Çocuğunuzun duygusunu mu dinliyorsunuz, davranışını mı düzeltiyorsunuz?

Ebeveynlik kavramının yalnızca çocuğun davranışlarını yönetmek değil, onun duygularını anlayabilme sanatı olduğunu ifade eden Psikolog Hilal Sarıbay Göçer,'Günümüzde çocuk gelişimi alanında yapılan çalışmalar, ebeveynlerin çocuklarına yaklaşım biçiminin onların kişilik gelişimi, özgüveni ve duygusal dayanıklılığı üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir'dedi.

Haberin Özeti

  • Psikolog Hilal Sarıbay Göçer, ebeveynliğin çocuğun davranışlarını yönetmenin ötesinde, duygularını anlama sanatı olduğunu belirtti.
  • Göçer, "sol" ve "sağ beyinli" ebeveynlik yaklaşımlarının tamamlayıcı olduğunu, sağlıklı ebeveynliğin duygu ve disiplin dengesi gerektirdiğini vurguladı.
  • Çocukların davranışlarının altındaki duygusal mesajları anlamanın, güvenli bir bağ kurarak akademik başarı ve ruh sağlığını olumlu etkilediği ifade edildi.

Hilal Sarıbay Göçer,”Son yıllarda ebeveynlik üzerine yapılan değerlendirmelerde sıkça kullanılan “sol beyinli ebeveyn” ve “sağ beyinli ebeveyn” kavramları, beynin baskın olarak hangi yarım küresini kullandığımızı ifade etmez. Bu kavramlar, ebeveynlerin çocuklarıyla kurdukları iletişim biçimini açıklamak amacıyla kullanılan sembolik bir anlatımdır.

Sol beyinli ebeveyn, daha çok mantık, düzen ve sonuç odaklıdır. Kurallar koyar, çözüm üretmeye çalışır ve çocuğun sorumluluk kazanmasını önemser. Böyle bir ebeveyn için disiplin, düzen ve başarı ön plandadır. Çocuk düştüğünde ilk soru çoğu zaman “Nasıl düştün?” ya da “Bir dahaki sefere daha dikkatli ol.” olur.

Sağ beyinli ebeveyn ise öncelikle çocuğun duygusunu fark etmeye çalışır. Davranışın arkasındaki nedeni anlamaya odaklanır. Çocuk ağladığında önce “Canın çok yanmış olmalı.” diyerek onun duygusuna eşlik eder. Bu yaklaşım, çocuğun kendini anlaşılmış ve güvende hissetmesini sağlar.

Ancak burada önemli olan nokta, bu iki yaklaşımın birbirine rakip değil, birbirini tamamlayan özellikler taşımasıdır.

Sadece kurallara odaklanan bir ebeveynlik modeli, çocuğun duygularını ifade etmekte zorlanmasına neden olabilir. 
Buna karşılık yalnızca duyguların ön planda tutulduğu ve sınırların yeterince belirlenmediği bir aile ortamı da çocuğun sorumluluk alma ve öz denetim becerilerini olumsuz etkileyebilir”dedi.

Sağlıklı ebeveynlik, duygu ile disiplin arasında denge kurabilmeyi gerektirir.

Hilal Sarıbay Göçer,”Örneğin öfke nöbeti geçiren bir çocuğa “Ağlamayı kes.” demek yerine, önce “Şu an çok öfkelendiğini görüyorum.” diyebilmek, ardından sakinleştiğinde birlikte çözüm aramak çok daha işlevsel bir yaklaşımdır. Çünkü çocuklar, kendilerini anlaşılmış hissettiklerinde yetişkinlerin yönlendirmelerine daha açık hâle gelirler.

Araştırmalar, erken çocukluk döneminde kurulan güvenli ilişkinin; akademik başarıdan sosyal ilişkilere, stresle baş etme becerisinden ruh sağlığına kadar yaşamın birçok alanını etkilediğini ortaya koymaktadır. Bu güvenli bağ ise yalnızca sevgiyle değil; tutarlı sınırlar, empati ve etkili iletişimle gelişmektedir.

Ebeveynler çoğu zaman çocuklarının davranışlarını değiştirmeye odaklanırken, davranışın altında yatan duyguyu gözden kaçırabilmektedir. Oysa her davranış, çocuk için bir mesaj niteliği taşır. Bazen öfke, anlaşılma ihtiyacını; bazen inatçılık, kontrol isteğini; bazen de sessizlik, görünmeyen bir kaygıyı ifade eder.

Çocuk yetiştirirken asıl soru “Çocuğum neden böyle davranıyor?” değil, “Çocuğum bana ne anlatmaya çalışıyor?” olmalıdır.

Unutulmamalıdır ki çocuklar, kendilerini yargılayan değil anlayan; sadece seven değil aynı zamanda güven veren ebeveynlerle büyüdüklerinde hem duygusal hem de sosyal açıdan daha güçlü bireyler olarak yetişebileceğini ifade etti.