Prof. Dr. Yasemin Açık öncülüğünde İş dünyasının kalbi Elazığ'da attı

TÜRKONFED 27. İş Dünyası Zirvesi'ne ev sahipliği yapan FIRATSİFED'in Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık, bölgenin güçlenen barış ortamının yeni yatırımlara ve istihdama dönüşmesi gerektiğini belirterek iş dünyasını Elazığ ve bölgeye yatırım yapmaya davet etti. Açık, Elazığ, Malatya, Bingöl ve Tunceli'yi kapsayan Yukarı Fırat Havzası için özel bir kalkınma planı hazırlanması talebini Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'a iletti.

TAKİP ET Google News ile Takip Et

Türkiye’nin en büyük iş dünyası buluşmalarından biri olan TÜRKONFED 27. İş Dünyası Zirvesi, FIRATSİFED ev sahipliğinde Elazığ’da gerçekleştirildi. “Kalıcı Belirsizlik Çağında Ekonomik Dayanıklılık” temasıyla düzenlenen zirvede kamu, yerel yönetimler, iş dünyası ve sivil toplum temsilcileri bir araya gelirken, iki gün süren programda ekonomik güvenlikten bölgesel kalkınmaya, barış ortamının yatırımlara etkisinden KOBİ’lerin dünyaya açılmasına kadar birçok başlık ele alındı. Zirveye ev sahipliği yapan FIRATSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık, özellikle bölgenin ekonomik potansiyelinin değerlendirilmesi ve yeni yatırımların önünün açılması gerektiğine dikkat çekti.

Prof. Dr. Yasemin Açık öncülüğünde İş dünyasının kalbi Elazığ'da attı

İŞ DÜNYASINA YATIRIM ÇAĞRISI

Zirvenin ilk gününde konuşan Prof. Dr. Yasemin Açık, bölgede güçlenen barış ortamının kalıcı ekonomik kazanımlara dönüştürülmesi gerektiğine vurgu yaptı. Açık, başta Elazığ olmak üzere bölge illerinin sahip olduğu üretim ve yatırım potansiyelinin değerlendirilmesi için iş dünyasına çağrıda bulundu.

YUKARI FIRAT HAVZASI İÇİN ÖZEL KALKINMA PLANI

Zirvenin ikinci gününde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın katılımıyla gerçekleştirilen programda da bölgesel kalkınma gündemin önemli başlıklarından biri oldu. Prof. Dr. Yasemin Açık, Elazığ, Malatya, Bingöl ve Tunceli’yi kapsayan Yukarı Fırat Havzası’na yönelik özel bir kalkınma planının hazırlanmasını gündeme getirerek bu süreçte FIRATSİFED’e görev verilmesi talebini Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’a iletti.

ELAZIĞ İŞ DÜNYASININ BULUŞMA NOKTASI OLDU

Yaklaşık 500 kişinin katıldığı zirvede ekonomik dayanıklılık, Orta Vadeli Program, ekonomik güvenlik, barış ortamının bölgesel kalkınmaya etkisi, KOBİ’lerin dünyaya açılması ve küresel iş birlikleri değerlendirildi. TÜSİAD’ın geniş bir heyetle katıldığı zirvenin onur konuşmacısı Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç olurken, ikinci gün programında Elazığ Valisi Numan Hatipoğlu, Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da konuşmalarıyla zirveye katkı sundu.

PROF. DR. YASEMİN AÇIK: “BÖLGEMİZE ÖZEL BİR KALKINMA PLANINA İHTİYACIMIZ VAR”

