Gürsel Erol'dan TBMM'de siyaset ve devlet reformu çağrısı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada siyaset kurumunun itibar kaybına, milletvekillerinin karar alma süreçlerindeki etkisine ve kamu yönetimindeki sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

. Erol, siyasi partiler kanununun değiştirilmesi, özgürlükçü bir anayasanın hazırlanması ve devlet geleneklerini yaşatacak bir kamu reformunun hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.

"TÜRKİYE'NİN EN İTİBARSIZ KURUMU SİYASET KURUMU"

Milletvekillerinin farklı mesleki ve siyasi geçmişleri nedeniyle seçildiklerini belirten CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, siyaset kurumunun mevcut durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, "Biz illerimizden seçilmiş milletvekilleriyiz. Hepimizin kendimize göre siyasi partilerimizin bizi tercih edenlerin tercih etme gerekçeleri var. Bürokratik kariyerinizden dolayı, akademik kariyerinizden dolayı, seçim bölgenizdeki etkinizden dolayı, siyasi kariyerinizden dolayı hepimiz tercih edilmiş milletvekilleriyiz. Ama üzülerek söylüyorum ki şu anda Türkiye'nin seksen bir ilini gezin, dolaşın. Türkiye'nin en itibarsız kurumu şu anda hangisi denirse herhalde siyaset kurumu diye bir gerçekle karşılaşabiliriz" ifadelerine yer verdi.

Siyaset kurumunun yaptırım gücünü kaybettiğini dile getiren Erol, akademik dünyadan, bürokrasiden ve sivil toplum kuruluşlarından gelen milletvekillerinin kendi mesleklerinde daha fazla yaptırım gücüne ve işlerinden daha fazla mutluluk duyduklarına inandığını belirterek, "Burada aramızda akademik dünyadan, bürokrasiden gelen birçok milletvekilimiz var. Sivil toplum örgütlerinden gelen milletvekillerimiz var. İnanın ki meslek kuruluşlarında, akademik kariyerlerinde veya bürokratik kariyerlerinde milletvekilliğinden daha fazla yaptırım güçleri ve kendi yaptıkları işten de mutlulukları var" dedi.

"SİYASETİN İTİBARI GİTMİŞ, YAPTIRIM GÜCÜ YOK"

Mecliste iktidar ve muhalefet ayrımına rağmen bütün milletvekillerinin Türkiye Cumhuriyeti'ni temsil ettiğini vurgulayan Erol, siyaset kurumunun ülke meselelerinde ortak irade ortaya koyamadığını belirterek şöyle konuştu:

"Yani buraya geliyoruz, iktidarız, muhalefet. Ama hepimiz Türkiye Cumhuriyeti'nin milletvekiliyiz. Siyasetin itibarı gitmiş, yaptırım gücü yok. Gerçekleri konuşmuyoruz. Kendi seçmen kitlemize hitap ediyoruz. Ülkenin meselelerinde, devlet meselelerinde ortak irade koyamıyoruz. Herkes kendi bakış açısıyla bakıyor."

Kanun tekliflerinin değerlendirilmesi sürecinde milletvekillerinin özgür iradeleriyle hareket edip etmediğini sorgulayan Erol, "Şimdi söylüyorum. Buraya bir kanun teklifi geldiğinde AK Parti grubunun kanun teklifinin içeriğiyle ilgili bilgisi var mı? Yok. Peki muhalefet milletvekilleri kendi özgür iradeleriyle o kanun teklifine evet veya hayır oyu kullanıyor mu? O da yok. Yok, yok, yok. Ama itibarsızlaşan ne? Siyaset kurumu" ifadelerini kullandı.

