Ne Olacak Rehabilitasyon Merkezlerinin Sonu?

Başak MERAL GÜNDÜZ/Türkiye Özel Eğitim Dernekleri Konfederasyonu Elazığ İl Başkanı Fasih KARAKAYA, son günlerdeki Rehabilitasyon Merkezlerinin durumunu gazetemize anlattı.

Ne Olacak Rehabilitasyon Merkezlerinin Sonu?

GÜNÜMÜZDE KURUMLARDA ÇALIŞAN UZMANLARIMIZ KAMUDA ÇALIŞAN MESLEKTAŞLARININ YARISI KADAR ÜCRET ALARAK ÇALIŞMAK ZORUNDA KALIYORLAR

 Fasih Karakaya,”1994 yılında Gazi Üniversitesi Özel Eğitim Öğretmenliğinden mezun olup rehabilitasyon merkezlerinde çalışmaya başladım. Yaklaşık 25 Zihinsel  ve Fiziksel Engelli bireye Elazığ’da ilk özel eğitim hizmeti verdiğim dönemlerde devletimizin özel bireylerin almış olduğu destek eğitim için rehabilitasyon merkezlerine ayırdığı ödenek öğrenci başına bir asgari ücrete tekabül ediyordu.

1990 – 2000 yıllarında en büyük sıkıntımız özel eğitim alanında yetişmiş kalifiyeli personel bulabilmekti. O zamanlar devletimizin desteği ile ekonomik sıkıntı yaşamadık.Araç gereçlerimizi her yıl yenileyebildik. Özel eğitimle ilgili çıkan güncel materyal ve araç gereçlerini anında temin edebiliyorduk. Yine aynı dönemlerde alan mezunu özel eğitim öğretmenleri ve fizyoterapistler özel sektörde çalışırken kamuda çalışan aynı branştaki çalışanların iki katı maaş alıyordu. Hatta rehabilitasyon merkezi yöneticileri de kaliteli uzmanları bu alanlarda hizmet verebilmeleri için kendi ekonomik şartları dahilinde 3-4 asgari ücrete tekabül eden maaşlar veriyorlardı. Özel Rehabilitasyon merkezlerinde çalışan uzmanlar iş yükü fazla olmasına rağmen hak ediş ücretlerini yüksek ve devamlı aldıkları için asla kamuya atanma veya farklı sektörlerde çalışmayı düşünmediler.

2007 li yıllardan sonra devlet politikası mı yoksa ekonomik sıkıntıdan mı kaynaklandığı belli olmayan sebeplerden dolayı özel bireylere verilen destek eğitim ödenekleri asgari ücretin hızla artmasından dolayı çok düşük kalmaya başladı. Asgari ücretin bu şekilde hızlı artmasına rağmen destek eğitim ücretlerine cüzi oranlarda artış yapılmaya başlandı. Bu da kurumlara gelen ödenek ile giderleri arasında büyük farklar oluşturmaya sebebiyet verdi. Özel Eğitim Kurumları kaliteli personel kurumlarında hizmet verebilmeleri için eskiden verdikleri yüksek ücretleri veremez noktaya geldiler. Kurumlar araç gereçlerini yenileyemez duruma geldi. Bu da Rehabilitasyon merkezlerindeki eğitimin kalitesinin düşmesine ve sosyal-kültürel faaliyetlerin ikinci plana atılmasına yol açtı.

Günümüzde kurumlarda çalışan uzmanlarımız kamuda çalışan meslektaşlarının yarısı kadar ücret alarak çalışmak zorunda kalıyorlar. Son bir yılda yaşanan deprem, pandemi ve ekonomik kriz sonrası kurumlarımız asgari ücretleri bile ödeyemeyecek noktaya geldi. Öğrenci taşıma servislerinin giderleri ,yakıt giderleri, kira ,kırtasiye vs. gibi kalemleri önceki yıllara göre en az üç kat artış gösterdi. Rehabilitasyon merkezleri artık kurumların kirasını ödeyemeyen ,personeline düzenli ve tatmin edici maaş veremeyen ,öğrenci servislerine yakıt dolduramayan nir sektör haşine dönüşmüştür.

2022 yılından bu yana enflasyon karşısında asgari ücrete gelen artış oranları yine enflasyon oranları göz ardı edilerek kurumlarımıza sağlanan ödenekler için dengeleyici bir artış devletimiz tarafından sağlanmıştır. Pandemide yaşanan devamsızlıklar ve özel eğitime muhtaç birey ve ailelerinin eğitim alanlarından uzaklaşması, asgari ücretin yüksek artışı bununla beraber vergi ve diğer giderlerin sürekli artışı nedeniyle zaten zorda olan kurumlarımız çaresiz ve çözümsüz bir şekilde kendi haline bırakıldı” dedi.

KURUMLARIMIZIN KAPANMASI SONUCUNDA BU ÖZEL BİREYLERE DEVLETİMİZ TEK BAŞINA DESTEK EĞİTİM HİZMETİ SUNABİLECEK Mİ?