Zirvenin ilk gününde iş dünyasını Elazığ, Malatya, Bingöl ve Tunceli’yi kapsayan Yukarı Fırat Havzası’na yatırım yapmaya davet eden TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve FIRATSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık, ikinci gün ise barış ortamının açtığı ekonomik alanın bölgesel bir kalkınma planıyla değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Yukarı Fırat Havzası’nın üretim ve yatırım önceliklerinin ortak bir çalışma yapısıyla belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Açık, planın hazırlanmasında FIRATSİFED’e görev verilmesi talebini Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a şu sözlerle iletti; “Bölgede yeni bir dönem başladı. Devletimizin sağladığı teşvikler de son derece kıymetli. Şimdi bölgemizin gerçeklerine göre hazırlanmış, özel bir kalkınma planına ihtiyacımız var. Dört ilimizin güçlü olduğu sektörleri, yatırım önceliklerini ve ihtiyaçlarını birlikte belirleyelim. Kamu, yerel yönetimler, iş dünyası, üniversiteler ve sivil toplumun aynı masada olduğu ortak bir çalışma yapısı kuralım. FIRATSİFED olarak sahadaki birikimimizle bu çalışmaya katkı vermeye ve üzerimize düşen sorumluluğu almaya hazırız.”

Prof. Dr. Yasemin Açık öncülüğünde İş dünyasının kalbi Elazığ'da attı

“HEM SANAYİMİZİ HEM DE HİZMETLERİMİZİ YÜKSEK KATMA DEĞERLİ HALE GETİRMELİYİZ”

Prof. Dr. Açık ayrıca, kalıcı belirsizlikler çağında büyümenin hızı kadar niteliğinin de önem kazandığını ifade ederek, “Bir ülkenin dayanıklılığının belkemiği üretimdir, özellikle de sanayidir. Bu nedenle günümüz koşullarını da göz önüne bulundurarak sanayimizi daha güçlü bir şekilde ileriye taşımalı, bununla birlikte hizmetlerimizi de yüksek katma değerli hale getirmeliyiz. Çünkü geleceğin zengin ülkeleri yalnızca çok mal üreten değil; bilgiyi, tasarımı ve katma değerli hizmeti dünyaya satabilen ülkeler olacak. Türkiye’nin hedefi, bu ikisini birleştirmek olmalıdır” açıklamasında bulundu.

PROF. DR. YASEMİN AÇIK: “SERMAYE NEREYE AKIYORSA ÜRETİM DE GENÇ DE ORAYA AKIYOR”

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun yıllarca korku, acı ve göçle anıldığını, bugün ise bölgenin enerjisini üretime, yatırıma ve istihdama yöneltebileceği yeni bir dönemin başladığını belirten TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve FIRATSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık, bu değişimin ekonomik karşılık bulması için sermayenin Anadolu’ya yayılması gerektiğini söyledi. Toplam banka kredilerinin yarısından fazlasının yalnızca İstanbul, Ankara ve İzmir’de toplandığına işaret eden Prof. Dr. Açık, “Sermaye nereye akıyorsa üretim de genç de gelecek de oraya akıyor ve akacak. Oysa yeni dünya düzeninde, ekonomik gücünü ülkenin dört bir yanına yayabilen ülkeler öne çıkıyor. Bu nedenle Türkiye’nin bir sonraki büyüme hikâyesi İstanbul’un dışında, Anadolu’da yazılmalıdır” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Yasemin Açık öncülüğünde İş dünyasının kalbi Elazığ'da attı

“İŞ İNSANLARIMIZI YUKARI FIRAT’IN GELECEĞİNE ORTAK OLMAYA DAVET EDİYORUM”

Bölgenin ihtiyaç duyduğu iki temel unsurun ölçek ve sermaye olduğunu ifade eden Prof. Dr. Açık şöyle devam etti; “Elazığ Malatya, Bingöl ve Tunceli’yi kapsayan Yukarı Fırat Havzası; güçlü yatırım teşvikleri, ham maddeye yakın üretim imkânı, mevcut sanayi birikimi, genç insan kaynağı ve henüz yeterince değerlendirilmemiş yatırım alanlarıyla çok büyük bir potansiyel barındırıyor. Fırat Havzası bu hikâyeyi yazmaya hazır. Bu havzada, kurulmuş bir yay gibi gerilmiş muazzam bir potansiyel birikti. Artık o yayı serbest bırakmanın, yeni bir sayfa açmanın tam zamanıdır. Burada yapılacak her yatırım, gençlerimize doğdukları yerde çalışma, üretme ve gelecek kurma fırsatı sunacak, kadınların ekonomik hayata katılımını artıracak, bölgedeki aile şirketlerinin kurumsallaşmasını sağlayacaktır. Bugün bu salonda ülkemizin sanayi tarihini yazmış isimler var. Sizleri bu bölgeye yatırım yapmaya, Yukarı Fırat’ın geleceğine ortak olmaya davet ediyorum.”

