Gürsel Erol'dan CHP'ye yol haritası
Kanal Fırat ekranlarında Zeki Akbıyık'ın hazırlayıp sunduğu Gündem programına konuk olan CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, Cumhuriyet Halk Partisi'nde yaşanan son gelişmelerden kendisine yönelik iddialara kadar birçok konuda dikkat çeken açıklamalarda bulundu. CHP'deki tartışmalara ilişkin uzlaştırıcı bir dil kullanan Erol hem Özgür Özel'e hem de Kemal Kılıçdaroğlu'na önemli mesajlar verirken, 'Ben ne Kemal Kılıçdaroğlu'nun ne de Özgür Özel'in milletvekiliyim. Ben Cumhuriyet Halk Partisi'nin milletvekiliyim.' sözleriyle duruşunu net şekilde ortaya koydu.
Haberin Özeti
- • CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, "Ben ne Kemal Kılıçdaroğlu'nun ne de Özgür Özel'in milletvekiliyim, ben Cumhuriyet Halk Partisi'nin milletvekiliyim" diyerek duruşunu netleştirdi.
- • Erol, partideki tartışmalara uzlaştırıcı bir dille yaklaşarak, kırgınlıkların sona ermesi ve tüm demokratların ortak zeminde buluşması gerektiğini vurguladı.
- • Gürsel Erol, Genel Başkan Özgür Özel'in kendilerini "mutlak butlan" savunucusu değil, kurultay isteyen isimler olarak nitelemesini önemli ve doğru buldu.
CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, Kanal Fırat ekranlarında yayınlanan ve usta gazeteci Zeki Akbıyık'ın hazırlayıp sunduğu Gündem programında gündeme damga vuracak değerlendirmelerde bulundu.
Cumhuriyet Halk Partisi'nde yaşanan kurultay tartışmaları, mutlak butlan süreci, Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasında yaşanan gerilim, partiden ayrılan isimler ve kendisi hakkında ortaya atılan iddialara ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulunan Erol, taraf olmanın değil çözüm üretmenin peşinde olduğunu söyledi.
Cumhuriyet Halk Partisi'nin kişilerin değil, Cumhuriyet'in temel kurumlarından biri olduğuna dikkat çeken Erol, partinin yeniden güçlenebilmesi için kırgınlıkların sona ermesi, kurultay sürecinin tamamlanması ve tüm demokratların yeniden ortak zeminde buluşması gerektiğini ifade etti.
Program boyunca zaman zaman dikkat çeken çıkışlar yapan Erol, hem CHP'nin geleceğine ilişkin önerilerini paylaştı hem de hakkında ortaya atılan iddialara sert ifadelerle yanıt verdi.
“BEN NE KEMAL KILIÇDAROĞLU'NUN NE DE ÖZGÜR ÖZEL'İN MİLLETVEKİLİYİM”
Cumhuriyet Halk Partisi'nde yaşanan tartışmalarda hiçbir zaman taraf olmadığını ifade eden Gürsel Erol, kendisini herhangi bir ismin değil Cumhuriyet Halk Partisi'nin milletvekili olarak gördüğünü söyledi.
Mutlak butlan tartışmalarının başladığı ilk günden itibaren aynı duruşu sergilediğini belirten Erol, "Ben ne Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun ne de Sayın Özgür Özel'in milletvekiliyim. Ben Cumhuriyet Halk Partisi'nin milletvekiliyim." dedi.
Parti içerisinde hatalar yapıldığını kabul eden Erol, buna rağmen çözümün ayrışmak değil aynı çatı altında demokratik mücadeleyi sürdürmek olduğunu vurguladı.
Atatürk'ün Cumhuriyet Halk Partisi'ni Cumhuriyet ile birlikte en büyük iki eserinden biri olarak gördüğünü hatırlatan Erol, bu nedenle yaşanan kişisel tartışmaların partinin önüne geçirilmesini doğru bulmadığını ifade etti.
