Köksal: 'Yoğun bakım bir ölüm yeri değil'

Fırat Üniversitesi Yoğun Bakım Sorumlusu Sercan Köksal, yoğun bakımla ilgili toplumdaki yanlış algılara dikkat çekerek, 'Yoğun bakım bir ölüm yeri değil' dedi. Köksal, 40-45 gün süren tedavinin ardından kendi ayaklarıyla taburcu olan hastadan yoğun bakımda 1,5 yıl takip edilen hastalara kadar dikkat çeken yaşam mücadelelerini Hakimiyet Haber'e anlattı.

Elazığ'da sağlık hizmetlerinin önemli merkezlerinden biri olan Fırat Üniversitesi Hastanesi, güçlü akademik kadrosu, deneyimli sağlık çalışanları, geniş fiziki kapasitesi ve ileri teknolojiyle donatılmış sağlık altyapısıyla yalnızca Elazığ'a değil, çevre illere de hizmet veriyor. Yaklaşık 40 yıllık sağlık tecrübesiyle Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun önemli referans sağlık merkezlerinden biri olan hastane, özellikle kritik hastaların tedavi süreçlerinde üstlendiği rolle dikkat çekiyor.

Köksal: 'Yoğun bakım bir ölüm yeri değil'

FARKLI SAĞLIK SORUNLARINA SAHİP HASTALARIN TEDAVİLERİ GERÇEKLEŞTİRİLİYOR

Fırat Üniversitesi Hastanesi, toplam 164 yoğun bakım yatağıyla ileri düzey bakım ve tedavi gerektiren hastalara hizmet sunuyor. Anestezi, dâhili, koroner, çocuk, yenidoğan ve kalp-damar cerrahisi yoğun bakım üniteleriyle farklı yaş gruplarındaki ve farklı sağlık sorunlarına sahip hastaların tedavileri gerçekleştiriliyor.

Köksal: 'Yoğun bakım bir ölüm yeri değil'

TÜRKİYE'NİN FARKLI BÖLGELERİNDEN GELEN HASTALARA DA HİZMET VERİYOR

Özellikle Dâhili Yoğun Bakım Ünitesi, yalnızca Elazığ'dan değil, Türkiye'nin farklı bölgelerinden gelen hastalara da hizmet veriyor. 17 yatak kapasitesine sahip ünitede solunum yetmezliği, ağır enfeksiyon, sepsis, kalp ve böbrek yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunları bulunan hastaların tedavileri yürütülüyor. Yoğun bakım ünitelerinde hastaların yalnızca tedavileri değil, bakım, hijyen, beslenme ve sürekli takip ihtiyaçları da önem taşıyor. Hastaların sağlık durumlarına uygun koşullarda takip edilmesi, yaşamsal bulgularının kesintisiz izlenmesi ve ihtiyaç duydukları tıbbi müdahalelerin zamanında gerçekleştirilmesi için uzman hekimler, hemşireler ve diğer sağlık çalışanları koordineli şekilde görev yapıyor.

Köksal: 'Yoğun bakım bir ölüm yeri değil'

FIRAT ÜNİVERSİTESİ YOĞUN BAKIM SORUMLUSU KÖKSAL: “YOĞUN BAKIM BİR ÖLÜM YERİ DEĞİL”

Fırat Üniversitesi Yoğun Bakım Sorumlusu  Sercan Köksal, yoğun bakımla ilgili toplumda doğru bilinen yanlışlara ve hastaların tedavi süreçlerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Hakimiyet Haber’e özel açıklamalarda bulunan  Köksal, yoğun bakıma alınan hastaların kurtulma ihtimalinin düşük olduğu yönündeki düşüncenin doğru olmadığını belirtti.

Yoğun bakımın hastaların bir daha çıkamadığı bir yer olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Köksal, güncel tıbbi tanı ve tedavi yöntemleri sayesinde birçok hastanın sağlığına kavuşarak taburcu edildiğini söyledi. Yoğun bakımda ölüm oranlarının hastaların durumuna ve hastalıklarının ağırlığına göre değişebildiğini belirten Köksal, tedavi edilerek taburcu edilen çok sayıda hastanın bulunduğunu kaydetti.

Köksal: 'Yoğun bakım bir ölüm yeri değil'

“GENÇ HASTALAR İNSANI DAHA FAZLA ETKİLİYOR”

Meslek hayatında kendisini en çok etkileyen hastalardan da bahseden Köksal, daha önce öğrencisi olan bir hastanın yoğun bakıma yatırılmasının kendisini derinden üzdüğünü anlattı. Özellikle genç hastaların yaşadığı sağlık sorunlarının kendisini daha fazla etkilediğini belirten Köksal, hastaların hayatlarının geri kalanını başkalarının desteğine ihtiyaç duyarak sürdürme ihtimalinin de sağlık çalışanlarını duygusal açıdan etkilediğini ifade etti.

Köksal: 'Yoğun bakım bir ölüm yeri değil'

40-45 GÜN SONRA KENDİ AYAKLARIYLA TABURCU OLDU

İyileşeceğine ihtimal vermediği bir hastanın yeniden sağlığına kavuşmasına da tanıklık ettiğini anlatan Köksal, intihar girişimi nedeniyle tedavi altına alınan ve yoğun destek tedavisi uygulanan bir hastanın yaklaşık 40-45 gün sonra kendi ayaklarıyla hastaneden ayrıldığını söyledi.

Köksal: 'Yoğun bakım bir ölüm yeri değil'

YOĞUN BAKIMDA 1,5 YIL KALAN HASTA VAR

Yoğun bakımda uzun süre kalan hastalara da değinen Köksal, yaklaşık bir buçuk yıl boyunca yoğun bakımda takip edilen hastalarının bulunduğunu belirtti. Bu hastaların çoğunlukla entübe, yani solunum cihazına bağlı şekilde takip edildiğini ifade etti.