ÖMER KOÇ: “KALICI İSTİKRÂRIN ÖN KOŞULU KURUM VE KURALLARIYLA EKSİKSİZ İŞLEYEN BİR DEMOKRASİNİN VE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜN HÂKİM OLDUĞU BİR DÜZENDİR.”

Zirvenin onur konuşmacısı Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, dünyada öngörülebilirliğin giderek zorlaştığını, krizlerin istisnâ değil, ‘yeni normal’ hâline geldiğini belirterek, “Krizlerin biri bitmeden diğeri başlıyor; jeopolitik gerilimler, teknolojik dönüşüm, iklim değişikliği kaynaklı hâdiseler ve iktisâdî dalgalanmalar birbirini tetikleyen zincirleme tesîrler yaratıyor. Dolayısıyla dayanıklılık artık sürekli belirsizlik ortamında isâbetli kararlar alabilme, değişen şartlara sürâtle ayak uydurabilme ve her şartta istikrârı koruyabilme becerisidir” diye konuştu.

Şirketlerin uzun vâdeli yatırım kararları alabilmesi ve ekonominin dış şoklara karşı mukavemet kazanması için öngörülebilirliğin elzem olduğuna vurgu yapan Koç, “Kalıcı istikrârın ön koşulu kurum ve kurallarıyla eksiksiz işleyen bir demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün hâkim olduğu bir düzendir” dedi.

Prof. Dr. Yasemin Açık öncülüğünde İş dünyasının kalbi Elazığ'da attı

Türkiye’nin önündeki fırsat ve beraberinde getirdiği sorumlulukları da değerlendiren Ömer Koç, sahip olunan birikimin yüksek katma değerli üretim ve güçlü insan sermâyesiyle ileri taşınması gerektiğini vurguladı. Koç, “Başarı için; yüksek katma değerli üretime ve bu üretimi mümkün kılacak beşerî sermâyeye yatırım yapmak esâstır. Sâdece üreten değil; teknoloji geliştiren, tasarım yapan ve fikrî mülkiyetin sâhibi olan bir yapı kurmak mecburiyetindeyiz” diye konuştu.

Koç, “Ülkemizin, Cumhûriyetin kuruluşundan itibâren geliştirdiği sanâyi ekosistemi ve farklı sektörlerde sâhip olduğumuz üretim yetkinliği kayda değer bir kıymettir. Bugün bizi misâfir eden Elâzığ da dâhil olmak üzere Anadolu'nun dört bir yanında üretim yapan KOBİ'lerimiz, tarîf ettiğim birikimin güçlü temsîlcileridir” değerlendirmesinde bulundu.

VALİ NUMAN HATİPOĞLU: "BELİRSİZLİKLER İÇİNDE DAHİ İŞİMİZİ BÜYÜTECEĞİZ"

Elazığ Valisi Numan Hatipoğlu, zirvenin hayırlı olmasını dileyerek Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'a Elazığ'a verdiği önem ve desteklerden dolayı teşekkür etti.

Elazığ'ın Fırat Nehri'nin bereketlendirdiği, tarihi, kültürü ve edebiyatıyla önemli bir medeniyet merkezi olduğunu belirten Hatipoğlu, şehrin Azerbaycan'dan Elazığ'a, Urfa, Musul, Kerkük ve Diyarbakır'a uzanan kültürel bağların önemli bir parçası olduğunu söyledi.
Elazığ merkezde iki, Doğancılar ilçesinde bir organize sanayi bölgesi bulunduğunu ve şehrin Türkiye'nin ilk beş organize sanayi bölgesinden birine ev sahipliği yaptığını kaydeden Hatipoğlu, yatırımcılara seslenerek, valiliğin müdahalesiyle çözülebilecek sorunlarda yatırımcıların kendilerini yalnız hissetmemelerini istedi. Hatipoğlu, üretim ve istihdam oluşturmak isteyen herkesin yanında olduklarını belirtti.