Cumhuriyet Halk Partisi'nin herhangi bir genel başkanın değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu iradesinin partisi olduğunu söyleyen Erol, bütün mücadeleyi de bu anlayışla yürüttüğünü dile getirdi.
“ÖZGÜR ÖZEL DE DURUŞUMUZU DOĞRU OKUDU”
Kamuoyunda oluşturulmaya çalışılan algının gerçeği yansıtmadığını belirten Gürsel Erol, Özgür Özel'in Halk TV'de yaptığı açıklamanın kendileri açısından önemli olduğunu söyledi.
Özgür Özel'in kamuoyu önünde kendisi, Ali Öztunç ve Engin Altay'ın mutlak butlanı savunan isimler olmadığını açıkça ifade ettiğini belirten Erol, "Sayın Genel Başkan, bizim parti içerisinde kurultayın yapılmasını isteyen insanlar olduğumuzu söyledi. Bunun doğru tespit edilmesi önemliydi." ifadelerini kullandı.
Genel Başkan Özgür Özel ile yapılan görüşmelerde parti içerisindeki iletişimin yeniden kurulmasına katkı sunduklarını belirten Erol, amaçlarının hiçbir zaman taraflardan birini desteklemek değil, yaşanan krizin çözümüne katkı sağlamak olduğunu kaydetti.
Kurultay sürecinin demokratik yollarla tamamlanmasının Cumhuriyet Halk Partisi'nin geleceği açısından zorunlu olduğunu ifade eden Erol, kişilerin değil partinin kazanması gerektiğini söyledi.
“AYRILMAK DEĞİL, PARTİ İÇİNDE MÜCADELE ETMEK GEREKİR”
Cumhuriyet Halk Partisi'nden ayrılan isimlere de değinen Gürsel Erol, hiçbir arkadaşını tercihinden dolayı eleştirmediğini belirtti.
Ayrılan isimlere "Gitmeyin." demediğini ifade eden Erol, yalnızca bazı isimlere biraz daha sabırlı olmalarını tavsiye ettiğini söyledi.
Kurultayın yapılmasıyla birlikte birçok sorunun çözülebileceğine inandığını belirten Erol, "Benim mücadelem Cumhuriyet Halk Partisi'nin içerisinde devam edecek. Partiyi terk ederek değil, parti içerisinde kalarak demokratik mücadele yürütülmesi gerektiğine inanıyorum." dedi.
Partiden ayrılan isimlerin geçmişte verdikleri emeğin unutulmaması gerektiğini de ifade eden Erol, yıllarca birlikte mücadele ettiği arkadaşlarına teşekkür ederek, siyasi tercihlerinden dolayı kimseyi suçlamayacağını dile getirdi.
Cumhuriyet Halk Partisi'nin yeniden toparlanabilmesi için herkesin kırmadan, dökmeden ve birbirini ötekileştirmeden ortak zeminde buluşması gerektiğini söyleyen Erol, asıl hedefin partiyi yeniden iktidara taşıyacak birlik ruhunu oluşturmak olduğunu vurguladı.
“1994'TEN DERS ÇIKARMALIYIZ”
Türkiye'de sol siyasetin yıllardır aynı hataları yaptığını ifade eden Gürsel Erol, geçmişte yaşanan bölünmelerin seçim kayıplarına neden olduğunu söyledi.
1994 yerel seçimlerini örnek gösteren Erol, sol partilerin bölünmesi nedeniyle Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin kaybedildiğini hatırlattı.
Bugün de benzer hataların tekrar edilmemesi gerektiğini belirten Erol, seçim sonrasında birleşmenin hiçbir anlam taşımadığını, asıl birleşmenin seçimden önce gerçekleşmesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye'nin yüzde 50 artı 1 sistemiyle yönetildiğini hatırlatan Erol, alınacak her oyun büyük önem taşıdığını belirterek, iki ayrı siyasi yapının seçim öncesinde yeniden ortak zeminde buluşmasının Türkiye açısından da Cumhuriyet Halk Partisi açısından da önemli olduğunu dile getirdi.
