İlahiyatçı kimliği ve örnekliği
Son yıllarda en çok tartışılan meslek gruplarından biri de ilahiyatçılar.
Haberin Özeti
- • Fırat Üniversitesi, ilahiyatçı kimliği ve geleceğin inşası konulu, Prof. Dr. Fikret Karaman moderatörlüğünde önemli bir program düzenledi.
- • Programda eski müftüler Ramazan Tolan, Celal Sürgeç ve Mecit Can, mesleki yeterlilik, şahsiyet ve din hizmetlerinin toplumsal önemini ele aldı.
- • Bu etkinlik, ilahiyatçıların iyi ve kötü örneklerini değerlendiren bir özeleştiri niteliğinde olup, Milli Eğitim Bakanlığı'na örnek olması beklendi.
İlahiyat eğitimi alan ve birçok alanda farklı görevlerde karşımıza çıkan ilahiyatçılar, özellikle kendi alanlarındaki görevleri ve ortaya koydukları tavırlarla toplumun hassasiyetle takip ettiği bir kesim olarak öne çıkıyor.
Günlük hayatları, örnek tavır ve davranışları yanında kötü örneklikleriyle de sık sık gündem gelen ilahiyatçılarını bu durumunu yine ilahiyatçılar sorunlu görmüş olacak ki kendilerine ayna tutan bir program düzenlediler.
Fırat Üniversitesi’nde “İlahiyatçı Kimliği ve Geleceğin İnşası: İlim, Şahsiyet, Temsil ve Mesleki Ufuk” başlıklı program gerçekleştirildi.
Akademik ve mesleki perspektiflerin ele alındığı programda, ilahiyatçı kimliğinin önemi, mesleki yeterlilik, şahsiyet ve din hizmetlerinin toplumsal sorumlulukları değerlendirildi.
Diyanet İşleri Eski Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Fikret Karaman’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen programa, Şanlıurfa Eski Müftüsü Ramazan Tolan, Balıkesir Eski Müftüsü Celal Sürgeç ve Diyanet İşleri Başkanlığı Başkanlık Müftüsü Mecit Can panelist olarak katıldı.
Programda Ramazan Tolan, ilahiyatçıların kendilerini ilmi donanım ve mesleki yeterlilik açısından nasıl geliştirmeleri gerektiğini ele aldı. Celal Sürgeç, ilahiyatçılıkta şahsiyet, duruş ve temsil gücüne dikkat çekerken, Mecit Can ise din hizmetlerinin toplumsal önemini ve bu alandaki sorumlulukları değerlendirdi.
Diyanet teşkilatının en önemli konumlarında görev yapan değerli ve emekli müftülerin gözlemlerine dayanan eleştiri, tenkit ve tekliflerinin ele alındığı bu program, kendi meslektaşlarını iyi ve kötü yanlarıyla değerlendirdikleri önemli bir çalışma oldu.
Aslında böylesi bir programın düzenleme ihtiyacı bile bu camiada büyük bir eksiklik ve bunun telafi edilmesini teyit ve tekit eden bir program olarak kayıtlara geçti.
Çünkü konuşmacı olarak bu konferansa katılan emekli müftülerimiz, çok iyi örneklikler ortaya koyan ilahiyatçılarla birlikte, davranışlarıyla sırf kendisinden değil geniş kitleleri dinden de soğutan birçok kötü örnek sergileyen din görevlisi ve ilahiyat mezunu öğretmenleri de biliyorlardı.
Fırat Üniversitesinin bu konferansı umarız Milli Eğitim Bankalığına da örnek olur ve bu Bakanlığımız da ilahiyat mezunu öğretmenlerine ayna tutacak örnek bir çalışma yaparlar.