Prof. Dr. Yasemin Açık öncülüğünde İş dünyasının kalbi Elazığ'da attı

Küresel belirsizliklerin Türkiye'nin bulunduğu coğrafyanın tarihsel dinamikleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Hatipoğlu, Balkanlar, Kafkaslar ve Orta Doğu'daki krizlere rağmen Türkiye'nin barış, istikrar ve huzur hedefiyle hareket ettiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bölgesel krizlerin çözümüne yönelik girişimlerine değinen Hatipoğlu, Türkiye'nin tarihinden gelen kökleri ve bölgesel gelişmelere karşı gösterdiği dirençle yoluna devam edeceğini ifade etti.

Hatipoğlu, belirsizlikler içinde dahi üretimi ve işleri büyütmeye devam edeceklerini, Terörsüz Türkiye süreciyle kardeşliğin pekişerek geleceğe daha emin adımlarla ilerleyeceklerini belirterek sözlerini tamamladı.

BAŞKAN ŞAHİN ŞERİFOĞULLARI: "ELAZIĞ'I BÖLGESEL BİR GÜÇ HALİNE GETİRMELİYİZ"

Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları, TÜRKONFED 27. İş Dünyası Zirvesi'ne ev sahipliği yapmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'a bölgenin sorunlarına gösterdiği ilgi ve çözüm iradesi dolayısıyla teşekkür etti.
Elazığ'ın kültürü, tarihi, sanatı ve turizm potansiyelinin yanı sıra tarım, hayvancılık, madencilik, organize sanayi bölgeleri ve nitelikli insan kaynağıyla bölgesel üretim açısından önemli bir merkez olduğunu belirten Şerifoğulları, şehrin sahip olduğu ekonomik değerlerin harekete geçirilmesi gerektiğini söyledi.

Öküzgözü ve Boğazkere üzümleri, Baskil kayısısı, alabalık yetiştiriciliği, mermer yatakları, Saklıkapı ve Karaleylek Kanyonları, Hazar Gölü, Hazarbaba Kayak Merkezi ve Harput'un Elazığ için önemli katma değer oluşturabilecek potansiyele sahip olduğunu kaydetti.
Şerifoğulları, madencilikte ham maddeyi işlemenin, tarımsal üretimde markalaşmanın ve turizm değerlerini ekonomik kazanca dönüştürmenin önemine dikkat çekerek, Elazığ'ın potansiyelinin Malatya, Bingöl ve Tunceli'nin gücüyle birleştirilmesi gerektiğini ifade etti.

Bölgenin üretim, istihdam, yatırım ve uluslararası pazarlara açılma hedefleri doğrultusunda bölgesel bir güç hâline getirilmesi çağrısında bulunan Şerifoğulları, çocukların ve gençlerin geleceğe güvenle baktığı, üreten ve yatırım alan bir Elazığ için çalışmayı sürdüreceklerini söyledi.

Prof. Dr. Yasemin Açık öncülüğünde İş dünyasının kalbi Elazığ'da attı

CEVDET YILMAZ: "EKONOMİK GÜVENLİK KAVRAMINI İLK DEFA OVP'YE DAHİL ETTİK"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, zirvenin "Kalıcı Belirsizlik Çağında Ekonomik Dayanıklılık" başlığının dünya ekonomisinin içinde bulunduğu dönemi yansıttığını belirterek, ekonomik dayanıklılığın dönüşümü yönetme, fırsatları değerlendirme ve uzun vadeli refah üretme kapasitesi olarak ele alınması gerektiğini söyledi.

Türkiye ekonomisinin 2025 yılında yüzde 3,7 büyüdüğünü, 2026 yılında ise olumsuz koşullara rağmen yüzde 3,3 büyümesinin beklendiğini ifade eden Yılmaz, Orta Vadeli Program kapsamında büyümenin kademeli olarak artırılarak 2029'da yüzde 5 seviyesine ulaşmasının öngörüldüğünü kaydetti.

