Böylesine afet ve kriz anlarında krizi yönetme başarı ve beceresinin halkı anında ve doğru bilgilendirmekten geçtiğini, en küçük bir dedikodu ve yalan haberin halkta oluşturacağı infiali düşünerek anında inisiyatifi ele almak gerektiğini ifade eden vatandaşlar, afet bölgesi gibi kısır tartışmanın da önüne geçilmesi için bizzat İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu’nun geçmişten örnekler vererek ve benzer uygulamalara atıfta bulunarak detaylı bir açıklama yapmasının tartışmayı sonlandıracağını belirtiyorlar.

ÖNCE STK’LAR BİLGİLENDİRİLMELİ

Deprem ile ilgili tüm çalışmalar ile afet bölgesi tartışmaları konusunda sahada daha çok olan ve daha fazla sayıda deprem mağduru hemşerilerimizle muhatap olan STK’ların bilgilendirilmesinin doğru bir yaklaşım olduğunu, bu konuda halkımıza hala umut pompalayıp bakanlarımızı ve siyasi mercileri töhmet altında bırakan STK başkanı ve yetkililerinin olduğuna dikkat çeken vatandaşlar, bunun önüne geçilmesi için STK başkanları, muhtarlar ve halkla yüz yüze olan kamu görevlilerinin bilgilendirilmesi gerektiğini ifade ediyorlar.