Kök hücre bağışı bir hayata umut oluyor

Türk Kızılay Elazığ Kan Bağışı Merkezi Müdürü Dr. Natig Şükürullayev, kök hücre bağışının lösemi başta olmak üzere birçok ciddi hastalıkla mücadele eden hastalar için hayati önem taşıdığını belirterek vatandaşları gönüllü kök hücre bağışçısı olmaya çağırdı.

Haberin Özeti

  • Türk Kızılay Elazığ Müdürü Dr. Natig Şükürullayev, kök hücre bağışının lösemi ve birçok ciddi hastalığın tedavisinde hayati önem taşıdığını belirtti.
  • Kök hücre nakli; lösemi, lenfoma ve çeşitli kanserleri tedavi ederken, başarı için hasta-bağışçı doku uyumu (HLA) kritik öneme sahiptir.
  • 18-35 yaş arası sağlıklı bireyler, üç tüp kan örneğiyle bağışçı adayı olabilir ve doku bilgileri TÜRKÖK veri tabanına kaydedilir.

Kök hücrelerin, kendini yenileyebilen ve ihtiyaç hâlinde farklı hücrelere dönüşebilen özel hücreler olduğunu belirten Dr. Natig Şükürullayev, tedavide en sık kullanılan kök hücre türünün kan yapımından sorumlu hematopoetik kök hücreler olduğunu söyledi.

Şükürullayev, kan hücrelerinin tamamının kemik iliğinde bulunan hematopoetik kök hücrelerden üretildiğini ifade ederek, bu hücrelerin kemik iliğinin yanı sıra kandan ve göbek kordonundan da elde edilebildiğini aktardı.

BİRÇOK HASTALIĞIN TEDAVİSİNDE KULLANILIYOR

Kök hücre naklinin hastanın kan ve bağışıklık sisteminin sağlıklı kök hücrelerle yeniden yapılandırılmasını amaçladığını kaydeden Şükürullayev, yöntemin lösemi, lenfoma, kemik iliği ve çeşitli organ kanserleri, kemik iliği yetmezliği, kalıtsal anemiler, bağışıklık sistemi yetmezlikleri ve bazı kalıtsal metabolik hastalıkların tedavisinde kullanılabildiğini belirtti.

Gönüllü bağışçı sayısının artırılmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Şükürullayev, “Kök hücre bağışçısı olmak, bir hastanın yaşam mücadelesine umut olmak demektir” mesajını verdi.

DOKU UYUMU BAŞARI AÇISINDAN BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR

Kök hücre naklinin başarılı olabilmesi için hasta ile bağışçı arasındaki doku uyumunun önemine dikkat çeken Şükürullayev, HLA olarak adlandırılan doku tipinin bağışıklık sisteminin kendi dokularını yabancı dokulardan ayırt etmesini sağlayan bir kimlik sistemi olduğunu söyledi.

En iyi doku uyumunun genellikle kardeşler arasında görüldüğünü ifade eden Şükürullayev, aile içinde uygun bağışçı bulunamadığında TÜRKÖK Kemik İliği Bankası’nda kayıtlı gönüllülerin doku bilgilerinin tarandığını belirtti.

BAĞIŞÇI ADAYLIĞI 3 TÜP KANLA BAŞLIYOR

18-35 yaş arasında, ciddi veya bulaşıcı hastalığı bulunmayan ve kanser tanısı almamış sağlıklı kişilerin gönüllü kök hücre bağışçısı adayı olabildiğini belirten Şükürullayev, başvuru sırasında bilgilendirilmiş onam formunun doldurulduğunu ve doktor muayenesinin ardından üç tüp kan örneği alındığını söyledi.

Bu örneklerde kan grubu, HIV, Hepatit B, Hepatit C ve sifiliz gibi bulaşıcı hastalıklar ile doku tiplemesi için gerekli testlerin yapıldığını aktaran Şükürullayev, uygun bulunan adayların doku bilgilerinin TÜRKÖK Kemik İliği Bankası veri tabanına kaydedildiğini ifade etti.

