Her okula polis şart

Eğitim Bir-Sen Elazığ 1 No'lu Şube Başkanı İbrahim Bahşi, TBMM'nin gerekli düzenlemeleri yaparak eğitimciye şiddete caydırıcı cezalar getirilmesi gerektiğini, her okula bir okul polisi uygulamasının hayata geçmesi gerektiğini ifade ederken, Psikolog Tuğce Akgül ise bu tür olayların genellikle tek bir nedene bağlı olmadığını, aksine biriken duygusal, sosyal ve çevresel faktörlerin bir sonucu olarak ortaya çıktığını, yoğun öfke, dışlanmışlık hissi, akran zorbalığına maruz kalma, değersizlik algısı ve kendini ifade edememe gibi durumlar çocuğun iç dünyasında ciddi bir baskı oluşturduğunu dile getirdi.

Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'ne 14 Nisan Salı günü silahla giren bir kişinin açtığı ateş sonucu en az 16 kişi yaralanmıştı. Yaralılardan 3'ü ağır, 9 kişinin tedavisinin Şanlıurfa'daki hastanelerde sürdüğü ifade edilirken, olay ile ilgili geniş çaplı soruşturma başlatılmıştı. 
Kahramanmaraş  Onikişubat ilçesinde ise bir ortaokulda meydana gelen silahlı saldırıda 1'i öğretmen 4 kişi hayatını kaybetti, 20 kişi yaralandı. 8. sınıf öğrencisi olan saldırganın sırt çantasıyla okula girerek öğrencilere yönelik saldırıyı gerçekleştirdiği öğrenildi.

Her okula polis şart

BİZ SÖYLEMEKTEN USANDIK

Yaşanan olaylar hakkında açıklamalarda bulunan Eğitim Bir-Sen Elazığ 1 No'lu Şube Başkanı İbrahim Bahşi,“Biz söylemekten usandık ama yetkililer bu konuda hala hiçbir girişimde bulunmadı. Öğretmenlik Meslek Kanunu çıktı fakat beklentileri karşılayamadı. Biz o zaman, eğitimciye karşı şiddete caydırıcı cezalar getirilmesi gerektiğini ve bunun öğretmenlik meslek Kanununa eklenmesi gerektiğini belirtmiştik. Fakat bu beklentimiz karşılanmadı. Bugün okullar öğrenciler ve eğitim çalışanları için hiç de güvenli yerler değil artık.”dedi.  

DEFALARCA RAPORLAR YAYIMLANDI

Bahşi,“Eğitim-Bir-Sen olarak genel merkezimiz bu konuda defalarca raporlar yayımladı. Şiddetin önlenmesine dair talep ve tavsiyelerde bulundu. Bizim iktidardan beklentimiz bu konuda elini taşın altına koyması ve meclis gündemine bu konuyu taşımasıdır. Mecliste gerekli düzenlemeleri yaparak eğitimciye şiddete caydırıcı cezalar getirilmelidir. Her okula bir okul polisi uygulamaya konulmalıdır. Zorunlu eğitim sistemi gözden geçirilmeli ve 18-19 yaşına kadar gelmiş bireyler okullarda zorla tutulmamalıdır. Bu kapsamda gereken çalışmaların yapılmasını ve hayata geçirilmesini talep ediyoruz.”dedi.

Her okula polis şart

BU TÜR OLAYLAR GENELLİKLE TEK BİR NEDENE BAĞLI DEĞİLDİR

Psikolog Tuğçe Akgül ise yaptığı açıklamada,“ Son günlerde Şanlıurfa’da bir öğrencinin okula silahlı saldırı gerçekleştirmesi, toplumda derin bir endişe ve korku yarattı. Bu tür olaylar genellikle tek bir nedene bağlı değildir; aksine biriken duygusal, sosyal ve çevresel faktörlerin bir sonucu olarak ortaya çıkar. Yoğun öfke, dışlanmışlık hissi, akran zorbalığına maruz kalma, değersizlik algısı ve kendini ifade edememe gibi durumlar çocuğun iç dünyasında ciddi bir baskı oluşturabilir. Bunun yanında dürtü kontrolünde zorluk, problem çözme becerilerinin yetersizliği ve şiddeti bir çözüm yolu olarak görme eğilimi de bu tür davranışlara zemin hazırlayabilir.”dedi. 