"ÖNCE SİYASİ PARTİLER KANUNU DEĞİŞMELİ"

Türkiye'nin öncelikli sorunlarına değinen Erol, siyasi partiler kanununun değiştirilmesi gerektiğini belirterek, milletvekillerinin liderlerin kontrolünden bağımsız hareket edebilmesi gerektiğini dile getirdi. Erol, "Bu ülkenin öncelikleri var. Yani hepimizin öncelikleri var aslında. Önce siyasi partiler kanunu değişmeli. Liderlerin sultasının olduğu, liderlerin kontrolünde bir parlamento olmaz. Bir milletvekili kendine güvenecek. Seçmeninden güç alacak. Gerekirse genel başkanına bile, liderine bile meydan okuyabilecek. Var mı öyle bir yapı? Yok. Niye yok? Çünkü tercih eden o. Bir daha nasıl seçilirim? Onun hesabını yapacağız. Milletvekilliği buna dönmüş. Özel statülü devlet memuruyuz. İrade değil" dedi.

Geçmiş yıllarda uygulanan tercih sistemine de değinen Erol, 1991 yılında ve 1970'li yıllarda tercih sisteminin bulunduğunu hatırlatarak siyasi partiler yasasının değiştirilmesi ve tercih sisteminin yeniden gündeme alınması gerektiğini ifade etti. Erol, milletvekili sayısına ilişkin değerlendirmesinde ise "Kapının önüne kadar oturuyoruz, altı yüz milletvekili. Peki milletvekilinin etkisi sayısına mı bağlantılı? Değil. Niye altı yüz milletvekili? Bu ülkeye dört yüz milletvekili yeter" ifadelerine yer verdi.

"KAMUDA DA BİR KAMU DÜZENİ KALMAMIŞ"

Kamu yönetimindeki yapılanmaya ilişkin eleştirilerini de dile getiren Erol, devlet kurumlarında geçmişte bulunan kurumsal hafızanın ve denetim mekanizmalarının önemine dikkat çekti. Erol, "Yine bakıyorsunuz, kamuya bakıyorsunuz. İnanılmaz bir dağınıklık var. Devlet ciddiyeti kalmamış. Eskiden kamuyu temsil eden bürokratlar vardı. Her bakanlıkta müsteşar vardı. Ve müsteşarlar bakanlığının hafızasıydı. Teftiş kurulları vardı. Kamuda da bir kamu düzeni kalmamış" dedi.

"ÜLKENİN TEMEL SORUNLARINA ÇÖZÜM ÜRETMELİYİZ"

Konuşmasında Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu reformları üç başlık altında sıralayan Erol, "Yani bu bana göre üç tane önceliği var. Bir, özgürlükçü bir anayasa. İki, demokratik ve katılımcı bir siyasi partiler yasası, üç, devlet geleneklerini yaşatacak bir kamu reformu" ifadelerini kullandı.

Genel Kurulda yaşanan tartışmaların ülkenin temel sorunlarına çözüm üretme amacının önüne geçmemesi gerektiğini belirten Erol, grup başkanlarının tartışmalarına ve milletvekillerinin Genel Kurulun kapanışına ilişkin yaklaşımlarına dikkat çekti. Erol, "Yani burada konuşulan konular, her gün geliyoruz, grup başkanlarımızın birbirine laf yetiştirmeleri, tartışmaları, iki saat, üç saat gidiyor. Ondan sonraki kendi aramızdaki kulis, Genel Kurul ne zaman kapanacak? Peki Genel Kurulun kapanmasını yorumlayan milletvekilinin burada ne işi var? Ya burası yani ülkenin temel sorunlarına çözüm üretecek" dedi.

Farklı siyasi görüşlerin doğal olduğunu ancak ülke menfaatleri söz konusu olduğunda ortak hareket edilmesi gerektiğini vurgulayan Erol, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

"Haklı olabiliriz, düşüncelerimiz farklı olabilir. İşte CHP'de yeni parti ayrıldı, başka bir parti oldu. Doğaldır. Aynı partide aynı şeyleri de düşünmeyebiliriz. Ama ülkenin menfaatleri için ortak hareket edebilmeli, başarmalıyız diyorum."