Geçmişte DSP'den ayrılan isimlerin yeniden CHP çatısı altında buluştuğunu, Muharrem İnce ve Mustafa Sarıgül örneklerinin de bunu gösterdiğini belirten Erol, ayrışmanın değil birlikteliğin kazandıracağını söyledi.
“BENİM TARAFIM HERHANGİ BİR GENEL BAŞKAN DEĞİL, CHP'NİN İKTİDARIDIR”
Programda Cumhuriyet Halk Partisi'nin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gürsel Erol, kişilere bağlı bir siyaset anlayışını hiçbir zaman benimsemediğini söyledi.
"Benim tarafım herhangi bir genel başkan değildir. Benim tarafım Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar olmasıdır." diyen Erol, bu nedenle hem Kemal Kılıçdaroğlu'na hem de Özgür Özel'e aynı mesafede yaklaştığını ifade etti.
Kemal Kılıçdaroğlu'na açık çağrıda bulunduğunu belirten Erol, kurultay tarihinin bir an önce açıklanması ve aday olmayacağını kamuoyuna ilan etmesinin parti açısından en doğru adım olacağını dile getirdi.
Geçmişte yaşanan kırgınlıkların ve hataların geride bırakılması gerektiğini vurgulayan Erol, Cumhuriyet Halk Partisi'nin yeniden toplumun umut bağladığı bir siyasi hareket haline gelmesi için demokratik sürecin işletilmesinin zorunlu olduğunu söyledi.
Kurultayın ardından partiyi iktidara taşıyabilecek ortak aklın oluşturulması gerektiğini belirten Erol, kişisel hesapların değil, partinin geleceğinin ön planda tutulmasının önemine dikkat çekti.
“BİAT EDENLER DEĞİL, TOPLUMDA KARŞILIĞI OLANLAR YÖNETMELİ”
Türk siyasetindeki en önemli sorunlardan birinin liyakat yerine bağlılık anlayışı olduğunu söyleyen Gürsel Erol, parti yönetimlerinin toplumda karşılığı bulunan isimlerden oluşması gerektiğini ifade etti.
Sorgulamayan, her söylenene "Evet" diyen siyasetçilerin sistem içerisinde daha kolay yükseldiğini belirten Erol, buna karşın sorgulayan, itiraz eden ve gerektiğinde rakip olabilen isimlerin ise tasfiye edilmeye çalışıldığını söyledi.
Bugüne kadar hiçbir genel başkanın isteğine göre siyaset yapmadığını ifade eden Erol, Meclis Başkanvekilliği ve Grup Başkanlığı seçimlerinde de genel merkezin tercihinden bağımsız olarak aday olduğunu ve milletvekillerinden önemli destek aldığını hatırlattı.
Parti yönetimlerinde toplum karşılığı olmayan ancak sadece genel merkeze yakınlığıyla görev alan isimlerin bulunduğunu belirten Erol, gerçek siyasetin ise seçmenin desteğini alarak yapılabileceğini ifade etti.
Elazığ'ın kendisine kazandırdığı dik duruşu siyasetin her döneminde koruduğunu söyleyen Erol, doğru bildiği konularda hiçbir zaman geri adım atmadığını dile getirdi.
“SİYASETTE MAKAMLAR DEĞİL, BIRAKILAN İZ ÖNEMLİDİR”
Konuşmasında aile geçmişine de değinen Gürsel Erol, büyük dedesi Diyap Ağa'yı örnek göstererek siyasette asıl önemli olanın makamlar değil, geride bırakılan eserler olduğunu söyledi.
Diyap Ağa'nın yalnızca bir dönem milletvekilliği yapmasına rağmen aradan geçen yaklaşık bir asra rağmen hâlâ Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde örnek gösterildiğini ifade eden Erol, kalıcı olanın görev süresi değil, milletin hafızasında bırakılan iz olduğunu belirtti.
