Gürsel Erol'dan Güncel Koçi Bey Risalesi
Siyasetteki duruşu ve söylemleriyle farklı bir yerde duran, gençlik yıllarından beri siyasetin içinde olmasından kaynaklı tecrübe ve gözlemlerini açık yüreklilikle dile getirmekten çekinmeyen ilimiz CHP Milletvekili Gürsel Erol, siyasetin içine düştüğü itibar kaybına yönelik önemli tespitlerde bulundu.
Bununla da kalmayan Gürsel Erol, siyasetin en güvenilmeyen kurum olması konumundan kurtarılması adına da önemli bir formül ortaya koyarak adeta siyasetçilere yönelik manifesto niteliğinde bir konuşma yaptı. Hem de siyasetin ve ulusal iradenin tecelligahı olarak lanse edilen lakin liderlik sultası sebebiyle milli iradenin yansıması yerine liderlerin yansıması konumuna düşen TBMM’de…
Siyaseti sırf siyaset olsun, bir ya da birkaç dönem milletvekilliği yaparak hayatına değer katmak olarak görenlerin yanında, bu kurumu muhalefette olsa bile halka hizmet olarak görmekle birlikte işleyişteki hata, kusur, eksik ve yanlışları da görüp bunu genel başkan da olsa yüzüne söyleyebilecek ve bununla sessiz yığınların sesi olan, söylemleriyle “durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak” deme yürekliliğini göstermek adına ilkeli ve cesur siyaset adına yapanlar da var.
İşte Gürsel Erol, Türk siyasi hayatına doğruları haykıran ve siyasetçilerin kaybettikleri itibar ve onurlarını yeniden geri kazanmaları için çırpınan bir siyasetçi olarak çoktan geçti bile.
Bakın ne diyor Gürsel Erol siyasetçilere ve Genel başkanlara çağrı yaptığı manifestosunda:
“Siyasi partiler kanununun değiştirilmeli, özgürlükçü bir anayasa hazırlanmalı ve devlet geleneklerini yaşatacak bir kamu reformu acilen hayata geçirilmeli.”
Bu üç ilkeyi açarak örnekler de veriyor Gürsel Erol:
“Türkiye'nin en itibarsız kurumu şu anda hangisi denirse herhalde siyaset kurumu diye bir gerçekle karşılaşabiliriz. Burada aramızda akademik dünyadan, bürokrasiden gelen birçok milletvekilimiz var. Sivil toplum örgütlerinden gelen milletvekillerimiz var. İnanın ki meslek kuruluşlarında, akademik kariyerlerinde veya bürokratik kariyerlerinde milletvekilliğinden daha fazla yaptırım güçleri ve kendi yaptıkları işten de mutlulukları var. Yani buraya geliyoruz, iktidarız, muhalefet. Ama hepimiz Türkiye Cumhuriyeti'nin milletvekiliyiz. Siyasetin itibarı gitmiş, yaptırım gücü yok. Gerçekleri konuşmuyoruz. Kendi seçmen kitlemize hitap ediyoruz. Ülkenin meselelerinde, devlet meselelerinde ortak irade koyamıyoruz. Herkes kendi bakış açısıyla bakıyor. Bu ülkenin öncelikleri var. Yani hepimizin öncelikleri var aslında. Önce siyasi partiler kanunu değişmeli. Liderlerin sultasının olduğu, liderlerin kontrolünde bir parlamento olmaz. Bir milletvekili kendine güvenecek. Seçmeninden güç alacak. Gerekirse genel başkanına bile, liderine bile meydan okuyabilecek. Var mı öyle bir yapı? Yok. Niye yok? Çünkü tercih eden o. Bir daha nasıl seçilirim? Onun hesabını yapacağız. Milletvekilliği buna dönmüş. Özel statülü devlet memuruyuz. Kapının önüne kadar oturuyoruz, altı yüz milletvekili. Peki, milletvekilinin etkisi sayısına mı bağlantılı? Değil. Niye altı yüz milletvekili? Bu ülkeye dört yüz milletvekili yeter. Devlet ciddiyeti kalmamış. Eskiden kamuyu temsil eden bürokratlar vardı. Her bakanlıkta müsteşar vardı. Ve müsteşarlar bakanlığının hafızasıydı. Teftiş kurulları vardı. Kamuda da bir kamu düzeni kalmamış"
Tüm benliğimiz ve yüreğimizle Gürel Erol’un Mecliste dile getirdiği bu düşüncelerin altına imzamızı atarız. Gözlemler ve yaşanmışlıkların yansıması bu görüşlere katılmayan biri de olamaz.
Gürsel Erol, bu konuşması ile âdete güncel bir Koçi Bey Risalesi ortaya koymuştur.
Koçi Bey Risalesi, 17. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nun duraklama dönemine giriş nedenlerini inceleyen ve çözüm önerileri sunan, IV. Murat (1631) ile Sultan İbrahim'e (1640) sunulmuş eleştirel devlet raporlarıdır. Osmanlı tarihinde bir padişaha sunulan ilk kapsamlı yazılı ıslahat/eleştiri niteliğindeki risaleler olması yönüyle de önemlidir.
Gürel Erol’un bu açıklamasına tüm siyasi liderler ve kamu yöneticileri kulak kesilmeli ve daha da itibarsız hale gelmemeleri için adım atmalıdırlar.