Fasih Karakaya, ”Eğitim Sektörünün önemli bir parçası olan Rehabilitasyon Merkezleri kapanma ile karşı karşıya bırakıldı .Kurumlarımızın kapanması sonucunda bu özel bireylere devletimiz tek başına destek eğitim hizmeti sunabilecek mi? Ya da kurumlarımızda çalışan personellere iş imkanı sunabilecek mi?

Unutulmamalıdır ki özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri hem eğitim alanında hem sosyal rahatlama alanında, hem de istihdam alanında büyük bir öneme sahiptir.

Hastane ve rehberlik araştırma merkezlerinde yaşanan rapor sıkıntıları sonucunda 3-4  ay özel bireylerin raporu olmaksızın kurumlarımız bu özel bireyleri yine de eğitimsiz bırakmamaktadır.

ğrencilerimiz mağdur olmasın diye ücretsiz eğitim verilip aynı zamanda servis giderlerinide yine kurumlarımız kendi imkanlarıyla karşılamaktadır. Bu nedenle de kurumlarımız büyük gelir kaybına uğramaktadır. Nefes alabilmek ve ayakta kalabilmek için kurumlar personel çıkarmaya başladı. Artık çıkarılacak personel de kalmayacak duruma geldi. Tüm kurumlar olarak zorunlu birkaç personelimiz ile hizmet sürdürmeye çalışmaktayız. Artık çaresizce devletimizin ya kurumlarımızı kapamasını ya da iflasımızı verip kurumlarımızı kapatmayı düşünmekteyiz” dedi.

PEKİ TÜRKİYEDE ÖZEL EĞİTİM VE REHABİLİTASYON MERKEZLERİ KAPANIRSA NE  OLUR?
• 58.000 çalışan işsiz kalacak

• 550.000 özel birey tekrar evlerine kapanacak ve aileler çocuklarıyla başbaşa kalacak .Özel eğitim alanında 28 yıldır verilen emekler heba edilmiş olacak.

• Kurumları kapanan 3250 İşveren umutsuzlukla baş başa kalacak yatırımları heba olacak. Aile saadetleri bozulacak ve öz güvenleri kaybolacak.

• Devletin yükünü paylaşan rehabilitasyon merkezleri kamulaştığı an devlet verdiği ücretin 5 katıyla eğitim sunmak zorunda kalacak.

• Özel Eğitimde kalite düşmeye başlayacak.

• Özel bireylerin sosyal ve ruhsal hayatları çekilemeyecek noktaya gelir belki de sosyal patlamaların yaşanmasına sebep olur.

PEKİ ÖZEL EĞİTİM VE REHABİLİTASYON MERKEZLERİ NASIL AYAKTA KALIR?
Fasih Karakaya, ”Kurumların açılış ruhsatları kontrol altına alınmalı. Her önüne gelen kurum açamamalı. Nüfus yoğunluğuna göre kota konmalı. Ruhsat alan kurumlar en az 5 yıl devredilememeli. Kurucu işletmeli çünkü son zamanlarda ülkemizde ruhsat alıp öğrencisiz kurum satışları oldukça artmış durumda.

*Standartlar Yönergesi tekrar gözden geçirilmeli uygun olmayan rehabilitasyon merkezleri kapatılmalı ya da dönüştürülmelidir.

Kurumlara eğitime gelen  bireylerin servis giderleri devlet tarafından desteklenmeli

Yıllık her öğrenci için devlet engel durumuna bağlı olarak yıllık ödenek belirlemeli ve bunu bir yıl boyunca gittiği kurumda eğitim alma koşuluyla vermelidir.

Kurumlara birey başına araç-gereç ve materyal (kırtasiye)için destek vermelidir.

Aile eğitimi veren kurumlara mutlaka seans ücreti ödenmelidir.

Özel Eğitim kurumlarından eğitsel tanılamayı dikkate almalı ve özel bireyi rehberlik ve araştırma merkezlerine göndermemeli.

Tıbbi tanı için gezici bir ekip sağlık il müdürlüğü tarafından oluşturulup özel bireyin eğitim aldığı kurumlarda incelenmeli.

Yıllık verilen seansların birey kaynaklı devamsızlık yapılıyorsa kurumlara seans ücreti ödenmeli çünkü eğitimci öğrenci gelse de gelmese de maaşı alacaktır ve almalıdır.

Destek eğitim ödemesi asgari ücrete endeksli olmalı ve kurumlar sürekli ücret konuşmamalı ve düşünmemeli. Bununla birlikte uzmanların maaşları kamuda çalışanlarıyla eşitlenmelidir.

Bireylerin taşınmasında özel araçların standartları yeniden belirlenmeli ve kurumların taşımada kullanacağı araçların yenilenirken devlet destek vermelidir.

Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri gündüz bakım merkezi hizmeti verdiğinde devlet bakım ücreti ödemelidir.

Birden fazla engel tanısı konulmuşsa ger engel için ayrı ayrı seans belirlenmelidir.

Özel eğitim sektöründe art niyetli kurum ve kişiler denetlenmeli, çocuklarını su istimal eden ailelerin önü kesilmelidir.

Her yıl İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından rehabilitasyon merkezinde çalışanlara tıpkı kamuda çalışanlara verilen hizmet içi eğitim uygulanmalıdır.

Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine öğrencilerine her yıl bir aylık dinlenme süreci tanınmalı.

Özel eğitim kurumlarına devam eden bireylerin devam zorunluluğu getirilmelidir.

Özel bireylerin kurum değiştirme dönemi olmalıdır. Var olan öğrenci endeksli personel ile sözleşme yapılmalıdır. Süre dolmadan birey ve uzman kurum değişikliği yapmamalıdır.

Yaklaşık 3 ay önce Elazığ Şizofreni Derneği’nin ‘Görünmezi Görünür Kıl’ temalı projesi kapsamında Portekiz’e yaptığımız 8 günlük eğitim çalıştayında oradaki özel eğitim kurumlarını gezme ve görme şansımız oldu. Coimbra şehrinde sadece 4 tane büyük rehabilitasyon merkezi mevcuttu. Ordaki kurumların tüm fiziki altyapılarını devlet yapmış ve oradaki sivil toplum örgütü eliyle yada şahıslar bu hizmeti sunmaktaydı. Gittiğimiz rehabilitasyon merkezinde 4 tane klinik vardı bu kliniklerde devletin görevlendirdiği sağlık personeli ve eğitsel tanı koyan eğitimciler vardı. Özel bireylere eğitim kurumunda tıbbi ve eğitsel tanı konulurdu. Servis ve yemek devlet tarafından verilirdi. Rehabilitasyonların dışında mesleki eğitim merkezleri vardı. Bu merkezlerde her engel türü için mesleki atölyeler vardı. Özel bireyler meslek edinmeleri sağlanıp ve kurumlara bu bireylerin işe yerleştirme işlemlerini takip ediyorlardı. Ayrıca üniversite bünyesinde açılan 8 tane özel eğitim sınıflarında bu özel bireyler lisans eğitimi de alıyorlardı. Çok ağır durumda olan bireyler içinde  bakım evleri de devlet tarafından açılıp işletmesini özel sektöre vermişlerdi. Bakım evlerinde her türlü uğraş için mekanlar hazırlanmıştı.

Ziyaret ettiğimiz rehabilitasyon merkezinde 2000 özel birey için devlet yıllık olarak 8 milyon Avro bütçe ayırır ve kurumları denetlerdi.

Portekiz gezisinden sonra Portekizli Proje ortakları Elazığ ilindeki rehabilitasyon merkezlerini mesleki eğitim merkezlerini bakım evlerini gezdiler ve iki ülkenin eğitimini kıyaslayarak rapor düzenlendi.

Portekiz’de özel bireylerin eğitiminde devlet tüm altyapıyı hazırlar işletmesini özelleştirir.

Devlet yıllık bütçeyi belirler ve bütçenin kullanımını denetler.

Kamu özel farkı olmaksızın her meslek elemanı aynı değerde tutulur.

Özel bireylere hizmet ayağa giderdi. Her türlü sıkıntıda devlet desteği onların yanındaydı.

Türkiye’de ise rehabilitasyonlara bakış açısı çok farklı;

Sen özel sektörsün diyerek üvey evlat muamelesi ederler.

Hastaneye randevu alabilmek için rehabilitasyon merkezlerinin görevi olmadığı halde aileye yardımcı olmak için 3-4 ay randevu alınarak hastaneye raporu takip edilir ve hastanelerdeki dışlayıcı davranışlara rağmen bu işi yapıyoruz.

Eğitsel tanısını alabilmek için rehberlik araştırma merkezlerinde randevu talebinde aile adına baş vuruyoruz.3-4 ay rehberlik araştırma merkezlerinde randevu süreci devam eder ve rehabilitasyon merkezleri yine aynı muameleye tabi tutulurlar.

Devlet taşıma ücreti vermediği halde tüm özel bireylerimiz özel araçlarımızla evden alınıp tekrar yardımcı ablaların kontrolünde evlerine bırakılırlar.

Yemek desteği olmadığı halde uzaktan gelen özel bireylerin aç kalmasına rıza göstermeyerek özel bireyler bazen de bireyle birlikte gelenlerde sofralarımıza misafir olurlar.

Kısacası yaşanılan onca ötekileştirme davranışların yanında son bir yıldır hep zarar eden özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin ayakta kalma şansı bulunmamaktadır. Bu kurumların devamlılığı için devlet ve ailelerin kesinlikle yaşadığımız sıkıntılara el atmalı ve yükümüzü paylaşmalıdır” dedi.