Prof. Dr. Taşar: 'Uzayan savaş, göç dalgasını tetikleyebilir'

Fırat Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İzzet Taşar, günümüzde savaşların temel motivasyonunun ekonomik çıkarlar olduğunu belirterek, özellikle Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nda yaşanabilecek bir krizin petrol fiyatlarından enflasyona, göç hareketlerinden küresel ticarete kadar geniş çaplı sonuçlar doğurabileceğini söyledi.

Prof. Dr. Taşar: 'Uzayan savaş, göç dalgasını tetikleyebilir'

Fırat Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İzzet Taşar, küresel ölçekte artan jeopolitik gerilimleri ekonomik perspektiften değerlendirdi. 

Taşar, geçmişte savaşların önemli bir bölümünün toprak kazanma amacı taşıdığını ancak günümüzde çatışmaların büyük ölçüde ekonomik saiklerle yürütüldüğünü ifade etti.

ABD’nin politikalarını örnek gösteren Taşar, özellikle Donald Trump döneminde “Amerika’yı yeniden büyük yapma” söylemi çerçevesinde ekonomik tarifelerin ve dış ticaret politikalarının ön plana çıktığını hatırlattı. 
Trump’ın göreve gelmesiyle birlikte küresel ölçekte ticaret savaşlarının başladığını belirten Taşar, bu sürecin özellikle Çin’in ekonomik yükselişini sınırlamaya dönük adımlarla şekillendiğini kaydetti.

Prof. Dr. Taşar: 'Uzayan savaş, göç dalgasını tetikleyebilir'

DÜNYADA DIŞ TİCARET SAVAŞLARI START ALMIŞ OLDU

ABD’nin, Çin’in stratejik ortaklıklarını zayıflatma hedefi doğrultusunda önce Venezuela ardından İran hattına yöneldiğini ifade eden Taşar,“ Belki eskiden savaşların bir kısmında ve belki büyük çoğunluğunda amaç toprakları fethetmekken şu an savaşlar tamamen ekonomik saiklerle ve gerekçelerle yapılıyor. Amerika'nın politikalarını ele alacak olursak özellikle cumhuriyetçilerin kazandığı seçim sonrası iş başına gelen Trump Amerika'yı tekrar büyük yapacağını vaat etmiş ve bu anlamda gelir gelmez ekonomik tarifeleri düzenleyeceğini belirtmişti. Trump'ın işe koyulmasıyla beraber dünyada dış ticaret savaşları START almış oldu.” dedi. 

BU SAVAŞ ASLINDA BİR KAYNAK VE EKONOMİK KORİDOR SAVAŞI OLARAK DEĞERLENDİRİLMELİ DİYE DÜŞÜNÜYORUM

Prof.Dr.Taşar, “Şimdi İran'la ilgili de benzer politikanın konuşulacağını düşünüyorum. Özellikle Çin İran yakınlaşmasını engellemek Amerika'nın birincil hedefi gibi görünüyor. İran'ın hangi rejimle yönetildiğini Amerika açısından öneminin olmadığını düşünüyorum. Burada küresel olarak yeniden dizayn edilmeye çalışılan yeni bir ticaret ağı tabi özellikle enerji ağı olduğunu söyleyebiliriz. Dünya ekonomisi bağlamında değerlendirecek olursak özellikle savaşın Basra Körfezi'ne yayılmış olması gerçeği masadaki en büyük risk olarak değerlendiriyorum .  Özellikle Hürmüz Boğazı'nın kapatılması dünyada küresel sistem krizine yol açabilir. Dünya petrol arızanın yaklaşık %20'si Hürmüz Boğazından geçiyor. Bu boğazın kapanması özellikle uzun süreli kapanması halinde biliyorsunuz petrol üretimi depolanmaya müsait bir üretim değil. Hatırlarsanız Pandemide üretimin durdurulamaması ve depolanamaması sebebiyle negatif fiyatlamalar olmuştu. Petrol fiyatlarındaki artış diğer tüm ülkelerde olduğu gibi bizim ülkemizde de enflasyonist bir baskıya neden olacaktır. Dolayısıyla bu savaş aslında bir kaynak ve ekonomik koridor savaşı olarak değerlendirilmeli diye düşünüyorum.” dedi.

Prof. Dr. Taşar: 'Uzayan savaş, göç dalgasını tetikleyebilir'

GÖÇ TEHLİKESİ KAPIDA

Sınır komşumuz olan İran'da gerçekleşen savaşla ilgili diğer ekonomik gerçekliğin ise oluşabilecek göç tehlikesi olduğunu ifade eden Taşar, “Açıkçası kısa dönemde böyle bir tehlikeyi ön görmüyorum. Ama savaşın uzun sürmesi halinde direncini yitiren İran halkı sınır ülkelerinden başlayarak İran'ı terk etmek isteyecektir. Bu bağlamda da bölgede refah seviyesi en yüksek ülke Türkiye olduğu için en popüler tercihlerden biri olacaktır diye düşünüyorum. Türkiye Suriye iç Savaşı'ndaki tecrübesinden yararlanarak oluşabilecek göç dalgalarına yönetme kabiliyetine sahiptir diye ümit ediyorum. Bölge için oluşabilecek diğer enerji faaliyetleri dışında kalan deniz taşımacılığı. Hürmüz boğazı sadece enerji değil bunun yanı sıra birçok dış ticaret gemisinin rotasında bulunuyor. Deniz ticaretinin en önemli ayakları saldırı riski ve operasyonel gecikme riskidir. Şu an bölgede ticaret gemileri hem saldırı riski altında hem de operasyonel gecikmeler ile karşılaşıyor. Bu da sadece petrol fiyatları değil aynı zamanda otomotiv gıda gibi geniş bir yer yelpazede fiyat bozukluklarına sebep olabilir. Bugün piyasalar açılınca Asya borsaları negatif başladı ama toparlamalar gerçekleşti. Türkiye'de de açılıştaki gerileme gün içerisinde destekle karşılaştı diyebiliriz. Özellikle borsa yatırımcısının sektör seçerken dikkat etmesi gerekiyor. Kısa dönemli işlemleri her zamanki gibi riskli buluyorum. Diğer tarafta altın ve gümüş yatırımcısı da özellikle 2025 yılında bölgedeki gerginlikleri fiyatlamıştı orada da kar realizasyonlarının ulaşabileceği kanısındayım.” dedi.