Eğer tek hedefinin yeniden milletvekili seçilmek olduğunu düşünseydi çok daha kolay yolları tercih edebileceğini ifade eden Erol, ülkenin geleceği açısından yanlış gördüğü hiçbir sürece sessiz kalmayacağını söyledi.
Cumhuriyet Halk Partisi'nin Atatürk'ün emaneti olduğunu vurgulayan Erol, bu köklü yapının kişisel hesaplarla yıpratılmasına hiçbir zaman izin vermeyeceğini dile getirdi.
“GENEL BAŞKANLIK ONURLU BİR GÖREVDİR AMA KİŞİSEL HIRSLA OLMAZ”
Kamuoyunda zaman zaman gündeme gelen genel başkan adaylığı tartışmalarına da değinen Gürsel Erol, bu konunun kişisel bir kararla değerlendirilemeyeceğini söyledi.
Parti örgütlerinde ve milletvekilleri arasında bu yönde talepler olduğunu bildiğini belirten Erol, buna rağmen bugün çıkıp "Adayım" ya da "Kesinlikle aday değilim" demenin doğru olmayacağını ifade etti.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı'nın her siyasetçi için büyük bir onur olduğunu dile getiren Erol, önemli olanın kişisel hedefler değil, partiyi iktidara taşıyabilecek en güçlü ismin ortak akılla belirlenmesi olduğunu kaydetti.
Kurultay sürecinde kamuoyu araştırmalarının, örgütlerin görüşlerinin ve milletvekillerinin değerlendirmelerinin dikkate alınması gerektiğini belirten Erol, adayın kişisel hırslarla değil, partinin ihtiyaçları doğrultusunda belirlenmesi gerektiğini söyledi.
HAKKINDAKİ İDDİALARA SERT TEPKİ: “HEM HUKUKİ HEM SİYASİ HESABINI SORACAĞIM”
Programın son bölümünde hakkında ortaya atılan iddialara da geniş yer ayıran Gürsel Erol, yaklaşık üç yıldır belirli aralıklarla aynı iddiaların yeniden gündeme getirildiğini söyledi.
Bu süreçte hukuki bütün girişimleri yaptıklarını belirten Erol, haklarında ortaya atılan tüm iddiaların araştırılması için savcılığa başvurduklarını, şantaj, dolandırıcılık, tehdit ve hakaret suçlarından da gerekli davaları açtıklarını ifade etti.
Kamuoyunda dolaşıma sokulan iddiaların yargı tarafından araştırılmasını kendilerinin talep ettiğini söyleyen Erol, "Eğer bir haksızlık yapmışsak bedelini öderiz. Ama kimsenin bize karşı böyle bir haksızlık yapmasına da izin vermeyiz." dedi.
Ortaya atılan iddiaların arkasında siyasi hesaplar bulunduğunu düşündüğünü belirten Erol, hukuk önünde bu sürecin takipçisi olacaklarını, aynı zamanda siyasi boyutunun da ortaya çıkarılması için mücadele edeceklerini söyledi.
Basın mensuplarına da çağrıda bulunan Erol, tek taraflı iddialar yerine dava dosyalarının ve resmi başvuruların da incelenmesi gerektiğini belirterek, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesinin önemine dikkat çekti.
Kendisine yönelik tehdit iddialarının da gerçeği yansıtmadığını ifade eden Erol, "Ben sıradan bir insan değilim ki kaba kuvvet uygulayayım. Benim korumalarım devletin polisidir. Bu tür iddiaların hiçbir ciddiyeti yok." ifadelerini kullandı.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına son paylaşımlar nedeniyle yeniden suç duyurusunda bulunacaklarını açıklayan Erol, iddiaların doğru ya da yanlış olduğunun yargı tarafından ortaya konulmasını istediklerini belirterek, sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarını söyledi.