Enflasyonda 2024 ortasında zirvenin görüldüğünü ve sonrasında gerileme yaşandığını belirten Yılmaz, Ağustos ayında enflasyonun yüzde 31,5 olarak gerçekleştiğini, son dönemdeki yataylaşmada bölgesel savaşların ve ekonomik etkilerinin rol oynadığını söyledi. Enerji ithalatına bağımlılığın Türkiye'yi savaşın etkilerine karşı daha hassas hâle getirdiğini belirtti.

Sermaye piyasalarında yaşanan sorunların sınırlı bir alanda ortaya çıktığını ifade eden Yılmaz, bu sorunların aşılması için idari ve adli tedbirlerin alındığını, piyasaların daha güçlü şekilde yoluna devam edeceğini dile getirdi.

Prof. Dr. Yasemin Açık öncülüğünde İş dünyasının kalbi Elazığ'da attı

EKONOMİK GÜVENLİK VE DAYANIKLILIK

Orta Vadeli Program'da ekonomik güvenlik kavramına ilk kez güçlü biçimde yer verildiğini belirten Yılmaz, üretimden ihracata, enerjiden gıdaya, teknolojiden finansa kadar tüm alanlarda güçlenmenin hedeflendiğini söyledi. Kritik alanlarda dışa bağımlılığın azaltılması, stratejik kapasitenin artırılması ve ekonomik şoklara karşı dayanıklılığın güçlendirilmesinin öncelikler arasında olduğunu ifade etti.

Dışa bağımlılığın azaltılmasının dünyadan kopmak anlamına gelmediğini vurgulayan Yılmaz, uluslararası ilişkilerin ve bağlantıların daha stratejik biçimde geliştirilmesi gerektiğini kaydetti.

ENERJİ, YEŞİL DÖNÜŞÜM VE TARIM

Enerji ve doğal kaynak arz güvenliğinin önemine değinen Yılmaz, nadir elementler ve ham maddelerde yerli kaynakların değerlendirilmesi, enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve depolama kapasitesinin artırılması gerektiğini söyledi. "En pahalı enerji, olmayan enerjidir" diyen Yılmaz, Türkiye'nin enerji arz güvenliği bakımından dayanıklılığını ortaya koyduğunu ifade etti.
Yeşil dönüşümün yalnızca çevre politikası olmadığını, ithalatı ve cari açığı azaltarak makroekonomik istikrara katkı sağladığını belirten Yılmaz, özel sektörü Türkiye'de gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler Taraflar Konferansı sürecine aktif katılmaya çağırdı.
Tarım ve gıda sektörünün ekonomik güvenlik açısından stratejik önem taşıdığını vurgulayan Yılmaz, gıda arz güvenliğinin sağlanması ve tarımsal dayanıklılığın artırılması gerektiğini söyledi.

Enflasyonun temel mallarda yüzde 10'un altına indiğini belirten Yılmaz, konut, gıda ve şehir içi ulaşımın vatandaşların hissettiği enflasyonda önemli yer tuttuğunu, hizmet enflasyonunun ise yüzde 40 civarında seyrettiğini ifade etti.

TEKNOLOJİ VE SİYASİ BAĞIMSIZLIK

Savunma sanayisi, sağlık, yarı iletkenler ve yapay zekâ başta olmak üzere stratejik alanlarda Ar-Ge ve üretimin artırılması gerektiğini kaydeden Yılmaz, teknoloji üretemeyen bir ülkenin siyasi bağımsızlığını koruyamayacağını söyledi.

Bilim ve teknolojinin hukuk, ahlak ve merhametle birlikte ilerlemesi gerektiğini belirten Yılmaz, Gazze'de yaşananları örnek göstererek güçlü olmanın yanında haklı olmanın da önemini vurguladı.

TÜRKİYE'NİN LOJİSTİK MERKEZ HEDEFİ

Türkiye'nin üç kıtanın kesişimindeki konumuna dikkat çeken Yılmaz, ülkenin yalnızca bir köprü olarak değil, ticaret yollarının buluştuğu bir merkez olarak konumlanması gerektiğini ifade etti.

Orta Koridor'un stratejik öneminin arttığını belirten Yılmaz, Kalkınma Yolu Koridoru ve Türkiye'den Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan'a uzanan Hicaz Demir Yolu güzergâhının da yeni projeler açısından önemli fırsatlar sunduğunu kaydetti.