ŞİDDET İÇERİKLİ OYUNLARA YOĞUN MARUZ KALMA, ÇOCUKLARDA ŞİDDETE KARŞI DUYARSIZLAŞMAYA NEDEN OLABİLİR

Son dönemde sıkça tartışılan oyun bağımlılığının ise tek başına böyle bir davranışın nedeni olarak görülmemelidir diyen Akgül,“Ancak bazı durumlarda risk artırıcı bir unsur olabilir. Özellikle şiddet içerikli oyunlara yoğun maruz kalma, çocuklarda şiddete karşı duyarsızlaşmaya neden olabilir. Burada önemli olan nokta, oyunların kendisinden ziyade çocuğun bu oyunlara neden yöneldiğidir. Çoğu zaman oyun bağımlılığı bir kaçış mekanizmasıdır; çocuk gerçek hayatta yaşadığı yalnızlık, başarısızlık, değersizlik ya da öfke gibi duygulardan uzaklaşmak için dijital dünyaya sığınır. Oyun içinde hissettiği güç ve kontrol duygusu, gerçek hayatta eksik olan duyguların bir telafisi haline gelir.Günümüzde zorbalık sadece okul bahçesinde yaşanmamaktadır. Fiziksel zorbalığın yanı sıra alay etme, dışlama, dedikodu yayma gibi sosyal zorbalıklar ve özellikle sosyal medya üzerinden yapılan siber zorbalıklar oldukça yaygın hale gelmiş durumda.”dedi.

DİJİTAL KULLANIM MUTLAKA SINIRLANDIRILMALI VE İÇERİK AÇISINDAN DENETLENMELİDİR

Bu tür deneyimlerin  çocuklar üzerinde ciddi psikolojik etkiler bırakabileceğini ifade eden Akgül,“Kaygı, özgüven kaybı, okula gitmek istememe, içe kapanma, hatta bazı durumlarda depresyon ve öfke patlamaları görülebilir. Uzun süre fark edilmeyen zorbalık, çocukta hem mağdur hem de zorba davranışların gelişmesine neden olabilir.Aileler burada çok kritik bir rol oynuyor. Öncelikle çocukla açık ve yargılamayan bir iletişim kurulmalı. “Bir şey mi oldu?” demek yerine, “Bugün okulda seni en çok ne mutlu etti, ne zorladı?” gibi daha güvenli sorular tercih edilmeli. Çocuk kendini ifade ettiğinde ise hemen çözüm sunmak yerine onu dinlemek ve duygusunu anlamak gerekir. Çocuğun davranışlarındaki değişimler dikkatle gözlemlenmeli; içe kapanma, ani öfke artışları, okuldan uzaklaşma gibi sinyaller ciddiye alınmalıdır. Dijital kullanım mutlaka sınırlandırılmalı ve içerik açısından denetlenmelidir. Yasaklayıcı ve cezalandırıcı tutumlar yerine rehberlik eden, sınır koyan ama aynı zamanda anlayan bir ebeveyn yaklaşımı benimsenmelidir. Okul ile iş birliği içinde olmak ve gerektiğinde bir ruh sağlığı uzmanından destek almak, bu tür risklerin önlenmesinde kritik öneme sahiptir. Eğer çocuk zorbalığa maruz kalıyorsa, bu durum kesinlikle küçümsenmemeli ve “kendini savun” gibi yaklaşımlarla yalnız bırakılmamalıdır. Aynı şekilde, çocuk zorbalık yapan taraftaysa da bu bir “yaramazlık” olarak görülmemeli altında yatan duygusal ihtiyaçlar ve öfke kontrolü mutlaka ele alınmalıdır. Önleyici olarak ise çocuklara empati becerisi kazandırmak, sınır koymayı öğretmek ve dijital ortamda güvenli davranışlar konusunda bilinçlendirmek büyük önem taşır. Unutulmamalıdır ki, erken fark edilen ve doğru şekilde müdahale edilen zorbalık, kalıcı hasarlar oluşmadan çözülebilir. Bu süreçte ailelere düşen en önemli görev çocuklarının davranışlarını yakından gözlemlemek, onlarla güven ilişkisini güçlü tutmak ve gerektiğinde profesyonel destek almaktan çekinmemektir.”dedi.