Üç tüp kan verilmesinin kök hücre bağışının tamamlandığı anlamına gelmediğinin altını çizen Şükürullayev, bu işlemin yalnızca bağışçı adayının değerlendirilmesi ve doku tiplemesinin yapılması amacıyla gerçekleştirildiğini belirtti.

EŞLEŞME OLMASI HALİNDE BAĞIŞÇIYLA İLETİŞİME GEÇİLİYOR

Bağışçıların doku bilgilerinin nakil bekleyen hastaların bilgileriyle düzenli olarak karşılaştırıldığını belirten Şükürullayev, olası bir eşleşme durumunda Türk Kızılay tarafından bağışçıyla iletişime geçildiğini söyledi.

Doku uyumunun doğrulanmasının ardından bağışçının sağlık değerlendirmesinden geçirildiğini aktaran Şükürullayev, kök hücre toplama yönteminin hastanın klinik gereksinimleri ve bağışçının sağlık durumu dikkate alınarak belirlendiğini ifade etti.

İKİ FARKLI YÖNTEM UYGULANABİLİYOR

Kök hücre toplama işleminin en sık periferik kök hücre yöntemiyle gerçekleştirildiğini belirten Şükürullayev, bu yöntemde bağışçıya beş gün boyunca G-CSF adı verilen ve kök hücrelerin kemik iliğinden kana geçmesini sağlayan ilacın uygulandığını söyledi.

Son dozun ardından aferez cihazıyla kök hücrelerin toplandığını belirten Şükürullayev, işlemin genel olarak güvenli olduğunu ve bağışçının kısa sürede günlük yaşamına dönebildiğini ifade etti.

Diğer yöntemin ise kemik iliğinden kök hücre toplama olduğunu kaydeden Şükürullayev, işlemin genel anestezi altında kalça kemiğinden gerçekleştirildiğini ve genellikle 1-2 saat sürdüğünü belirtti. Bağışçının aynı günün akşamında veya ertesi gün taburcu edilebildiğini aktaran Şükürullayev, sonrasında birkaç gün hafif ağrı ve tutukluk yaşanabileceğini, ilk iki hafta ağır ve tempolu fiziksel aktivitelerden kaçınılmasının önerildiğini söyledi.

“KARAR BİLİNÇLİ VE GÖNÜLLÜ VERİLMELİ”

Kök hücre bağışının gönüllülük esasına dayandığını vurgulayan Şükürullayev, bağışçının sürecin herhangi bir aşamasında kararını değiştirme hakkı bulunduğunu ancak nakil aşamasına gelindikten sonra vazgeçilmesinin hasta açısından ciddi ve hayati risk oluşturabileceğini belirtti.

Şükürullayev, bağışçı adaylarının kararlarını bilinçli, gönüllü ve kararlı bir şekilde vermelerinin önemine dikkat çekti.

Bir kez kök hücre bağışı yapan kişinin veri tabanında bir yıl süreyle pasif duruma alındığını belirten Şükürullayev, bu sürenin sonunda bağışçının aksi yönde talebi bulunmadığı takdirde yeniden aktif hâle getirildiğini ifade etti.

“BİR NUMUNE, BİR UMUT, BİR HAYAT”

Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının başvuru sürecinde Türkiye’deki nüfus ve adres bilgilerinin gerekli olması nedeniyle kayıt işlemlerini Türkiye’de yaptırmaları gerektiğini belirten Şükürullayev, yurt dışında yaşayanların bulundukları ülkelerdeki kemik iliği bankalarına başvurmalarının uygun olacağını söyledi.

Şükürullayev, kök hücre bağışının yalnızca Türkiye’deki hastalar için değil, uluslararası eşleşmeler açısından da önem taşıdığını belirterek, yurt dışında bir hastayla eşleşme olması hâlinde bağışçının yurt dışına gitmesine gerek olmadığını, kök hücrelerin Türkiye’deki uygun bir aferez merkezinde toplanarak güvenli koşullarda hastanın bulunduğu ülkeye gönderildiğini ifade etti.

Vatandaşlara çağrıda bulunan Dr. Natig Şükürullayev, sözlerini şu mesajla tamamladı:

“Bir numune, bir umut, bir hayat. Kök hücrenizi bağışlayın, bir hayata umut olun.”