 

TERÖRÜN EKONOMİK MALİYETİ 2,3 TRİLYON DOLAR

Terörün Türkiye'ye doğrudan ve dolaylı ekonomik maliyetinin en az 2,3 trilyon dolar olarak hesaplandığını belirten Yılmaz, bu kaynağın insan kaynağına ve yatırıma dönüştürülmesi durumunda ülkenin ulaşabileceği ekonomik seviyeye dikkat çekti.
Terörsüz Türkiye sürecinde Meclis'in yürüttüğü çalışmaları ve 167 milletvekilinin desteğini hatırlatan Yılmaz, sürecin iki aşamadan oluştuğunu söyledi. İlk aşamada silahların bırakılması ve örgütsel yapıların feshedilmesinin tespit edileceğini, Millî Güvenlik Kurulunun teyidinin ardından ikinci aşamaya geçileceğini ifade etti.

Sürecin Türkiye'nin kendi kurumları ve Meclis gözetiminde yürütüldüğünü belirten Yılmaz, dışarıdan bir üçüncü tarafın veya gözlemcinin bulunmadığını kaydetti.

DOĞU VE GÜNEYDOĞU TÜRKİYE İÇİN BİR VARLIK HALİNE DÖNÜŞECEK

Doğu ve Güneydoğu Anadolu'ya yatırım çağrısında bulunan Yılmaz, turizm, tarım, sanayi ve ticaret alanlarında yeni bir dönemin başladığını söyledi. Özel sektörden Elazığ, Doğu ve Güneydoğu Anadolu, Anadolu ve Doğu Karadeniz'e daha fazla yatırım yapmasını isteyen Yılmaz, yatırımların hem iş dünyasına hem de Türkiye'ye kazandıracağını ifade etti.

Yılmaz, Doğu ve Güneydoğu'nun Türkiye için bir yük değil, ülkenin kalkınmasına güç veren bir bölgeye dönüşeceğine inandığını dile getirdi.

GÜÇLÜ EKONOMİ GÜÇLÜ TOPLUMDAN BESLENİR

Ekonomik dayanıklılığın yalnızca üretim, teknoloji ve finansal kapasiteyle sınırlı olmadığını belirten Yılmaz, güçlü beşerî sermaye, demokratik yapı, güvenli şehirler ve vatandaşların geleceğe güvenle bakmasının da önemli olduğunu söyledi.

Aile yapısının güçlendirilmesi, şehirlerin afetlere karşı dirençli hâle getirilmesi ve sosyal refahın artırılmasının ekonomik büyüme kadar önemli olduğunu ifade etti.

SOSYAL KONUT MESELESİ STRATEJİK BİR KONU

Türkiye'de ortalama hane büyüklüğünün üç kişiye düştüğünü, ortalama yaşın 34'ü aştığını ve doğurganlık oranının 1,4 seviyelerine gerilediğini belirten Yılmaz, nüfus politikalarının yanı sıra değişen demografik yapıya uygun barınma çözümlerinin geliştirilmesi gerektiğini kaydetti.

Bir ve iki odalı, altyapısı planlanmış, afetlere dayanıklı ve enerji verimli sosyal konutların yaygınlaştırılması gerektiğini söyleyen Yılmaz, Gaziantep'teki yerel yönetimlerin ve iş dünyasının sosyal konut çalışmalarını örnek gösterdi.

Üretim alanlarıyla yaşam alanlarının birbirine yakın kurulmasının trafik yoğunluğunu ve karbon salınımını azaltacağını, verimliliği artıracağını ifade eden Yılmaz, benzer modellerin diğer şehirlerde de uygulanabileceğini belirtti.

Yılmaz, Türkiye'nin belirsizlikleri aşacak tecrübeye ve geleceğin fırsatlarını değerlendirecek güce sahip olduğunu belirterek, hükümetin üreticilerin ve girişimcilerin yanında olmayı, rekabet gücünü ve sosyal refahı artırmayı sürdüreceğini söyledi. İş dünyasının saha tecrübelerinden ve önerilerinden yararlanmaya devam edeceklerini ifade ederek konuşmasını tamamladı.